Çocukluğun Soğuk Geceleri – Tezer Özlü

Please log in or register to like posts.

İnsanı sarsan yanı hangisiydi bilmiyorum: koca bir hayatı çarçabuk anlatabilmesi mi, en yalın, en gerçekçi anlatım şeklini ustalıkla kullanabilmiş olması mı; tasvirleriyle, tımarhanelerde geçen bir hayatı, okuyanın zihninde -sanki yanıbaşında oluyormuş gibi- canlandırabilmesi mi?

Aslında cevap belli: hepsi… Belki daha fazlası… Çocukluğun Soğuk Geceleri… En kesif soğuğu orada hisseder insan. O soğuk geceleri ısıtmak için yıllar boyunca çabalar da yine de telafi edemez soğuktan taşlaşan kalbin zaman içinde kendini hissettiren kaybını.

Evet, “Çocukluğun Soğuk Geceleri” size taşlaşan kalbin kaybını telafi etmek isteyen, tutunamayan bir kadının klinikler ve erkekler arasında paylaşılan hayatını sunar! Acının, kadına şiddetin, tacizin, işkencenin bol miktarda yer aldığı bir eser. Söylenenlere göre bir özyaşam öyküsü. Kim bilir belki öyledir, belki değil.

Kitabı okurken şimdiki zamanın gerçekliğinden kopup kitabın zamanına daldım, yazarla birlikte, bir o zamana bir bu zamana koşturdum. Kitap bitiminde de iki-üç dakika boyunca kendime gelemedim elbette. İnsan zihninin akış romanı adeta. İçten, samimi, dürüst; belki fazlaca… Sizi, kitabın içine dahil edecek olan alıntılarla başbaşa bırakıyorum.

“Ev büyük. Ev yalnız. Ev eski.”
“Birkaç yılda yabancılaştığım İstanbul kentinin büyük boyutları içinde yalnızım.”
“Kendim hakkında karar vermekten yoksunum. Sanki bir eşyayım. Konuşup, fısıldaşıp, istedikleri yere koyuyorlar beni.”

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir