Gönül Kuşu

Please log in or register to like posts.

Çehresi hiç kalkmayan hüzünlü bir insanımdır hep. Yaşarcasına okuduğum şiirlerimle bağlıyımdır hayata. Gök kubbenin maviliğinin çam ormanlarında nasıl göründüğünü anlamak için seyehat ederim mesela..Hasretle dert çekmek ne denli acıtırmış bilmek isterim. Hep dertli olurum bu yüzden. En ufak şey bile mutlu eder ya beni gerçi! Olsun.. ben dertli dertli gülümserim derin bakarım, ondandır bu derin düşüncem sanki sonu karanlık kuyular gibi.

Evimden her çıkışımda karşılayan kuşlu teyzemin hayır duasıyla geçerdim yollardan. Acele ediyordum bir sabah da karşıya geçmek için. Düdüğü kuşların korktuğu vapura bindim hızlıca. Yetişmenin verdiği mutlu bir an ve yorgunlukla kapadım gözlerimi. Mis kokusuyla yerdeki maviyi göz yaşlarıyla göktekini hissediyordum. Yağmur çiseliyordu yüzüme. kendimden geçmiş olmalıyım ki gelen sesle açtım aniden gözlerimi kocaman gözlerini bana dikmiş defterde yazan yazımın güzel olduğunu söylüyordu bir kız çocuğu. Hızlı hızlı konuşuyorudu, belki ondan belki de defterimi okumasının verdiği huzursuzlukla sinirle bakıp kalktım yerimden. Yazar mıydım ben! Hem okunur muydu öyle gönlünü tanımadığın kişinin satırları. Okunmazdı ya! Diğer gün aynı yerde oturuken yine geldi yanıma. Asık yüzlü oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi. Dönüp baktı yüzüme eğdi kafasını gülümsiyverdi ‘Günaydın amca!’. Suskunumdur kafamı eğerek selamlayıp döndüm diğer tarafa. Kapağını sıkıca tuttuğum defterime baktığını görüyordum arada yan bakışlarımla.

İş yerime gittiğimde yerime aldıkları elemanla karşılaştım. Geçici bir işti yaz zaten bu da! Ne işe yarayacaktım şu saatten sonra şiirden başka ne yapardım ki ben. Bir iştahla kalkıp yerimden yayımlarım bende dedim. Daha bir Allah’ın kulunun okumadığı şiirlerimi yayımlayacaktım. Güldüm. Bir alay tutturdum kendime. Ama bir denesem bir göndersem belki severlerdi düşüncesi yedi bitirdi beni. Sonunda karar verdim daha çok yazmaya. Geçici ufak işler için yine her gün o vapura binip geçiyordum karşıya. Sabahları gevrek yer çay içerdim. Kız düştü aklıma vapurdaki her sabah gördüğüm. İki tane alıp atladım yine. biri ona biri de kuşlaraydı her sabah beslediğim. Artık izin veriyordum okumasına şiirlerimi. Şöyle bir göz gezdirip ne kadar güzel olduğunu söylüyordu bana. İçime bir heves yerleşiyordu her sabah o böyle derken. Akşam eve gidince de ‘Aman be Erdem! Çocuk sadece ne bilir şiirden’ der hevesimi kırardım. Günler sonra şiirlerimle doldurduğum defterimi paketledim sardım . Bir yayın evine postalamaktı niyetim. Vapura bindiğimde kız yoktu bu sefer.  Sahi kimdi ki her gün o vapurda olan bu kız. Ailesini ne görmüştüm ne de kız bahsetmişti. Gerçi konuşmamıştım bile kızla, o konuşur ben dinlerdim hep. Dinlerken izlediğim aşınmış kıyafetlerine bakarken daha önce bunları neden düşünmediğimi merak ettim. Karşıdan glayöl satan bir kadın yaklaştı yanıma usulca. Yorgunca oturdu yemenisini sıktı meraklıca baktı bana. ‘ Sedenay nerede gördün mü? ‘ şaşırdım. ‘Anlayamadım.’ Gönlü güzel abicim benim hani şu kız varya hah ne diyodu sana sırdaşım sırdaşım diyordu ya sana hani! Aman hatırlasana işte o yavrucağız. O kızdan bahsettiğini o daha konuşmaya devam ederken anlamıştım zaten. ‘ Tanıyor musunuz onu? Annesi misiniz?’. Astı suratını hafiften ‘ Yok canım o kızın yoktur burda kimsesi. Okuma bilmez yazma bilmez muhabbet açacak insan arar gider oturur söze başlar kimi umursamaz kimi selam verir konuşur güler diğer gün yüzüne bakmaz  sa…’ Lafını kestim yüksek sesle ‘ Anlayamadım. Biliyor o okuma şiir yazdırdı bana hatta okudu güzel dedi..’ Kadın anlayamadığım bir tavırla onun okuyamadığını yazamadığını yineledi. ‘Sabah dostu bildiği senle konuşur gelir benim çiçeklerimi elimden tutup satar o çocuk. Bir iki kuruş alır iner vapurdan. Hiç okula gitmemiş bile nereden bilsin kim öğretsin ona okumayı..’ Daha fazla dinlemedim kadını kalktım olduğum yerden. Hoş zaten gelmiştik ya geleceğim yere. sokaklarda dolaştım biraz vermezdim o kitabı ben postaneye. Neyine güvenip yazmıştım bir çocuğun güzel demesiyle o şiirleri. Kolumdaki kitabın olmadığını farkettim. Düşmüş olmalıydı. Ama nerde? Pek de umrumda değildi çöp olur giderdi. O gün akşama kadar aradım durdum bir ekmek parası kazanacak yerleri. Yorgun argın eve döndüm. Bir iki günde hiç çıkmadan ne yaparım diye düşündüm. Tekrar dışarı çıkacaktım ki gelen bir mail’e bakmak için oturdum masama. Postalamadığım yayın evinden geri dönüt gelmişti. Kitabın düzenlenme aşamasında olduğu detaylı bilgiyi şubelerine geldiğimde verecekleri yazıyordu. Sonunda da bir tebrik.. Nasıl oldu bu diye şaşırdım ekranı açıp kapadım sürekli. Uçmadı ya o kitap. Vapurda düşürmüş olmalıydım. Bindim yetişip ilk seferine. Glayöl satan kadın bir adamı yakalamış konuştukça konuşuyor çiçeklerini övüyordu. Küçük kızda yoktu oratlıkta. Kadına doğru yürüdüm kitabımı görüp görmediğini sordum. ‘ Sedenay verdi bana onu.. Senin onun için paketlediğini uzakta onu özleyen annesine yollayacağını söyledi. Bende gittim veriverdim bir kaç gün öncesinde. Meğer yaptığım son isteğiymiş çocuğun. Dün tuttu elimi. Gidiyorum biliyor musun abla. Anneme gidiyorum artık dedi. Benzi soluk nefesi kesik kesikti.’ Hiçbir şey diyemedim kadına.Vapur kalkmadan indim yürümeye başladım. Ay yüzlü kızın her gün mezarlığa neden gittiğini düşündüm.. Ağladım. Şimdi ben o vapurun aynı güzergahında aynı yerde oturmuş yanımdaki boş tabureye baktıkça hatırlıyorum minik gönle duyduğum vefa borcumu. Ve ne yapsam yazar olmama yol açan şiirlerimi okuyamasa da gönlümü okuyan ay yüzlü kıza ödeyemem o borcu diyorum içimden. Kapatıyorum gözümü sonra. Göğün gözyaşlarıyla devam ediyorum küçük kızın açtığı yoluma…

-Hatice

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir