Düşünme Eylemi

Please log in or register to like posts.

hayat dediğin ortalama yetmiş yıllık hasret.

ölüm dediğin uzun yıllar beklediğin vuslat.

can dediğin iki nefeslik mukadderat.

beden dediğin huzurdan yediğin sürgün.

hüzün dediğin, huzurdan sürüldüğün için elinde kalan.

sürgün dediğin, kimsenin umurunda olmadığını, yalnız olduğunu anladığın an. düşüncelerini kimsenin senin gibi anlayamayacağını anladığın an.

düşünceler bizi ayakta tutan, hayata bağlayan, kimi zaman fikir aşılayan, kimi zaman ise akli melekelerimizi zorlayan hatta kıran, parçalayan… düşünen insan figürü her insanın özenerek baktığı, imrendiği figür olmasına rağmen çok düşünen ve düşünmenin ne denli kasvetli, ne denli hasretli, ne denli halvetli bir eylem olduğunu bilen insanlar tarafından taraftar olunmayan hüzün dolu bir mesele olduğu bilinir. düşünme eyleminin hayranlık uyandırıcı bu yapısı biz insanlar tarafından koşuldan koşula farklı algılanır, çoğu zaman mükemmel bir vasıf olduğu düşünülür halbuki beyne yönelen sinirlerin bu eylem karşısında verdiği tepkiler ve doğurduğu amansız baş ağrısı sadece bu eylemin baş uzvuna yansıyan kısmıdır. yanlış anlaşılmasın niyetim düşünmeyi unutturmamak; asla düşünmekten korkutmak değil. fakat her ulvi meselenin başında o ulvi meselenin ne denli zorlu olduğu, meseleye baş koyacak kimsenin nelerle karşılaşacağına dair bir düşüncesi olması gerektiği kanaatindeyim. düşünmeyi kabullendiğinizde düşünmek mihenk taşınız haline gelir. düşünmeyi kabullendiğinizde duygularınız her zaman karanlığın köşesinde gizlenen yaralarınız haline gelir. düşünmeyi kabullendiğinizde hayatınızın her anı delirmek ile delirmemek arasındaki o tüyden ince kılıçtan keskin çizgide ilerler. sabahları uyandığınızda nöronlarınızın milyonlarca düşünceyi beyninizin bir kenarından diğer bir kenarına saniyenin belkide onda birinde nasıl taşıdığına şaşarken bir yandan diğer düşüncelerin geçişini kontrol edemeyişinize delirirsiniz. bunların sonucunda öyle anlar gelir ki; bu anlarda sadece beyninizi evin girişindeki vestiyere asıp yatağınıza uzanıp uyumayı dilersiniz. velhasıl düşünmek böylesine yorucu, böylesine ağır bir eylem. yaşadıklarımdan ve dönüştüğüm insandan sizlere vereceğim bir tavsiye olarak; kimse düşünmeyi hafife alarak hataya düşmesin. zira biz noksan mahluklar, neyi hafife alırsak ondan imtihan oluruz. sonra dönüp “nerede hata yaptım?” dediğimizde ise kendi kibrimizi göremez, suçu kaderimize atarız.

bu aralar delirmek ile yaşamak arasındaki o incecik çizgideyim. birisi itse bir tarafa düşeceğim, lütfen itmeyin.

yukarıdaki cümle düşünme eylemini mihenk taşı haline getiren bir mahzunun kalbinden dökülmüştü vakti zamanında. bu mahzun düşünme eylemini bu yazılarla size olabildiğince anlatmaya çalışacak, ardından kendi kısa cümleleri, hayata dair tespitleri, köşe yazıları, belki şiirleri gibi çeşitli paylaşımlarıyla aktarmaya gayret gösterecek. çünkü düşünmek hayata yayılması gereken bir eylemdir. düşünmek vakitle sınırlandırılabilecek bir madde değildir. metafiziğin beynin nöronlarında dolaşan halidir düşünmek ve düşünmek insana bahşedilen aklın zekatını vermeye muktedir olmaktır.

daha önce birkaç ehemmiyetli cümle ile düşünmeye başlamanın zorlu parkurlarından bahsetmiştik. fakat zaten hayatımız zorluklara gösterdiğimiz dirençler ile değer kazanmakta değil midir? düşünme eylemi sinir uçlarımızı ağrıtacak diye bu yola baş koymaktan vazgeçmek bize verilen aklın hassasiyetini görmezden gelmemize vesile olmayacak mıdır? azami derecede olacaktır. imanen veya vicdanen bu soruları cevaplandırdığımızda aynı cevaba ulaşacağız. “evet, aklıma yakışanı yapmalıyım.”

insanlığa faide kazandırmak isteyen bir mahluk, insanlığın problemlerini ele alabilecek düzeyde fikir birikimine sahip olmalıdır. fikir birikimine sahip olmak düşünmek ile gerçekleşeceği için dünyayı tamir etmek isteyenlerin bu yoldaki zorlu parkurları aşması lazım gelir. işte sahip olduğumuz irade sistemi burada önem teşkil etmektedir. bu kadar zorluğu sıraladık. evet zorluklar var fakat zorlukları aşmaya vesile olacak irade sistemine de sahibiz. zira tabiatın dengesi insana da zuhur etmiştir.

bu kadar zorlu parkura sahip düşünme eyleminin katkılarına göz gezdirecek olursak;

insanoğlu aslında sürekli düşündüğünün farkında değildir. düşünme eylemi refleks gibi çalıştığından insanın düşündüğünün farkına varması azami derecede zorluk barındırıyor. düşünme eylemini bilinçli olarak faaliyete geçirdiğimizde refleks gibi çalışan bu sistem emrimize itaat etmeye başlayacak ve dünyayı düzeltme fikrimize katkıda bulunacak hale gelecektir. törpülenirken çok tepki verecek, sancı çektirecek olsa da sonunda insanın ulvi görevine hizmet edecek hale bürünecektir.

düşünmek bize çektiğimiz acıların, var oluşumuzun, kötülüğün ve iyiliğin sebebinin, hüznün, sıkıntıların, her türlü meselenin bir silsile, bir bütün olduğunu anlama fırsatını sunacaktır. işte bu fırsatı biz her saniye tepiyor, başkasına devrediyor, umursamıyor ve hayatımıza devam ediyoruz. işte burada kazandığımızı zannederken yenilgilerin en kuvvetlisini yazdırıyoruz hanemize. kendi dünyamızı bir kaşık fikirsizlik denizinde boğuyor, farkına varmadan ızdırap dolu, geçici hayatımıza geleceklerimize hiçbir sermaye bırakmadan devam ediyoruz.

düşünmesizlik geleceğimize bırakabileceğimiz en acımasız sermayesizlik türüdür ve insanoğlu bu kötülüğü de yapmaktan hiçbir asırda çekinmemiştir.

Soru ve görüşleriniz için:

mimaroglumimar@tmblr.com

twitter.com/mimaroglumimar

selimhan@yapimekan.com

adreslerinden ulaşabilirsiniz

 

3 comments on “Düşünme Eylemi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir