Ekmek Arası, Bukowski.

Please log in or register to like posts.

Charles Bukowski – Ekmek Arası
Bukowski hakkında her yerde yazı bulabilirsiniz. Belki hiç sevmediğiniz belki de hayatı onun gibi yaşamak isteyeceğiniz bir insan, fakat bu sefer ki yazı daha önce hiçbir yerde okumadığınız  cümlelerden oluşuyor. İlk olarak şunu söylemek istiyorum;bir yazarı, kitabı veya herhangi bir şeyi yorumlamak için onunla ilgili iyi araştırma yapmak gerekir diye düşünüyorum. Eğer Bukowski hakkında konuşmak istiyorsak ilk olarak bu kitaptan başlamalıyız, bu kitap birçok noktada Bukowski gibi düşünmeyi ve hayatını anlamamızi sağlıyor. Okumanızı tavsiye ediyorum.

Bukowski hakkında iyi veya kötü önyargılarınız varsa onları bir kenara bırakmanızı öneriyorum çünkü bu yazı Bukowski’nin her yönünü size gösterecek…
Ekmek Arası kitabı Bukowski’nin kendi hayatını, biraz da abartarak ve hayal gücünü kullanarak yazdığı bir kitaptır.

Çok da normal bir çocukluk geçirmeyen Bukowski, belki de bunun acısını ilerleyen zamanlarda, kadınlardan çıkarmış olabilir. Annesinin kendine olan özsaygısının olmadığını söyler ve babasının da şu dünyadaki en kötü insan olduğuna inanır ve okuyucularını da buna inandırır. Yeraltı Edebiyatının önde gelen isimlerinden biri olan Bukowski, son zamanlarda popüler kültürün en önemli insanı olmaya başlamıştır.

Çocukluk dönemleri babasının onu kemerle döverek ve annesinin buna ses çıkarmamasıyla geçmiştir. Okulda da çok sevilmemiştir bu da tabi ki derslerini etkilemiştir. Aile tarafından pek sevilmezdi tek istediği evden bir an önce gitmekti. Ekmek Arası kitabında hayatını biraz anlattıktan sonra çalıştığı işlerden de bahseder. Yazları çalışır kendi parasını kazanır fakat hepsini genelde alkole yatırırdı, ilerleyen yaşlarında da bu konuda bir değişiklik olmamış alkol ve at yarışlarına yatırmaya başlamıştır. Bukowski’nin hayatını öğrenmek için, lütfen diğer bilgilere itibar etmeyin ve kendisini kendisinden öğrenin. Son olarak yazımı kitaptan bir örnek ile bitirmek istiyorum.

“İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi. “

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir