Hatırla.

Please log in or register to like posts.

Bugün bir ölüme uyandım. Henüz uyku mahmurluğu üzerimdeyken, esneyip temiz havayı akciğerlerime yollarken dayımın dedeme verdiği haberle bir anlık duraksadım. Doksanlı yaşlarındaki bir tanıdığının ölmüş olması, yetmişli yaşlardaki dedem için oldukça sarsıcıydı. Uzun bir süre yineledi, mırıldandı. Adamı dayıma anlattı, anlattı.

Daha geçenlerde Hakkari’de 3 şehidimizin kanı toprağa dökülmüşken, bugün ise 251 şehidi yad ederken bir ölüm, ne kadar etkileyebilir insanı? Ya da etkisi ne kadar sürer?

Geçip giden günleri ardımızda bırakırken hiç yarının olmayacağının farkında mıyız, diye düşünmeden edemiyor insan. Bunu düşünmek de yine belli ölümlerle hatırlanıyor, orası ayrı.

Öldürülmek ve ölmek. Birbirinden çok uzak iki fiil. İkisi de kaderin bir getirisi olsa da, ikisine de verilen tepkiler genel anlamda farklı.

Hz. Ömer, kendisine ölümü hatırlatması için birini görevlendirmiş, saçları beyazlaşmaya başlayınca ona gerek kalmadığını fark etmiş. Bize de beyazlıklarımıza kadar ölümü hatırlatan ölümlerimiz olacak anlaşılan.

İnsan yetmişinde de olsa yüzünde de olsa ölümün kendisini bir süre kabul edemiyor anlaşılan. Etrafındaki çoğu arkadaşını bir bir toprağa veren dedemle, vatanımız çok benzer aslında. Gençlik kuşağı olarak ise tüketiyoruz, tükeniyoruz. Lakin farkında olmuyoruz.

Etrafımızı ölümlerimiz sarmadan, ölümü hatırlayanlardan olalım sevgili okur. Bu yazının sonunu getirebileceğimiz bile belirsiz idi, unutmayalım. Hatırlayalım.

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir