Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet Üzerine – Thomas De Quincey

Please log in or register to like posts.

“İnsanlar artık güzel bir cinayet olayının bileşimine; biri öldürecek öteki ölecek iki salakla bir bıçak, bir köşe ve bir karanlık sokaktan daha fazla bir şey girmesi gerektiğinin farkına vardılar.”

Oscar Wilde der ki; “Cinayet, seçkinler için sanat neyse, alt tabaka için odur.”

“Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet” kitabının yazarı Thomas De Quincey, ihmal edilmiş yazarlardan biri. Hatta batının en çok ihmal ettiği yazar belki de. Onun bu dışlanılmışlığının altında bu kitap mı yatıyor bilinmez. Ama kendisinin okuru çok fazla olsa da kendi İngiliz devletinden pek destek görememiş. Acaba bir seri katilin bilinçaltına indiği için mi?
Kitabın adı alışılmışın dışında, kendisi de öyle. Ne roman denir, ne de deneme. Ders kitabı gibi gelir cinayet eğilimli insanlara. Evet, zamanında yasaklanmış söylentisi de var. Yazarın inanılmaz bir Latince ve Yunanca bilgisi olduğu da gözlerden kaçmıyor. Güzel sanatların bir dalını anlatırken, diğerini de kendisi yaparak Latince mısralar aktarıyor okuyucuya. Bu kitabı okumak için ele almamın sebebi, hem Edgar allan Poe’yu hem de Fransız şair Baudelaire’i etkilemiş olmasıydı. Fakat iki üstad cinayetlerini şiirleri ile işlemişti zaten…

Quincey’e göre cinayet, güzel sanatların bir dalıdır ve felsefeden de hiçbir farkı yoktur. Bu kitap, bir eleştirmenin yazısıyla başlıyor. Eleştirmen yazısında Brighton’da bir cinayet kafesi olduğunu, insanların burada oturup tıpkı bir felsefi eleştiri yapar gibi mükemmel cinayetleri eleştirdiğini anlatıyor… Kitabın içinden ziyade, bu kısım da okuyucu etkilemekten çekinmiyor doğrusu. Daha sonra şöyle bir şey karşılıyor bizi,

“İlk cinayeti hepiniz biliyorsunuz. Bu işi ilk icat eden kişi ve sanatın babası olarak Kabil, herhalde birinci sınıf bir dahiymiş.”

Kitabın tümünün konusu, dünya üzerinde felsefeciden politikacıya işlenen cinayetler. Sırasıyla hepsini anlatıyor ve mükemmellikten bahsediyor. Dikkat çeken bir nokta ise “assassin” kavramı. Yazar şüphesiz bizim doğu kahramanı Hasan Sabbah’tan da haberdar. Cinayeti bu denli öven birinin, Suikast’ın yaratıcısından neden haberi olmasın?

Yazarın, cinayete neden güzel sanat dediği ise şöyle açıklanılabilir aslında; bir cinayet işlendiyse ve katil hala bulunmadıysa, uzun zaman geçtiyse, insanlık artık kafasını buna değil sanata yormalıdır. Çünkü katil öyle bir iş yapmıştır ki sanat eseri sayılabilir. Arkasında iz bırakmadan iş yapmak sanatçının işidir, hele kendisiyle yıllar sonra bile övünebiliyor ise…

“Bir taşla vurdu kardeşine tam göğsünden

Can alıcıydı vuruş; Habil düştü yere, sarardı, soldu benzi,

Teslim etti ruhunu, yarasından kan boşanırken…”

“Nocturna versate manu, versate diurna.” *Gece gündüz okuyun. (Horatius, Ars Poetika)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir