İMGESELLİK VE ŞEKİLCİLİK…

Please log in or register to like posts.

İmge ve şekil, ilk bakışta ikisi de aynı manaya geldiği düşünülen iki kelime. Ama detaya inildiğinde farklılaşır. İmge hayalde canlanan, şekil gözle görülen. İmge akla, şekil göze hitap eden.

Görsel 1: TWA Terminalinin ilk bakışta bıraktığı etki.

Detaylandırmak için örneklemeli. Öncelikle iki yapı ele almalı. İki temsil. Bir yanda Eero Saarinen’in TWA Terminali. Diğer yanda Hakan Kıran’ın Kabataş Ulaşım Transfer Merkezi. Namı diğer Martı Projesi. (Martı Projesi için sadece şekil ile ilgili konu üzerine gidildi. Yer, fonksiyon, amaç gibi eleştiriler sadet harici tutuldu)

Görsel 2: TWA Terminali

Görsel 2: Kabataş Ulaşım Transfer Merkezi

Yapılar konuyu o kadar güzel tarifliyor ki aslında, yapıların tariflediklerini yazmak kaldı sadece. Yazıyı kolaylaştırmak için örnek verirken, verilen örnek üzerinden “nasıl tasarlanmalı?” sorusu soruldu mecburen. Bu mecburiyet idi, konuyu olgunlaştıran, güçlendiren.

TWA Terminal’inde uçan böcek veya kuşla kurulan ilişki ile Kabataş’a kondurulan martı arasındaki fark, imge ile şekil arasındaki fark gibi. Akla ve göze hitap etmek arasındaki fark gibi.

Bir de son zamanlarda sosyal medyada yayılan bir fotoğraf var ki; konunun en absürt örneği. Karabük Kâmil Güleç Kütüphanesi. Sıralanmış kitapları cephede bir kaplama gibi kullanarak tasarlanması. Daha da kötüsü, halk tarafından mükemmel tasarım diye paylaşılması. Ve “bizde de böyle güzel tasarımlar yapılıyormuş” diye yorumlar yapılması. Sanatsal açıdan baktığımızda komik, toplumsal açıdan baktığımızda üzüntü verici, iç karartıcı.

Görsel 4: Karabük Kâmil Güleç Kütüphanesi

Bu örneğe karşılık verilebilecek en güzel örnek kuşkusuz Mısır İskenderiye Kütüphanesi. 1988 de Uluslararası Mimari Proje Yarışması ile elde edilip uygulanan Snohetta’nın projesi. Genel perspektiflerde kullanılan fotoğrafı yerine taş duvarın oluşturduğu etki, konuyla doğrudan etkili. Dizilmiş kitap sırtlarını cephe yapmak ile kıyaslandığında cephede kendini kullanılan rölyefler ile akla hitap ederek yapıyı çok iyi ifade etmekte.

Görsel 5: İskenderiye Kütüphanesi

Peki eleştiriyoruz ama açıklıyor muyuz; bunun sınırları nasıl çizilmeli? Nasıl tasarlanmalı?

Aleni olmadan soyutlamalı, benzetilecekse de tadında bırakmalı. Tadında, yani ilk dokunuşunda. Benzerlik bir an, bir nefes kadar kısa. İlk nefes kadar önemli. O zaman olur benzese de benzemiş denemeyen. Yapıya bakan kişinin, gördüğü ilk an, sadece bir anlık benzetme ile karşı karşıya kaldığı. Ve devamı gelmeyen, şekle bürünmeyen, benzediği formun tek hattını bünyesinde barındıran: en önemli hattını. O hat ki: tariflenen tek bir çizgi ile bütün yapıyı kimliklendiren, bütün zihinlere işleyen.

Kuşun kanadının zaten var olan güçlü karakteristik hattını alıp onun ile iktifa eden, yetinen bir tasarım mantığı. Kuşun kuyruğuna, gagasına, gözüne ve hatta yumurtalarına girmeyen bir tasarım süreci. Kitabın kılıfına, şekline değer vermeyip yazıyı tasarıma dahil eden süreç.

Esasında benzetmeden ziyade anımsatan, zihinde canlandıran bir tasarım. Dillere dökülmeden, şekle bürünmeden, tek bir hat ile zihinde o imgeyi canlandırıp bütün resmi zihinde oluşturan… Yani aklı çalıştıran, imgeselleşen bir tasarım… “İmgesel Tasarım”

İmgesel Tasarım ilk görüldüğü an, göreni düşünmeye iten bir tasarım. Öyle ki kendi düşünüp kendinin bulacağı… Yani yapıyı her görenin kendince bir şeyler bulacağı. Her görenin yapıyı kendince yaşatacağı…

Topluluğa sesleniyor iseniz 12 yaşında bir bireye anlatır gibi anlatır derler. Yani alenen, üstünü kapatmadan, benzetmelere çok girmeden, aklı yormadan… Herkes o an anlamalıdır. Gizli imaları, çok önemli bir nokta olmadıkça kimse sormayacaktır konuşma bitince. Dilden dile dolaşarak önemsenmeyecektir o gizli ima. Orada söylenecek ve orada kalacaktır belki. Konuşma yapılan kürsüde. Sözdür nihayetinde. Yazılması için söylenmemiştir. Duyulması kadardır o sözün kürsüdeki canlılığı.

Ama bir sanat eseri yerinde duracaktır. Her şiir yazıya dökülecek ve belki kitap ciltlerine girecek, her mimari yapı olduğu yerde ve sürekli kullanılacaktır. Her görene, her okuyana hitabı devam edecektir. Alenen ortada olan bir benzetmeye kimse şaşırmaz. Şaşırmış ve dikkatini celbetmiş bir şekilde kimse başkasına anlatmaz, “aslında şu imiş” demez. Zaten nasıl ise öyledir. Giden bakar, açan okur, herkes anlar. Ama içinde ima olan, aleni benzemeden anımsatan, akılda anlık bir iz bırakan, içinde gizem olan… Gizem… Sanat eserini, yapıyı, şiiri her daim tutan canlı öğe. O gizem ki, dilden dile dolaşır, dolaştıkça  merak ettirir, merak edildikçe sanat yaşar, canlılığını korur, etkisini bulur. Çünkü gizemin çözülmesi için aklın çalışması gerekir. Akıl öyle bir etken ki, kendi bulduğu şeyi en önemli kılar. Değerini arttırır, ön planda tutar. O yüzden aklı çalıştıran gizemli olaylar her daim canlı kalır.

Bulmacaların sihri de buradadır. Gizem yatar içinde. Bulmacalar soru sorar, iz verir, sonuca ulaşmanızı bekler. Sizin, kendinizin ulaşmasını… Bulmacalar buldukça zevklidir ve ne kadar ince verilirse ipucu o kadar değerlidir.

Şiirlerde kullanılan benzetmeler bir mısrada olur, belki bir tek kelimede. Orada kalır, detaylandırılmaz. Ne benzetilen, ne benzeyen. İncelik buradadır. Benzetmeyi açıklamaya girdiğinizde şiir olmaktan çıkar. Bırakın nazımı, nesirde dahi tasvir ederken aynı şeyin üzerinden detaya inilmez. Yoksa yazı sıkıcı olmaya başlar, okutmaz kendini.

Bazı filmler de vardır, defalarca izleyip üstüne konuşturur. Başkaları ile birlikte oturup tekrar izlemek istersiniz. “Memento” gibi. Her izlediğinizde, her başka bir grup ile izlediğinizde başka olur muhabbetin konusu.

İslamın sanat anlayışında da benzer etkiyi bulabiliriz. Birebir benzetmeye tereddütlü yaklaşır islam. Birebir yapılamacaktır zaten. O hep temsil olarak kalacaktır. Aynısı olsa da canlı olamayacaktır. Çünkü o sanatın aslını yapan, yaratan “Sanii” olan Allah’tır. İnsan “halife” olarak anımsatır Allah’ın sanatını. O’nun sanatını düşündürür ortaya çıkardığı eser ile. Aklı çalıştırır, tefekküre sevkeder…

Velhasıl, temsil olacak ise eğer bir sanat ederinde “imgesel” kalmalı, “şekilci” olmamalı.

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir