Bize Ne Kaldı

Please log in or register to like posts.

Güneş tam tepede bütün ihtişamıyla el sallarken yerdekilere, adam artık baygınlık geçirecek gibi oldu. Gözlerini açtı, kapattı, bir ağaca tutunmaya çalıştı, düşerken “hay aksi” gibi bir şeyler mırıldandı. Hemen bir kuru kalabalık toplandı etrafına, birilerinin pek gülesi geldi zavallıya. Elleri yeri tutmaya çalışır gibiydi, sırtıysa yer çekimine meydan okuyordu şimdi. Birkaç kişinin gelmesiyle gitmesi bir oldu, adamdan etrafa bir koku yayılıyordu. Gençten iki oğlan kollarını tuttu hemen, yere oturttular, yüzüne su vurmaya başladılar. Bir iki damla derken adam tokatlanmış gibi hissetti kendini en sonunda. Şöyle bir göz attı tekrar çevreye, pek kimseler kalmamıştı şimdi. Oğlanın biri “iyi misin ağabey” demeye kalmadan adam yerinden fırladı, şapkasını yerden kaptı ve koşarak durağa yetişmeye çalıştı. “Görgüsüz” nidaları atıldı arkasından, “pis herif” dedi bir diğeri. Hepsi de boşlukta savrulup gitti, adam çoktan otobüse binmişti. Önce bir kadının yanına oturacak olduysa da sonra bunun pek hoş olmayacağı kanısına varınca vazgeçti. Ayakta ha düştü ha düşecek derken, şoför ters bakışlarla bakarken, ani frenlerle sarsılıp dururken nihayet ineceği durağa geldi. Şimdi karşısında o dört katlı sarı bina vardı. Tüm ihtişamıyla, tüm güzelliğiyle, tüm umudu ve hayalleriyle okul artık karşısındaydı. Bir düşüncedir aldı adamı. Karısından ayrıldığından beri oğlunu ilk kez okuldan alabilecekti. Hoş alsa da nereye, hangi yüzle götürecekti ya, bilemedi. Yine de babalık yapmak istedi. Nasıl baba olunur, bunu da cahilliğine verdi. Üstünü başını düzeltti, yine toz toprak içindeydi. Çocuklar yüzüne biraz su çarpmasa belki yüzü de bakılmaz haldeydi. Adam düşünceler ve eylemlerle kendi kendine söylenirken okul zili çaldı, çocuklar ilk kez sokak görmüş gibi can havliyle okulu arkalarında bıraktılar. Arka taraflardan ağır ağır oğlu gelmekteydi, adamı bir heyecandır aldı şimdi. Çocuk bir oyunun içindeymiş gibi beslenme çantasının ipini sağa sola çekiştirerek boynuna eziyet ediyor, ancak her seferinde bunu eve varınca anlıyordu. Uzaktan babasını görür gibi oldu, bir kramp girdi ufacık midesine. Fakat babasının gittiği yerden hiç dönemeyeceği öğretilmişti ona. Sonra emin olamadı, bütün oyunları elinden alındı sandı. Yaklaştı, yaklaştı, adam da ona doğru bir adım attı. “Oğlum” dedi ses. Çocuk pek çıkartamadıysa da tam adımını atacağı sırada bir el yapıştı kollarına. Annesi oğlanı kucağına aldığı gibi arabaya koydu ve sonsuzluğa gittiler. Çok zaman geçmedi aradan, adamın da kollarından tuttu birisi. “Baba bu halin ne, yine niye kaçtın geldin bu lanet yere” dedi bir kızın sesi. Babasını gözyaşlarıyla hastanenin kapısında bırakıverdi. Ölen ölmüştü, giden gitmişti ve yalnızca bir kaç delilik hali kalmıştı şimdi geriye.

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir