Aramızdaki tek mesafe konum olsun.

Please log in or register to like posts.

Varlığıyla bize iyi gelen insanlar uzakta olabilir.
Bazen 850 / 900 Km uzaktayken bile yanımızda hissedebileceğimiz; iyi ki varsın dediğimiz dostun olması, yazarın da dediği gibi insana bir armağan gibidir..
Aramızda 900 Km var ama samimiyeti hissedince bir an kadar uzaktayız dostum diyebiliyor insan.. İyi gelen insanların uzakta olduğu bu dünyada, iki şehir arası mesafe Km ile ölçülmemeli bence. Bir bildirim kadar uzakta diye düşünmek çok daha güzel.
Aramızdaki tek mesafe konum olmalı..
Aynı gökyüzünün altında; aynı gün ve geceyi yaşıyoruz.
Belki mevsimler değişkenlik gösteriyor ama bir kelime; daralan ruhumuzu ferahlatabilir, üşüyen kalbimizi ısıtabilir.
Tamam; üşüdüm deyince ellerini ısıtmaz ama bazen bir kelime ile günlerce tepeden tırnağa etki altında kalınabiliyor. Ruhu serinleten, kalbi ısıtan insanlara, iyi ki varsın demekten korkmayın. Kelimelerin, bazen uzak mesafelerden de olsa güneş ışığı gibi içimizi ısıtacak güçte olduğu gerçeği varken..geç kalmayın.
Sahi, iyi gelen insanlar neden hep uzaktalar?
Bu sorunun cevabı bulunmadı değil mi?
Haydi düşünelim..
Uzaklık diye bir yer var ve huzur veren insanlar orada olabiliyorlar. Hayat işte.. Uzakta olmasalar belki farkında olmayacağız. Birimizin yanından geçip, tanışmayacağız, tesadüfen aynı karenin arkaplanında yer alıp da bilmeyeceğiz, aynı yollardan aynı hedeflere yan yana gitmenin iyi geleceği insanların; birbirinden habersiz olma ihtimali, uzaklık ve yakınlık mesafesinin ölçütünü tamamen değiştiriyor. Tüm bu ihtimaller uzaklık bazen en yakınımızdadır dedirtiyor. Ne çok ihtimalin yanından geçtiğimizi özetlemiyor mu şair.. Her ihtimali düşünelim ama tesadüf demeyelim. Zira hayat tesadüf üzeri olmayacak kadar düzenli ve kader örgüsüyle hayranlık bırakan bir düzenle ilerliyor.
Uzakta olmaya rağmen yakın olabilmek çok etkileyici ama zorlukları yok mu? Yakınlık kadar değerli bir şey yok elbette. Zaten uzaktayken de yakınlık umuduna tutunmuyor muyuz? Neşet Ertaş’ın dediği gibi; “Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez.”
Uzak yolları bir anda geçebilmek için bir kalbimiz var, ona tutunalım.
Hele de en derin mevzu; kalabalıklar içindeki yalnızlığımızın dermansızlığı ile cebelleştiğimiz bu çağda tutunabileceğimiz bir dost varsa.. Ve her durumda bize iyi gelen bir insan biriktirmişsek ayrıntılara boğulmadan, farklı konumlarda olsa da aynı hisleri bölüşebildiğiniz o insana sahip çıkmalı.
Mesafelerin zorluğundan yakınıyoruz, haklı halimiz var.
Tıpkı hayatın, soluk aldığımız anlarla değil nefesimizi kesen anlarla ölçüldüğü gibi bazen mesafeler de bir nehir girdabında kalmak gibi, nefessiz bırakıyor insanı..
Bazen yan yana oturan, aynı tencereden yemek yiyip aynı şişedeki suyu içip aynı odanın ışığında kitap okuyup aynı diş macununu kullanan insanlar o kadar uzaktır ki; beraber izledikleri filmde, dinledikleri şarkıda, okudukları sakız falında bile birbirlerinden öyle ayrı dünyalardadırlar.. Ama uzaklıkta olmasına rağmen yakın olan insanlar birbirinden habersizce dahi aynı kitabı okuyup, aynı filmi izleyebiliyorlar. Aynı cümlelerin altını çizip, filmin aynı yerinde duygulanabiliyorlar. Bu aynı gökyüzünde, ayrı güneş ışığı arayanlara, uzaklığın sadece mesafeden ibaret olduğunu, hissetmek için ruhumuza bakmamız gerektiğini kanıtlıyor.
Tabi hissetmek bazen tedirginliği de yanında getiriyor. Korkuyor insan; bu kadar uzaktasın, bir şey olsa yetişemeyeceksin. Canı yansa ilk siz koşacakken ulaşamayacaksınız bile.. Zaten sizi aramaz ki diyor insan. Ya hiç söylemezse, ya hiç bahsetmezse, iyiyim der ve üzülmeyelim diye yanında olmamız gereken anda, onun canı yanarken biz saçma tripler atar, ya da garip sevimlilikler peşinde koşarsak ne hisseder diye düşünüyorsunuz.
Aramızda o kadar mesafe varken, yanında hissettiren kelimelerin huzuru varken bir de susmalarını koyma aramıza diye dertlenmek şehrine gidememek hüznü üzüyor. Sanki yol tabelaları kırgınlıkları gösterecekmiş gibi gelir, gidemedikçe uzar yol..
Sahi uzaklık yollarla aşılır, ya aramızdaki görünmeyen yolları nasıl aşacağız diye düşünmek çaresizlik oluyor.
Siz siz olun; o kadar mesafeye, o kadar kalabalığa rağmen “çevrimiçi, yazıyor..” diye günler, geceler boyu emojilerinize anlam yükleyen, bir bildiriminiz için tuş kilidi açma kapama rekoru kıran insanları üzmeyin. Mesafelerin konumdan ibaret sayıldığı, ses telleri arasına konan kuşların ritmiyle kalpleri huzur bulan dostluklar değerlidir.


Ah dostlar.. belki tokalaşmadığımız, bedenlerimizle selamlaşmadığımız, kızınca gülünce şaşırınca ne tepki vereceğini bilemeyeceğimiz insanın bir cümlesi her şeyini özetleyebiliyor. Bir cümle bazen hayatınız boyunca size umut veya hüzün olabilir. Veda etme şansı bulamayacağımız uzaklıktaki insanlara son sözümüz ardımızda bırakacağımız bir enkazın tabelası olabilir. Siz siz olun umutla kal diyince gitmeyin..kalın.
Görüşürüz diyince anlayın ki; Gör’üşürüz diyordur. Üşütmeyin, görün.. kelimeler bazı anlamlara gelmiyor diyor yine bir yazar.. kelimeler yine çok anlam yüklü. En iyisi susmak. Sahip olduklarımızı kaybetmemek için çabalayıp umut olmak lazım. Umudunuz tükenmesin, mesafelerin ömrü kısalsın.. Umutla kalın.

| # U m u t

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir