K/an

Please log in or register to like posts.

Her gün, bir gün öncesinin aynısı ve her acı, hiçbir noksanlık taşımadan koşuyor adım adım… Amaçsızlığına vurulmuş anaç hayatım; umarsızlıklarımın ve bir gülücük diyerek başladığım takvimlerin üç yüz altmış beşinci gününde duraksamış tebessümüm.

Kendimi yarım bir öykünün virgülüne feda edilen acımasız noktası gibi hissediyorum. Bir yerim yok gidebileceğim, bir umudum, bir hayalim, bir insaf diretişim; ben yokum bana kalanlardan… Elim, yağmalanmış haziran çığlıklarında ve gönlüm, yaşanmayı unutan kabristanların bir dua dilenen son safhasında. Kendimi, kendim olmaktan alıkoyuyorum ve gün be gün hastayım varlığıma; tıkanan kulaklarım, kısılan sesim, akan burnumun feryat hamlelerinde çığlıkvar düzene oturuyor çocuksu geçmişim. Salıncağımın hızında çakılıyorum ve bir daha düşmek nasip olmuyor hayallerime.

Her gün, monoton elyafların sırası dizilmiş eğlencelerine bir mum dikiyorum karanlıktan gelen hecelerimle; kendim dahil her şeyi soğutuyorum yaşamak gerçeğinden.

Her gün, her salisenin saklı kalmış kanserojenli umut nüktedanlığında bana kıkırdayan saatler susuyorken tik tak kıvılcımlarım gong sesini bastırıyor guguk kuşlu saatlerin. Kendime sağır ve kendime körpecik kör kalırken günlerim, topal gidişinden tanıyor kalbim sebeplerimi.

Öksürüyorum heyecansız serüvenlerimden ve kan geliyor tırnağı kırılan yaşama sevincimden…

Dilara AKSOY

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir