KALP RİTMİ..

Please log in or register to like posts.

Yavuz Sultan Selim Han Hazretleri çok celalli bir padişahmış..Öyle ki vakti zamanın  anneleri haylaz evlatlarına “Allah seni Yavuz’a vezir etsin..!!” diye beddua ederlermiş.Ama elbette Yavuz’un yavuzluğununda tükendiği karşılarında dost muhabbetlerinin olduğu bir iki dostu var…
Birincisi İbn-i Kemal hocası.. Ki İbn-i Kemal’i bilmeden Yavuz Sultan Selim Han’ı tam da bilemeyiz..Neyse o başka bir yazısının mevzusu oluversin..
Bir diğeri Şair Vehbi.. 8 yıl padişahlık zamanında sarayda tek iltifat ettiği şair Şair Vehbi oluvermiş hatta ne kadar celallense de onu yanı başından hiç ayırmamıştır.
Son isim ise Hasan Can.. En yakını..Vezir-i Azam’ı..Sırdaşı..
Günlerden biri..
Yavuz Sultan gördüğü bir rüya üzre sefere hazırlanır..
Ordu Üsküdar’da kurulur..
Yazus Sultan’ın yanında Hasan Can.. Topkapı’dan çıkıp kayıkla karşıya geçecek ve orduya katılacaklar.
Ve 2 yıl 8 ay sürecek olan bir seferdir bu.. Kayıkta karşıdan karşıya giderken muhabbet ediyor iki dost..
Biri Yavuz Sultan Selim..
Bir diğeri Hasan Can..
Sohbet sırasında konu nereden icap etti bilinmez.. Konu nereden nereye geldi onu da bilemem…
Yavuz Sultan Selim Hasan Can’a dönüp birden soruvermiş:
-Yumurta sever misin Hasan Can.?
Cevap:
-Severim Sultanım…
Karşıya geçilir..
Memlük seferi başlar..
Mercidabık..Ridaniye..
Mısır Fetholunur..
Kutsal emanetler devralınır..
Mekke-Medine anahtarları teslim alınır..
Neticede 2 yıl 8 ay biter.. Geri dönülür..
İstanbul’a yaklaşınca Yavuz Sultan Selim’e;İstanbul halkının bir vaveyla bir coşku ile kendilerini beklediği haberi gelince yanındakilere:
“-Biz bunca şeyi sadece Allah rızası için yaptık.. Şehre gece vakti girelim..” emrini vermiş..
Gece olmuş..
Ordu ile birlikte Üsküdar sırtlarına kadar gelinmiş..
Ve tekrar Yavuz ile Hasan Can kayığa binmişler..
Tam 2 yıl 8 ay sonra yine iki dost..
Yavuz Sultan Hasan Can’a dönüp şu soruyu sormuş:
-Nasıl?
Cevap:
– Haşlanmış sultanım..!!
Bu ne demektir?
Bu şu demektir..
Yavuz Sultan Selim ile Hasan Can’ın yaşadığı kuru bir kader arkadaşlığı değildi..
Bu iki güzel insanın o 2 yıl 8 aylık dönemde asla kalben dahi olsa birbirlerinden ayrılmamış olması demek..
Hatta belkide ömürleri boyunca..
Bu şu demek..
Yavuz Sultan ile Hasan Can arasında ki kalp ritminin hiçbir zaman birbirinden şaşmamış olması demek..
Şimdi kıssayı anlattık..
Sonucunu da yazdık..
Şimdi gelelim kendimize soracağımız soruya?
Bizim kalp ritmini yakaladığımız,hemhal olduğumuz,konuşmadan da anlaştığımız,gönlümüzde her daim yerini tutan,bir zat var mı?
Var ise yükünüzü baya hafiflettiniz demek..
Yok ise vah ki vah..
Kalp ritmini tutturduğunuz bir zat edinmeniz dileği ile..
Selam ve dua ile..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir