AZ ÖTEDE EVLENİN

Please log in or register to like posts.

“Erik dalı” mevsimi geldi… Karpuzun çıkmasından ya da sahillerin dolup taşmasından değil de düğünlerin artmasından anladığımız yaz ayları…

Tatlı telaşlar… Ev, eşya, takı, gelinlik derken düğün günü gelip çatıyor. “En mutlu gün” diye tanımlanan gün taze çiftler için çoğunlukla en stresli ve en gürültülü gün oluyor. Törenler eşliğinde kuaföre gitmeler, gelin almalar, fotoğraf çekimleri bir güne sığdırılıyor. Akşama düğüne yorgun argın gelen çift bangır bangır müzikte eğlendiğini sanıyor. Ya da adet yerini bulsun diye eğlenmeye çalışıyor. Davetliler tarafından gelin, damat, takılar, düğün mekânı, baldız, görümce, elti, kaynana dedikodularını yapılıyor. Genel olarak bir düğün günü bu şekilde geçiyor. Tüm bunlar düğün sahiplerini ilgilendirir, bize ne diyelim ve takıldığımız meseleye gelelim.

Evlilik “kutsal” dediğimiz ailenin oluşmasındaki ilk adım, önemli bir karar… Bu öneme binaen düğün günü de önemli bir gün. Sevmek sevilmek zaten güzel şey… Peki, güzel olmayan ne? Yollar boyunca çalan kornalar, mahalleyi gürültüyle inleterek gelin almalar, bir de açık havada yapılan ve gece yarısına kadar süren düğünlerden evrene yayılan müzik sesleri…

Ne olur daha az gürültüyle evlenseniz, evlendirseniz?

Kime neyi ispatlama çabası bu gürültü?

Yoksa mutluluk böyle ilan edilmek zorunda mı?

Kimsenin mutluluğunda gözümüz yok ama bunları bir düşünsek iyi olur derim. Düşünmek istemeyenlere ise bir çift sözüm var: Gidin az ötede evlenin!

Kimler Beğendi?

One comment on “AZ ÖTEDE EVLENİN

  1. Sonuna kadar katılıyorum mutlulugu samimiyeti ispatlamaya çalışmak başlı başına bir samimiyetsizlik… Böyle devam edeceklerse çok ötede evlensinler 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir