Edebiyatta Aşk Nedir?

Please log in or register to like posts.

Aşk, Işk. Sevgi. Aşk kelimesinin sarmaşık manasına gelen ışk’dan alıştığı söylenir.

Sarmaşık sarıldığı yeri nasıl kaplarsa, aşk da girdiği kalbi, hatta bütün vücudu öylece kaplar. Aşk, muhabbetin seveni kavraması, bütün vücuduna yayılması, adeta onu sarmaşık dalları gibi kucaklamasıdır.

Tabiatın ve insanın bünyesindeki cinsi karşılıkların çekimiyle yüksek ve ulvi, duyguların, yani manevi zevklerin her türlüsü de aşk kelimesinin muhtevasına dahildir.

★ Ed. Edebiyatta aşk, her anlamıyla, en çok işlenen konu olmuştur. Fakat İslamiyetten önceki Türk edebiyatında aşkın çok önemli bir yeri yoktur. Dede Korkut’ta da aşk, insan hayatının ağırlık noktasını teşkil etmez. İslamiyete ve yerleşik hayata geçiş; köy, kasaba ve büyük şehirlerde yabancılarla beraber yaşama, Türklerin yaşayış ve hayata bakış tarzıma yeni bir şekil verir. İşte bu devirde Türk edebiyatında din ile aşk konusu ön plana geçer.

Divan edebiyatında, gazellerin ve mesnevilerin başlıca konusu aşktır. Divan şairleri genellikle sevgililerinin dış görünüşlerini mübalağalı benzetmelerle tasvir ederler. Onların sevgilileri karşısında almış oldukları tavır, kudretli ve zalim bir hükümdar karşısında alınan tavırdan farksızdır. Mutasavvıflar, sevgililerinde Tanrı’nın bir aksini görürler veyahut mücerret olarak Tanrı’ya karşı olan sevgi ve özleyişlerini anlatırlar.

Muhtelif tarikatlar, dünyevi aşktan tamamen farklı, ilahi bir aşk fikrini ve idealini geliştirmişlerdir. Mesnevilerde bu iki aşk, hikayeler vasıtasıyla ortaya konuluyor. Divan edebiyatında iki büyük şairimiz, Fuzüli ile Şeyh Galib, bu dini ve ulvi aşkı en yüksek şekilde tasvir ve terennüm etmişlerdir. İslami devir Türk halk edebiyatında da aşk önemli bir yer tutar. Divan şiirine nazaran, Halk edebiyatında terennüm edilen aşk, hayata daha yakındır. Halk hikayelerinde, genellikle, aşk ile kader çatışması vardır. Kader, aşıkların alın yazısıdır ve önceden çizilmiştir. Halk hikayelerinin kahramanları da umumiyetle şairdir ve şiirlerini saz çalarak söylerler.

Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyatında; Batı edebiyatı ile Batı örfü ve adetlerinin tesirinden dolayı, eski aşk görüşü değişir. Eski Türk cemiyetinde, özellikle büyük şehirlerde, kadın ile erkek arasında aşka ve evlenmeye tesir eden engeller ve aile otoritesinin tenkidi, son çağ Türk edebiyatının başlıca konularından birisini teşkil eder. Yeni Türk edebiyatında, ise geleneğin yerini ferdi hayat tecrübesi alır.

 

Kaynak: Dergâh Yayınları – Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi – Devirler/İsimler/Eserler/Terimler – CİLT 1

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir