Gün Doğumunda ki Aydınlık

Please log in or register to like posts.

Sâhir Bey…

Firâkın göz pınarlarında birikmiş yaşamın en soylu hatırâtı..

Rastlantı sonucu devrilmiş ağaçlar..

Yas tutmuş batıp giden geminin ardından, zamanın asilzâde ordusu..

Ânı gözünde büyüten Kâtip, aydınlığa ilelebet hasret yaşamış ..

Sargı bezlerinden elbiseler dikilmiş yoksul şehrin güzide sokaklarına.
Ve geçit seremonisi hazırlanmış begonvil yapraklarından..

Çile dergâhına giden yoldan kılpayı dönmüş muharrir..

Mevsiminde toplanmayan hasat, bir ömür boynunu bükmüş dilenciye .

Okyanusa düşen yıldızlardan, ışıl ışıl parlayan bir deniz yıldızı doğmuş kazâra..

Sürüsünü kaybeden çoban avâre..
Az gitmiş uz gitmiş..
Dere tepe iz verip; sır vermemiş..
……………..

Vah ki!
Böyle böyle arsızlaşmış zaman mefhumu..
Sözcükler ki katili, fikrin mürşidi Sâhir Bey..
Olmuş da şu yangın yeri ocaģımıza küller, alevlerden önce düşmüş ..
Ne vakit düşe kalka, yana yakıla öğrenilmiş, çaresizlik ..
Hummalı yolculuktan gayrı demir ağlara saplanmış ruhumuz ..
İşte böyle böyle erimiş soframızda akıncının bel kemiği ..
Aksiyon adamının bir vakti yok iken..
Zamanla dolmuş heybesi lâf ü güzâf ile ..
…….
İşte böyle Sâhir Bey…
Böyle böyle kristalize olunmuş yıkık kentin surlarına..

 

Merve Çiloğlu

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir