Kader, imtihan ve nasip üçlüsü

Please log in or register to like posts.

Yaşadığımız acılar nefsani olarak bizi yıprattığında nefsimizin mi yoksa duygularımızın mı bizi kontrol ettiğini sorarım kendime her zaman. Bu aslında büyük bir muallak olmakla beraber insanı imtihanın farkındalığına iten mükemmel bir zincirleme reaksiyon. Bize bahşedilen akıl nasip ve kadere İman derecemizi ölçmekle kullanılan bir terazi misali… Aklımızın ve nefsimizin kararları ortasında gidip gelirken yaşadığımız duyguların sebebini hangi tarafta arayacağımızın karmaşası biz farkında olmadan vücudumuzu bir hayli yormakta.

Aşkı örnek alırsak duygumuzun nefsani mi Allah rızası için mi olduğu tartışması illaki yaşanacaktır… Çünkü bir yanda nasibinde var olmayan (ya da öyle düşündüğün) zaata duyduğun sevgi, diğer yanda Allah’ın yazdığı kadere boyun eğememe sorunu varken bu karmaşa nasıl insanı yormasın ki? Evet üzülüyoruz, üzüleceğiz fakat kaderi de inkar edemeyiz…

Velhasıl yapacak birşey yok…

Aslında “Nasip” kelimesi ne kadar kurtarıcı bir kelimedir ki farkında değiliz. Kadere imanın gücü, insana verdiği kuvvet muazzam derecede yüklü olmasına rağmen tereddütler fişi çekiyor. Etmesek sağlamız ettik mi tepe taklağız öyle bir muallak.

Yani mesele aslında farkındalık.
Farkında olduğumuz kadar kuvvetli; olamadığımız kadar kuvvetsiziz…

Kader, imtihan ve nasip üçlüsü hayatımızın her yerinde, her     saniyesinde bu kadar karşımızdayken neden farkında olmak için hala geç kalıyoruz?
27 Kasım 2015 00:33

2 comments on “Kader, imtihan ve nasip üçlüsü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir