akıl, irade, aklın kavrayabildikleri, aklın kayrayamadıkları ve hakikat üzerine.

Please log in or register to like posts.

‪aklın idrak edemediği meselelerin mevcut oluşu idrak kavramının oluşmasını sağlar. kötülük kavramı olmadan iyilik kavramı oluşamayacağı ve dolaylısıyla irade kavramının vasıfsız kalacağı nasıl kesin ise aklın idraktan hali olduğu meselelerin mevcut olması da aynı şekilde akıl kavramının mevcut olabilmesi için lazımdır. yani zıttı hasıl olmayan bir kavramın kendisi hasıl olamaz. aklın idraktan noksan kaldığı meseleleri reddetmek, dolaylı yoldan aklın kendisini reddetmek demektir. kabul etsek de etmesek de tabiatın düzeni zıtlıkları barındırır niteliktedir ve düzenin işlemesi, mahlukların bu düzeni kabul etmesi yahut etmemesi ile alakalı değildir. yani aklın idrak edemediği meseleleri kabul etmemek, yahut böyle meseleleri noksan olarak addetmek aslında kendi noksanlığımızı öne sürmekten başka bir şey değildir. yok saymak yahut görmezden gelmek, iradesi zayıf ve kibirli insanların; yenilgiyi kabul etmek ve yanlış düşüncelere sahip olma ihtimalini daima göz önünde bulundurmak ise erdemli ve alçakgönüllü insanların hasletidir. irade ise bizlere bu ayrımı yapabilmek namına bahşedilmiş bir veli nimettir. insan, tüm nefsi duygu ve düşüncelerinden ayrıldığında yahut böyle bir ihtimali düşünerek fikretmeye yeltendiğinde hakikate bir nebze daha muktedir olmaya muvaffak olacaktır. aksi halde ne aklın idraktan hali olduğu meseleleri kabul edip erdemli bir düşünce yapısına sahip olabilmek ne de ıssız bir çöl misali olan yalnız olduğumuz şu hayatta batıl düşüncelerden etkilenmeden hakikat yolunda yol kat edebilmek mümkün olacaktır. hakikat yolunda yol kat etmeyi hakiki manada isteyen insanlar hakikatin aklın idrak edemeyeceği bir şekle bürünme ihtimalini zihninden bir an dahi çıkarmamalı, sonsuz gibi gözüken akıl deryasının sınırının fıtratı gereğince beyninin ön lobunda olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır. aksi halde zamanın başlangıcından bu güne kadar gelmiş ve aklın sınırını kabul edememiş tüm mütefekkirlerin sonu gibi hazin bir son ile karşılaşmak muhtemel olacaktır. velhasıl akıl, insanı eşref-i mahluk seviyesine yükselten büyük ve mükemmel bir nimet olduğu kadar, acziyeti ve noksanlığı kabullenmek yükünü omuzlarımıza yükleyen, kabullenmeyi reddetmekle ise bizi kibre ve çeşitli batıl silsilelere yönlendiren naciz fakat aciz bir nimettir.‬

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir