Araf Kuşatması

Please log in or register to like posts.

 

Ne kadar da huzur kokuyor burası; rüzgâr desem sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi, ya kuşlar, kulaklarımı kendilerine hayran etmek için birbirleri ile yarış içerisinde, sırtımı kendisine emanet ettiğim toprak ise evimdeki yatağımdan rahat. Gözlerim ise bu huzur dolu yeri görecek kadar hazır değil henüz. Acaba diyorum gerçek mi bunlar, acaba gözlerimi açınca hepsi bir anda kaybolacak mı yoksa bana eşlik mi edecekler. Evet, bir cesaret açıyorum gözlerimi ve beklenen an; hepsi gerçek, tepemde kocaman ceviz ağacı, üstünde binbir çeşit kuş, gökyüzü masmavi, güneş mavinin içinde kendini gösterme çabasında ve ben, yere uzanmış gönül kafesimi dinlendiriyorum.

Şu an buraya nasıl geldiğimi bilmesem de keyfimi hiç bozmaya niyetim yok. Hatta biraz Kristof Kolomb’culuk yapsam fena da olmaz, malum gönül kafesi bu devirde uzun süre bir yerde kalmıyor kıta kıta geziyor. İlk olarak ceviz ağacının o muhteşem gövdesini keşfe çıkmak için yerden kalktığımda; karşımda başlangıcı ve sonu olmayan, boydan, saydam cam desem cam değil, ayna desem ayna değil, kısacası ismini bilmediğim bir cisim. Anlaşılan burası o kadar da huzur veren bir yer değil, ben neredeyim, nerden geldim buraya, kim getirdi beni.

-Hey, kimse yok mu? Hadi biri çıksın ve bunun bir şaka olduğunu söylesin. Bu şeyde kırılmıyor, hay aksi bunun bir yerde çıkışı olmalı.

-Yok, yarım saat geçti ve ben hala buradayım. Kimse de yok, şu kuşlar da susmadı gitti. Bir susun artık yeter!

-Ah kafam bu da neydi şimdi. O kadar şeyin üstüne -kafama ceviz- senin de düşmen, tam sırasıydı. Yalnız bu bildiğim cevizlerden değil. Üstünde kocaman harflerle “TEBESSÜM” yazıyor. İçini açtığımda ise küçük bir kâğıtta, “Çıkış kapısının anahtarlarından biri, hayatında tebessüm ettiğin vakitleri bulmak.” Anahtar orda bir yerde saklı.

Bundan kolay ne var demek isterdim ama benim tebessüm ettiğim vakit yoktu ki. Ancak başka çaremde yok sanırım. Düşün Adem düşün bir yerde, bir zamanda etmiş olmalıyım. Acaba annemin, babamın, kardeşlerimin, öğrencilerimin yanında nerde bu tebessüm. Ah Adem unutkan da bir insansın şimdi tüm anıları nasıl hatırlayacaksın ki demeden ismini bilmediğim ama aynaya benzettiğim şey üzerinde yaşantılarım belirdi. Hızlandırılmış film sahnelerini izler gibi izliyordum. Birkaç yerde tebessüm ettiğime rastladım ama istemeyerek rol icabı etmiş olduğumdan anahtarı oralarda yoktu. Ayrıca oynatılan başrolünde kendimin olduğu film süresininde bitmesine az kalmıştı.

-İşte buldum, kesin burada olmalı. Çünkü ilk defa orda karşılıksız insanlara gülümseyen birini görmüştüm. Hatta göz göze geldiğimizde içten tebessümle kendisini selamlamıştım. Doğruda tahmin etmişim anahtar, onun evinin bahçesinin kapısının üstündeydi. Hemencecik oradan aldım anahtarı.

-Eee bitmedi mi oyun buldum anahtarı artık bu kafesten çıkmam gerekmiyor mu demeye kalmadan kafama yine ceviz düşüverdi. Bu sefer üzerinde kocaman harflerle “MUHABBET” yazıyordu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir