Bir’i var Bir’i yok

Please log in or register to like posts.

Bir’i varmış bir’i yokmuş ile başlıyor onunla hikayem… Hikayemize aşk mı desem, sevgi mi desem, dostluk mu desem, yada iki şahıs mı desem bilemedim. Gelin size hikayemi anlatayım siz gönlünüze göre başlığını yazın.
Sizler gibi benimde kafamı dinlemek için ya da vakit geçirmek yada proje üretmek için her zaman kaçamak yaptığım bir yer var “Anılar Dükkanı.” Bur da herkesin kendine özel kısımları var. Kimi bur da fotoğraflarını sergiliyor, kimi yazılarını, kimi görüşlerini, kimi ise sadece bu atmosferin tadını almak için buralarda. Ben ise daha çok bur da yazı yazıyorum,arkadaşlarımla proje üretiyorum… Bir gün dükkana çok kişi gelmemişti, ortam sessizdi bende yarım kalan yazımı yazıyordum. Bir tak sesi geldi karşıma baktım siyah takımlı bir genç kalemini düşürmüştü. Birbirimizin gözleri o an sebepsizce kala kaldı. Uzun süre bakıştık ve genç özür diler bakışı attı ve işine koyuldu. Sanki ilk defa görüyordum bur da onu yada hep buralardaydı ama benim dikkatimi çekmemişti. Yazıma devam etmeye başladım ama o sahne durmadan aklıma geliyordu ve arada birde sebepsizce onun masasına bakıyordum. Bana bir iki kere bakarkenyakalamıştım  ama o rahattı, o sahne yaşanmamış gibi kahvesini yudumluyordu… Günler geçmeye, güneş inatla her güne yeniden doğmaya başlarken benimde onun masasına durmadan bakmam artıyordu. Hatta bazen erken gidip masasında yazdığı yazıları okuyor, yazılarına eleştiri yazıp altına Cevval imzamı atıyordum. Zamanla onun kahveyi çok sevdiğini, çok fazla konuşmak yerine yazmayı tercih ettiğini, çevresi çok olmasına rağmen yalnızlığı tercih ettiğini, çocukları çok sevdiğini vb. öğrenmiştim. Kısacası nedensizce onu merak ediyor onu gözlemliyordum ve onu öğreniyordum. Yine bir gün dışarıda işlerim erken bitmişti dükkana geldim. O yoktu zaten salı günleri gelmezdi, galiba o gün işleri yoğun oluyordu. Bende gelmeyeceğini bildiğimden masasına geçtim yeni yazılarına bir şey karalamaya başladım. Birden masaya bir çay bardağı koyuluverdi. Kafamı kaldırdım ki karşımda o ne desem bilemedim. Hemencecik yazdığım yazıyı alıp elim içinde buruşturdum. Kusura bakmayın masam çok güneş alıyordu burada yazayım dedim. Genç gülümseyip çayını sade içiyordun demi ama bugün günlerden salı sen özel yazını bugün yazarsın ve bugünde çay yerine kahve tercih edersin deyiverdi. Bu sözler karşısında kala kaldım. Nerden biliyordu ki yoksa o da beni mi takip ediyordu kafamda milyonca soru belirdi ama o gün ben bir tek sorunun cevabını merak ettim. Sonra kendimi toparlayıp evet dedim bugün kahve içiyorum ama özel yazıma başlamadım çay içebilirim, teşekkürler bayım diyip bir şey olmamış gibi masama geçmek için kalktım ki çay üstüme dökülüvermişti. İkimizde heyecan yaptık, o yaka cebindeki mendilini uzattı üstümü kurulamam için aldım ama asıl sorun elimdeki yazı masasının altına düşüverdi. Onda neler yazmamıştım ki… Nasıl alacaktım ki onu alamazdım, zaten yanmıştım da … O gün o kadar tuhaf şeyler olmuştu ki evime kadar eşlik etmeyi teklif etti kabul ettim. Havadan sudan konuştuk ortak çok yönümüz olduğunu gördük en önemlisi de ikimizde yazıyorduk. O hayatın şiirini yazıyor,bense hayatın düşüncelerini… Ertesi gün oldu, mendilini yıkayıp yanımda getirdim ama dükkanda yoktu. Saate baktım ki yine erken gelmiştim. Bir cesaret dün ki kağıdı aramaya koyuldum ama bulamadım. Sonra masama geçtim ama bugün gelen yoktu, yarında yoktu, ertesi gün de. Galiba bitmişti onla hikayem, belki de hiç başlamamıştı. Oysa beraber Üsküdar sahilinde yürüdüğümüz gün ne hayaller kurmuştum. Yıllar önce kapamış olduğum hayal kapımın kilidinin o gün onda olduğunu düşünmüştüm… Ancak bu hayal kırıklığı onu suçlamama izin vermedi. Hatta ondan nefret etmiyor,mendilini cüzdanımda taşıyor, her gün onun masasındaki yazıları okuyordum. Kim bilir aynı yazıları kaç kere okumuşumdur…
Ve hikayenin sonuna geldik yine bir gün çayımla masama geçmiştim. Masada o gün ki yere düşürdüğüm kağıt, altında onun el yazısıyla ”Ben geldim. Çayını al ve Üsküdar da ki sahile gel bu arada kahvemi de, sendeki emanetimi de getirmeyi unutma.” yazıyordu…

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir