Bir Sürgün Dili “LADİNO”

Please log in or register to like posts.

“durme kerido hijico,
durme sin ansia y dolor.
cerra tus lindos ojicos,
durme durme con savor…” (*)

Dünya üzerinde, tam bilinmemekle beraber 200 bine yakın insanı kapsayan bir azınlığın ninni sözleri bunlar. Bu kültürün dilini, müziğini anlatmak için bir ninni ile giriş yapmak istedim. Çünkü bir ninni, ilk lirik bağıdır annenin çocuğuyla. Bir annenin, bir halkın hayallerini, tüm iyi temennilerini saklar.

Ladino; bir kültürün, bir azınlığın, bir müziğin, çoğu zaman anlaşılamayan, hatta ve hatta unutulmaya yüz tutan iki üç kelimenin ön adı. Bir topraktan başka bir toprağa göçüp orada aşık olmanın, orada özlemenin, orada yaşamanın dili, kültürü, sesi. Bu coğrafyalara kaçıp gelen İspanyol kökenli Yahudilerin dili, bir sürgünün dili… Judeo- İspanyol da deniyor, Yahudi İspanyolcası. Kovuldukları topraklardan bu topraklara… Bir yaşamın dili, kültürü Ladino.

Garip bir büyü var dillerinde. Ninnileri, ağıtları, düğün şarkıları..Bir Ladino müziği dinlerken yüreğinizin titrediğini hissedebiliyorsunuz mesela. Kaburgalarınız arasında uçan kuşları fark ediyorsunuz. Dinlediğiniz, lakin anlamayıp da hissettiğiniz sözler mi soktu o kuşları oraya, yoksa bu ezgiler mi onları hissetmenizi sağlayan… Bilemiyorsunuz. İşte tüm Ladino dilinde şarkılarda böyle garip bir tını var. Neticede kelimelerinde saklıyordu bir halk ona ait olan ne varsa. O kelimelerden yüreğine dokunanları ise birbirine ekleyip müziğinde yaşıyordu. Hem azınlık olmak bir halkı, yüreğine değen tüm kelimelerden uzaklaştırır mı? Peki ya ezgileri, ezgilerini süslediği dili?

İstanbul’da güzel bir çift var, Janet & Jak Esim. Bu geleneği yaşatan güzel sesli, güzel yürekli insanlardan ikisi. Bülent Ortaçgil ve Erkan Oğur ile ortak çalışmaları da olmuş..Güzel insanlar ile güzel işler. (durme durme kerido ijiko, Yo Era Ninya De Kaza Alta)

Bir de Kudüs’te doğmuş; ıslak bakışlı, uzun saçlı, güzel sesli ‘Mor Karbasi’si var. Bu dilde şarkılar yazıyor, söylüyor. Ölmeden önce bir kez dinleyip, ruhu okşayan sese kulak verilmeli… (judia, la galna i la mar)

Yasmin Levy… O şarkı söylerken güneş, ay, yıldızlar… Tüm gökyüzü onu dinler gibi…
Sesinde bir şeyleri kaybedip yine yeniden bulmanın sevinci var. İnsan bu sevinci tattı mı..bırakmak istemiyor.

Bu güzel insanlardan, bu güzel şarkıları dinleyelim. Bir gün bu dil sessizce göçüp gitmeden.

Netice bir gün bazılarımız yıldızlara gidecek. Ölü ya da diri.

Müsadeniz varsa arkadaşlar; benim kulaklarımda bir anne, bu sürgün dilinde, tüm bahar yüzlü çocuklar için, o ninniyi okusun.

 

(*) uyu, uyu benim canım oğlum,
sıkıntısız ve ağrısız uyu
küçük gözlerini kapatıp
tatlı tatlı uyu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir