FİNCAN KIRIĞI

Please log in or register to like posts.

Sızım sızım sızlayan kalp kırıklıklarının arasında gezinir durur hep ruhumuz. O ”En Sevgili” gitmiş, yerini amansız – apansız bir boşluğa bırakmıştır artık.
Sıcacık battaniye altındaki film akşamları, yağan yağmurda ıslanırken etrafı çınlattığınız şen kahkahalar terk etmiştir birer birer, adına aşk denen ütopik – ücrâ masalsı diyarınızı.
Yokluktur şimdi her şeyin adı, karanlık bir boşluk kaplar sessiz ve sinsice kalp otağınızı.

Teninin kokusu sinmiştir yastığınıza, odanıza..İnce ince sızlar burnunuzun direği, elleriniz kanayıncaya dek duvarları yumruklasanız ne fayda?
Tükenmiş çareler arasında, bir çıkış yolu aramakta belki de halâ kalbiniz, bir umut olmalı , bir yolu bulunmalı mutlaka.

Oysa sevgili çoktan ıssız bir yalnızlığa mahkum edip gitmiştir sizden fersah fersah uzaklara.
Yatağınızda kırışık bir çarşaf, ahşap masanızda satır arasını onun çizdiği bir kaç kalın ciltli kitap,kirli sepetinde onun en sevdiği kazak…
Uzar gider bu liste, ve acı verir aslında kıyıda köşede birikmiş her detay, en hoyrat haliyle.
Tüm eşyalarını paketlersiniz paketlemesine de,günler sonra mutfak dolabınızın en kuytu köşesinden çıkıverir ya ansızın, onun en sevdiği kahve fincanı, sapının bir kenarı kırılmış halde, işte o an boğazınıza bir yumru oturur, ”Ben buradayım” der eski sevgili ve onun geride bıraktığı artık hüzün yüklü anıları ,vuruverir kalbinizi yeniden.
Kenarı kırık bir fincan kalır elinizde, tüm yaşanmışlıklardan geriye.. Ve söz sırası buruk anılardadır şimdi, bir dolap köşesinden fısıldar size geçmişiniz, acı vererek hem de ölesiye…

 

 

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir