Beşiktaş’ın neferleri: Şeref Bey, Baba Hakkı, Süleyman Seba

Please log in or register to like posts.

Beşiktaş tarihini az çok okumuş her insan Şeref Bey, Baba Hakkı ve Süleyman Seba isimlerini birçok kez duymuştur. Bu üç muazzam insanın Beşiktaş tarihine isimlerini altın harflerle kazımalarının da birçok sebebi var aslında. Hayatlarını Beşiktaş’a adamış bu üç kartal yürekle ilgili ne yazsak eksik kalır, ne anlatmaya çalışsak yavan olur ama yine de bazı şeyler mutlaka söylenmelidir.

Ahmet Şerafettin Bey, nam-ı diğer Şeref Bey. Semtte büyük küçük herkes tarafından sevilen, doğma büyüme Beşiktaş’lı yani tam anlamıyla Beşiktaş’ın çocuğudur. Genç yaşına rağmen büyük bir olgunluğa sahip, bilgili, terbiyeli ve kibar bir kartal yürek, tuttuğunu koparan bir gençtir. Birkaç arkadaşını da yanına alarak Beşiktaş kulübünün Akaretler’deki binasına gider. Futbol sporunu Beşiktaş kulübünün bir sporcusu olarak yapmak istediklerini etkileyici bir dille idarecilere anlatır. Sonunda bu isteğini kabul ettirir ve Beşiktaş futbol şubesi kurulmuş olur. Şeref Bey Beşiktaş kulübüne futbolu getirdiğinde sadece 17 yaşında bir delikanlıydı. Beşiktaş’a futbolcu olarak verdiği hizmetlerden sonra Türk futboluna ve Beşiktaş’a yönetici olarak da hizmet etmiş ve Türk futbolunun gelişmesi için var gücüyle çalışmıştır. Beşiktaş’ın ilk futbol sahasının isminin Şeref Bey olmasının sebebi de tam olarak yukarıda yazılanlardan ibarettir. Genç yaşında yakalandığı amansız hastalık sebebiyle kısa süren hayatının son nefesinde bile Beşiktaş’a “FEDA” ettiği ömrüyle ilgili pişmanlık duymayan Şeref Bey Beşiktaş’ın en büyük isimlerinin başında gelir.

Hakkı Yeten,  nam-ı diğer Baba Hakkı. Beşiktaş’ın efsane forveti. Askeri okuldayken Karagümrükspor’da futbola başladı ve daha sonra Beşiktaş Futbol Şubesi’nin kurucusu Şeref Bey tarafından Beşiktaş’a kazandırıldı. Bu sırada askerlik mesleğini bırakarak Hukuk Fakültesi’ni bitirdi ve avukat oldu. Rivayet edildiğine göre; Karagümrük’de oynadığı bir maç günü takımlar karşılıklı dizildiği zaman, Baba Hakkı’nın olmadığı fark edildi. Maç başladıktan az sonra Hakkı Yeten, Balat istikametinden gelen bir sandal içinde göründü. Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı. Maça geç kaldığını anlamış olacak ki; sandalda soyunuyordu. O sahile çıktı, idareciler da takım kaptanı Sebahattin’e geldiğini haber verdi. Fakat kaptan Hakkı’nın geç kalmasına kızarak oyuna sokmadı. Maçın ikinci yarısında Hakkı’nın oynaması için idareciler Sabahattin’i ikna ettiler. Kaptan da verdiği cezayı yeterli görerek Hakkı Yeten’i oyuna dahil etti. O gün yarım devre oynayan Hakkı Yeten, Bozkurt takımına 6 gol attı.

Beşiktaş’a transfer olduktan sonraki 17 yıl boyunca siyah beyazlı kulübün formasını giydi ve bu dönemde kaptanlığa kadar yükseldi. Otoriter yapısı ve takım üzerindeki ağırlığı üzerine anlatılanlar gerçekten bugünkü profesyonel futbolda zor inanılacak olaylardır. Bu anılara örnek olarak; kırmızı kart gören futbolcunun önce Baba Hakkı’ya dönerek, “Çıkayım mı?” diye sorması ve o “Evet” deyince çıkması veya Harp Okulu ile Ankara’da oynanan ve ilk yarısı 3-0 yenik kapanan maçın devre arasında soyunma odasında, “Dönüş biletlerinizi yırtarım, yürüyerek İstanbul’a dönersiniz”, tehdidi sonucu maçın ikinci yarısında Beşiktaş’ın 6 gol atarak maçı 6-3 kazanması verilebilir.

Ne kadar güçlü ruha sahip olduğuna ve sportmenliğine örnek olarak anlatılan başka bir olay ise şu şekildedir. Fenerbahçe ile Şeref Stadı’nın çamurlu ortamında oynanan maçta Beşiktaş 2 farklı skorla önde gitmektedir. Maçın ortasında Beşiktaş atakları art arda devam ederken orta sahada Fenerbahçe kaptanının yanına gelen Hakkı Yeten şöyle der: “Arkadaşlarına söyle biraz maça asılsınlar bu maçın zevki böyle çıkmaz.”

Baba Hakkı, Beşiktaş formasıyla gol kralı da olmuştur. İngiliz kulübü Arsenal’dan teklif aldığı ancak kabul etmediği söylenir. Oynadığı 439 maçta 382 gol kaydederek Beşiktaş’ın en golcü futbolcusu olmuştur. Derbilerde de en çok gol atan futbolculardandır. Hem Fenerbahçe’ye hem Galatasaray’a 30 gol atarak çok zor kırılacak bir rekora sahiptir.

1948 yılında (38 Yaşında) bir maçta taraftarın onu ıslıklamasından sonra, “Bu formayı bana taraftar giydirdi. Şimdi onlar isteyince de çıkarırım” diyerek futbolu o maçta bırakmıştır.

Üç kez Beşiktaş başkanlığı yapan Hakkı Yeten, yönetimde olmasa da her zaman takım içinde söz sahibi olmuştur. Sert ve otoriter tutumunun yanında hem kendi takımındaki hem de rakip takımdaki futbolcuların ona karşı duyduğu saygı nedeniyle Baba Hakkı unvanıyla anılmıştır.

Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün Süleyman Seba ile birlikte iki onursal başkanından biridir.

Ve Süleyman Seba; Beşiktaş tarihinin yakın dönemdeki en etkili ismi. Kabataş Erkek Lisesi’nde öğrenciyken başladığı futbol kariyerine, Beşiktaş’ta devam etti. Beşiktaş forması altında sağ açık mevkiinde oynadığı 185 maçta 44 gol kaydetti. 1947 yılında BJK İnönü Stadyumu’nun açılışı sebebiyle Beşiktaş ile İsveç’in AIK takımı yapılan maçta bu stattaki ilk golü atarak tarihe geçti. 1954’de henüz 28 yaşındayken menisküs sebebiyle futbolu bıraktı.

Futbolu bıraktıktan sonra Beşiktaş yönetiminde aktif görev almak için kulüp bünyesine kaydını yaptırdı. İlk kez 1963’de kulüp yönetiminde yer aldı ve bundan sonraki dönemlerde de belirli aralıklarla yönetimde bulundu.

1984 yılına gelindiğinden Beşiktaş için zor ve sıkıntılı bir süreçte başkanlığı devraldı. Bundan sonraki tam 16 yıl boyunca Beşiktaş başkanlığı görevini icra etti. Bu süreçte Beşiktaş’a sayısız başarılar kazandırdı. Futbol takımının başına getirdiği Gordon Milne ile 3 sezon arka arkaya şampiyonluk ipini göğüsleyen karakartal futbolda altın çağını yaşadı. Futbol takımının altın çağını yaşadığı bu dönemde Süleyman Seba’ya gelen tek eleştiri, amatör branşlara aynı ilgiyi göstermemesi olmuştur.

Seba, 1992-93 sezonunun sonunda Galatasaray’ın Ankaragücü takımını alenen yapılan teşvik ve şike skandallarıyla 8-0 yenerek averajla şampiyon olması üzerine “şerefli ikincilik” terimini literatüre sokmuştur.

Sportif başarılar dışında 1980’lerin başında maddi yönden son derece sıkıntılı olan kulübü, yönetimi boyunca tesis zengini ve maddi açıdan zengin bir kulüp haline getirmiştir. Seba döneminde Akaretler’deki BJK Plaza, Fulya Stadı ve Kamp Tesisleri Yeşilköy, Pendik ve Çilekli tesisleri, BJK Koleji yapılırken, BJK İnönü Stadı da, 1998’de 49 yıllığına Beşiktaş’a devredildi.

Süleyman Seba 2000 yılında görevi Serdar Bilgili’ye devretmiştir. Bu kongrede üyelerin oybirliği ile Hakkı Yeten’den sonra Beşiktaş’ın ikinci onursal başkanı olarak seçilmiştir.

Seba, spor yaşamı dışında Milli İstihbarat Teşkilatı İstanbul Bölge Müdürlüğünde de görev yapmıştır.

Beşiktaş’ın efsane başkanı 13 Ağustos 2014 tarihinde, 88 yaşında hayata gözlerini yumduğunda cenazesinde her renkten binlerce taraftar katılmıştır. Dolmabahçe Camii’nde kılınan cenaze namazında stad etrafındaki insan selini görenler Türk futbolunun bu ulu çınarının ne kadar sevildiğini net olarak anlayabilirler.

Son söz;

Beşiktaş tarihine adını altın harflerle kazımış 3 önemli şahsiyeti anlatırken eminiz ki unuttuğumuz epey bir şey olmuştur. Sürç-ü lisan ettiysek affola, fakat eğer “Şeref’inle oyna, Hakkı’nla kazan” düsturunun nasıl oluştuğunu, bahsi geçen isimlerin ve kavramların birbiriyle bağdaşmış müthiş birer gerçeklik olduğunu bir nebze anlatabildiysek görevimizi yapmışız demektir.

Beşiktaş bizim canımız, ciğerimiz.

Ozan Solak

 

 

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir