Kelebek Olmak Kolay Değil

Please log in or register to like posts.

Bir kelebeğin ölüm süresi hakkında bir çok fikir beyan edebilir, araştırmalar yapıp sonuçlarını dillendirebilir, şiirler yazıp, makeleler düzebilir hatta film çekebilirsiniz. Bense bu günlerde nedense ölümünden çok, doğumunu düşünüyorum. Öyle ki doğumu hakkında pek konuşana rastlamadım, yazan olmamıştır diyemem. Olsa da pek dikkate alınmadığını sanıyorum. Doğumu dediysem, heh doğdu bitti değil… Kastettiğim kelebek olmayı hak edene kadar nelerle karşılaştığı…Yanılıyorsam beni düzeltin, evet kelebek olmadan önceki tırtılın o acıklı hikayesi hepimizin yüreğini dağlar. Bazen manidar bir şekilde çirkin ördek yavrusu masalını düşündürür.Kelebek, tırtıl ve kurtçuk; aslında bu böcekgillerden varlığın hayatta kaldığı müddetçe geçirdiği evrelerdir. Kurtçuk hali en tuhaf ve ilk halidir. Ardından biraz büyüyen kurtçuk, tırtıl olur. Gel gelelim tırtıl, çirkin halkalı bir bedene, minicik gözlere, dişe benzeyen çiğnemeyi ve ezmeyi sağlayan çeneye sahiptir. Sekiz bacaklı, kanatsız olduğu gibi tükürük bezlerinde salgıladığı ipek keşfedildiğinden beri başına dert almıştır. Onlar ipek üretiminde kullanılacaklarsa, kelebek dahi olamadan haşlanıverirler.
Tırtıl zaman geçtikçe enine büyür, şişmanlar. O kadar şişmanlar ki derisini yırtmak zorunda kalır, ardından tekrar bedenine uygun yeni deri üretir. Bu kısır döngü şişmanladıkça tekrar eder. Doğa şartlarında kendilerini korumak için bir takım stratejiler geliştirmesi gerektiği için ölü taklidi yapma, kamufle olma gibi çeşitli saklanma teknikleriyle böcek yiyen kuşlardan korunur. Zamanla bu korunma özelliklerinin onu asıl olmak istediği üçüncü evresine ulaştıracağını mı bilir, bilinmez ama anlaşılan o ki kelebek olduğunda işine oldukça yarayacak birçok yöntem geliştirmiştir. Resimde gördüğünüz kelebek, aslında ölmüş ve tek kanadı suyun yüzünde kalmış. Manidar, dokunaklı olan sanki hâlâ gizlenmeyi arzuluyor olması…
Tırtılken yediği yaprakların onda bıraktıkları ile kelebek olmaya doğru yaklaştığı bir zamanda kendine korunaklı bir yer seçer ve çevresini krizalit ile kaplayarak adeta hapis hayatına adar.
Bu mahkumiyet zamanlarında asla hareket edemeyecek, etrafında kendi kendine oluşturduğu sert kabuğu zamanı gelene kadar sabredip delmeyecek…Koza diye de bilinen bu yapı delinip açıldığında bir zamanlar kurtçukken  tırtıl olan ve ardından ödül misali kelebek halini alan varlığın en güzel haline kavuşmasının sonudur.
Kelebek olmayı başarmak güç meziyet, peki ya uzun zaman öyle kalamamak? İşte bu tartışılır. Bir gün müdür yoksa daha uzun bir zaman mı yaşar, ölümü yakın mıdır, ne kadar yakındır gibi hali hazırda nice konu nesillerdir net bir sonuca ulaşamamış olduğuna göre belki naçizane belki dahiyane diyorum ki; bünyesine göre evvela yaşamdan aldığına bakılırsa oldukça uzun yaşıyor kelebekler. Zaman bize hızlı akarken ona yavaş akıyorsa onun hali hazırda bir günü, belki asırlar sürecek. Sağ ol kelebek, sağ ol. Yaşamıma kattıkların, bu gizlenmiş ve ölü halinle bile şükretmeye değerdi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir