Çiçeklendir yaranı

Please log in or register to like posts.

 

Bir cümle yazdı defterine;

“Benim yaram sonunda bir başkasına şifa olmayacaksa niye açtı Allah’ım o yarayı bende?”

“Allah’ım bazı kullarının kalbine ne güzel ilham ediyorsun ve birbirimizden uzakken, belki birbirimizi bile tanımıyorken, birbirimizin kalbinin penceresini tıklatıp,

“Haydi dışarı çık, olaylar sandığın gibi değil.” diyebiliyoruz ne güzel” diye düşündü.

Girdiği kapının, tuttuğu elin, dinlediği sözün, akıttığı gözyaşının, hatta defalarca kırılan kalbi bile öylesine değildir o an, buna inandı.

Rastgele ve boşuboşuna değil.

Kimisi tokat, kimisi imtihan, kimisi göz göre göre düştüğü kuyu, kimisi başına açtığı bela, kimisi ince bir sızı, olsun, olmalıydılar da.

Birilerinin canı yanar heybesine bir dua katar Allah, o dua gelir sana şifa olur.

Birilerinin yoluna engeller çıkar, o engeller gelir senin kalbinin ayaklarına güç verir, ayağa kalkarsın.

Birilerinin düşmesi, senin düştüğün kuyuya ip olur, seni kaldıran el olur.

Birisinin can kırıkları gelir senin canına derman olur.

Birinin yarası sana yâr olur, yâren olur.

Birinin mevsimindeki yaprak dökümü gelir sana bahar olur.

Seninki başkasına…

Bu böyledir ve ne güzeldir değil mi?

Şimdi yarana tekrar bak, bir yerlerde şifa gizlemiş olabilir mi Allah?

Şimdi kalbinin kırığına, o ince sızına tekrar bak, o kırıktan bir fidan boy vermiş, o sızıdan bir derman sızmış olabilir mi?

Olabilir, oluyor da.

Defterini kapattı, gözlerinde sonsuz merhametin tecellisi iki damla yaş vardı…

Bir an uzaklara daldı, yarım kalmış hikayedeki bir mürşidin nasihatini anımsadı.

Yaralarından dem vuran dergâhın bir dervişine şöyle diyordu;

“Herkes yaralanır, zira dünya bir bıçak sırtıdır.

Sen yaranı çiçeklendirmeye bak evladım.”

Vesselâm.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir