BND ve FETÖ

Please log in or register to like posts.

Geçtiğimiz günlerde Almanya Federal İstihbarat Teşkilatı BND’nin başkanı Bruno Kahl ilginç bir açıklamaya imza attı. Der Spiegel dergisine verdiği röportajda, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Fethullah Gülen yapılanmasının olduğunun kendileri açısından ikna edici olmadığını belirtti. Kahl’a göre darbe girişimi, tasfiye olacağını düşünen birtakım ordu mensuplarının giriştiği bir hareketti. 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Fethullahçı Terör Örgütü’nün bulunduğu bunca delille ve tutuklanan, mahkemeleri devam eden darbecilerin itiraflarıyla sabit iken, Almanya gibi ciddi bir ülkenin istihbarat şefinden gelen bu açıklamanın farklı anlamlar ihtiva ettiğini düşünmek yanlış olmayacaktır. Bu yazının amacı da BND-FETÖ arasındaki muhtemel ilişki üzerine bir beyin fırtınası yapmaktır.

Bilindiği gibi 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde ve sonrasında birçok üst düzey FETÖ mensubu Almanya’ya iltica talebinde bulundu. Bunlar arasında; askerler, savcılar, akademisyenler gibi kritik makamları işgal etmiş kişiler de bulunuyor. Almanya, darbe girişimi sonrası Türkiye’de başlatılan FETÖ tasfiyeleri ve yargılamaların adil olmadığı/olmayacağı gibi bahanelerle bu kişileri Türkiye’ye iade etmiyor. Bu bağlamda Almanya’nın FETÖ mensupları için bir cazibe merkezi haline geldiği bilinen bir gerçektir. Almanya’nın kendisi tarafından da terör örgütü olarak kabul edilen PKK’nın bile ülkesindeki faaliyetlerine göz yummakta olduğu son örneklerle de sabittir. Hal böyle iken henüz bir terör örgütü olarak tanımadığı FETÖ’nün faaliyetlerine arka çıkması, en azından müsaade etmesi çok da şaşırtıcı değildir. Fakat Türk Devleti’ne karşı alenen suç işleyen ve yargılanmaları için iadeleri talep edilen bu şahıslara faaliyet izni vermek, insan hakları vs. ile basite indirgenecek bir tutum da değildir. Bu Türkiye aleyhtarlığının arka planı ayrı bir yazının konusudur.

Bu yazının konusu olan beyin fırtınası işte burada devreye girmektedir. Bilindiği gibi yıllarca dini bir oluşum görünümünde daha çok da eğitim ve kültür alanlarında faaliyet gösteren FETÖ’nün dünya çapına yayılmış bir okul zinciri var. Yıllarca “Türk Okulu” kavramıyla milletimizin safiyane duygularına hitap eden, devletimizce de aynı şekilde desteklenen bu okulların CIA tarafından kullanıldığı farklı zamanlarda dile getirilmişti. Bu iddianın en bilinen örneklerinin başında eski MİT İstanbul Bölge Başkanı O. Nuri Gündeş’in açıklamaları gelmektedir. Gündeş, bilhassa Orta Asya’daki FETÖ okullarında CIA ajanlarının öğretmen sıfatıyla görev yaptığını dile getirmiştir. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında devletimizin çabalarıyla bazı ülkelerdeki bu okulların faaliyetleri sona ermişse de hala birçok ülkede aktiftirler. Sadece okullar da değil, FETÖ’nün dünya çapında kurduğu ekonomik ağ ve yönettiği büyük miktarda para da bu yapıyı kullanışlı bir hale getiriyor.

Terörist başı Gülen’in ikamet ettiği Amerika Birleşik Devletleri’nin bu yapıyı yıllarca kullandığı artık yadsınamaz bir gerçektir. Bugün ise FETÖ mensuplarının Avrupa’da toplanma yeri olan Almanya’nın bu yapının geniş ağını kullanmaya hevesli olduğu intibahı ortaya çıkmaktadır. BND başkanın açıklamalarını bu açıdan değerlendirebiliriz. Kaldı ki Kahl’ın bu açıklamayı Şansölye Merkel’den habersiz yapması düşünülemez. Bu da FETÖ’nün Almanya için kullanışlı bir yapı olabileceğinin Alman devleti tarafından fark edildiği ve bu yüzden faaliyetlerine göz yumulup, Türkiye’ye karşı zımnen nasıl korunduğunun bir açıklaması olabilir. Almanya, medya aracılığı ile üst perdelerden FETÖ’yü aklama ya da en azından darbe girişimindeki rolünü muğlaklaştırma gayreti içerisindedir. BND başkanı Kahl’ın: “Gülen yapılanması dini ve seküler eğitim için bir araya gelmiş sivil bir oluşum.“ Tanımlamasının ancak iki izahı vardır. Ya FETÖ’nün on yıllardır sürdüğü algı operasyonu Alman istihbaratını da etkilemiştir. Ya da Alman istihbaratı FETÖ’yü daha rahat kullanabilmek amacıyla elemanını kamuoyu nezdinde masumlaştırma çabasına girişmiştir. Mevzu bahis Alman devleti ve onun istihbarat örgütü olduğunda insan ikinci seçeneği düşünmekten kendini alamıyor.

Dünyada hiçbir terör örgütünün bir devletin himayesi olmadan yaşayamayacağı kabul gören bir ilkedir. Aynı şekilde terör örgütlerinin, yaşamaları için destek olan devletlerin maşaları olmaları da öyle. Bu karşılıklı ilişki bağlamında Fethullahçı Terör Örgütü’nün Alman istihbaratı tarafından desteklenmesi ve kullanılması akla aykırı bir durum değildir. Başarısız darbe girişiminin ardından FETÖ’nün CIA tarafından kullanışsız görülüp, desteklenmesinden vazgeçileceği bu konulara ilgi duyanların sık karşılaştığı bir iddiadır. Bu iddiayı da beyin fırtınamıza dâhil edersek, BND’nin FETÖ’nün yeni sahibi olabileceği ve dünya çapındaki bu yapıdan faydalanabileceği açıktır. CIA FETÖ’den vazgeçmese bile görünen o ki artık onu BND ile paylaşmak durumunda olabilir. Yani FETÖ okullarında artık Almanca derslerinin yoğunlaşabileceği ve Almanca öğretmeni kadrolarının artabileceği kuvvetle muhtemeldir. Almanlar “biz İngilizce de öğretiriz, Almanca olmasa da olur” derlerse başka tabii.

Saygılarımla

Şükrü DOĞAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir