Bir Hikaye-Arakiyeci İbrahim Ağa’nın Rüyası..

Please log in or register to like posts.

Bazen lütfedilir amma o lütfun peşinden gitmek insanın iradesine bırakılır.Nasip bazen böyle bir şeydir.. Biz ‘Nasiptir..Kaderdir..’ kelimelerini çoğu vakit içinden çıkamadığımız bir vaziyette o durumdan tabiri caiz ise sıyrılmak için kullanılırız.
Halbuki ‘Biz insanın kaderini kendi çabası üzre kıldık..(İsra-13)’ ayet-i kerimesi şüphesiz sabittir.
İnsan nasibi ile mi yaşar yoksa nasibi için mi bilemem..Ama mevzu bahsin içinde bir de nasip meselesi var..Bir büyüğüm ‘tevekkül olmadan beklenen nasip pes etmektir..’ demişti.. Bu cümle de de nasibi bekleyebilmek adına önce insanın elinden geleni yapması;sonra mevzuyu Allah’a havale edip neticesini beklemesine dayanıyor.
Şimdi bu giriş-girizgah neden durduk yere böyle oldu diyenleriniz olabilir?
Açıklayacağım hemde bir güzel hikaye ile..
Arakiyeci İbrahim Ağa’nın hikayesi ile..
Arakiye bu arada takke demek..İbrahim Ağa takkeci..Ufak bir tezgahın başında takkeler yapar ufak ufak ve satar geçimini de ondan sağlarmış.Ama İbrahim Ağa’nın bir derdi var..Nedir o? Bir güzel camii yaptırmak..
Eşine hep sızlanır bu dert ile hemhal olur dualarında da sadece bunu ister dururmuş.. Ama hal vaziyet maalesef ki ortadadır ve elden avuçtan bir şey gelmez..
Derken…
Bir rüya görür.. Bir ses ‘Eyy İbrahim!! Kalk Bağdat’a git..Bir üzüm ile dolu asmanın en tepesinde üç adet üzüm var..Onlar senin rızkındır..Al ve onları ye..’
İlk rüya da pek aldırış etmemiş amma bu rüya 3-4 kez tekrar edince hanımı ile konuşmuş..
O zamanın şartları..Belki yolculuk aylar sürecek..Hanımı itiraz etmiş gönlü de razı gelmemiş ama İbrahim Ağa düşmüş yollara..
Aylar süren yolculukla Bağdat’a bir vakit sonra da tarif edilen o asmaya varmış..Şöyle yukarıya doğru bakmış hakikatten o üç üzüm orada..
Uzanmış alamamış..Uzanmış alamamış.. Böyle denerken bir adam yanına yaklaşmış sormuş..
-Efendi.! Burada ne yaparsın? İbrahim Ağa durumu izah etmekte biraz zorlanmış..Kem-küm etmiş ve en son durumu açıklayıp rüyasında bu üç üzümü gördüğünü ve onun için İstanbul’dan kalkıp buralara geldiğini anlatmış.Adam gülmeye başlamış ve söze girmiş:
-Yahu be adam..Ben yıllardır İstanbul’da bilmem bir yerinde Arakiyeli İbrahim diye birini görürüm..Onun bahçesinde de bir küp altın olduğu bana söylenir.Ben bir küp altının uğruna bu kadar yola gitmiyorum da,sen üç üzüm için buraya mı geldin..
Arakiyeli İbrahim Ağa durumu anlar..Mesele ve rızık olan aslında üç üzüm tanesi değildir..Apar topar İstanbul’a döner,bahçeyi kazar hakikatten bir küp altını bulur..
Onunla da gönlüne revan olan camiiyi yaptırır..
Yolunuz düşerse İstanbul’a bu ufak camiyi bir ziyaret edin..Bir vakit namazınızı burada eda edin..
Gönüle doğan bir rüyaya sadık bir şekilde..
Bir kaderi kendi çabanızla başka bir tecelli haline getirerek..
Ve nasibi uğruna birçok şeyi yapıp tevekkül ile dolu bir duruş ile girin bu camiinin kapısından…
Allah’a emanet olun..

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir