Kibritçi kızı bildin mi?

Please log in or register to like posts.

  Bugün tuhafım. Hayır tuhaf gülünçlüğe kaçıyor gerçi, bugün yorgun ve hüzünlüyüm. Hüznü özlettiriyor bize keder. Bilmem bilir misiniz hüzün ile keder arasındaki o kocaman küçük farkı. Her ne ise yudumluyorum çayımı bir tabure üzerinde ve bir kaç nefes sigara. Genzim yanıyor ama daha gencim umursamıyorum. Çay soğumasın diye hızlı içerim bazen. Hava ılık ama olsun çayın soğumaması mühim.  Bunları düşünüyorum. Basitleşmiş bir ben saldım aslında dışıma. Oysa düşünmesi ve halledilmesi gereken o kadar şey varken ben neler düşünüyorum. Ama kızmayın ve yadırgamayın hemen. Bu yaz da dahil uzun yıllardır tatile gitmedim. Tatil dediğime de bakmayın siz.  Burda başka bir mana var ama şimdi hiç sırası değil.

Bir nefes daha bir yudum daha. Göze ilişemeyecek kadar küçük bir kız çocuğu gönlüme ilişti. Ufacık mini minnacık ve bir o kadar da tatlı. Elinde bir sepet, sepetin içinde de gayet düzgün dizilmiş simitler var. Evet haklısınız bizim ülkemizde gayet normal bir ekran görüntüsü bu. Ama benim için bir kuyu diyeyim. Küçük bir çocuk bu, egosunu tatmin ederken bir yandan da süper egosunu geliştirmeye çalışması gerektiği yaşta simit satıyor. Hayatın kocamışlığı bilinci oturtuluyor üzerine. Ve bu da bu küçüğün ileride ben olmasını sağlayacak. İnanın bana ben olmak iyi bir şey değil.

Ayaklarını yerden sürükleye sürükleye yürüyor. Çok sıkıldığı ve sıkkın olduğu; bırak yüzünü, ayaklarını sürümesinden belli oluyor. Belki yanılıyorumdur. Belki bu onun için kendisi gibi küçük bir oyundur. Ama ben de kendimin yalancısıyım. Ne gördüysem o dilime vuruyor işte. Yanaşıyor işte sıkkın bir edayla insanlara yüzlerine bile bakmadan (bak burası çok önemli bir detay. Sen anlamazsın diye değil ben vurguyu yapmak için parantez açtım.) simit isteyip istemediklerini soruyor. Bazen cevap bile beklemeden geçip gidiyor. Utanıyorum aslında bakmaya. Nedenini biliyorum ama bilmemezlikten gelmem gerek yoksa ızdırap artar da artar.

Az evvel yukarda göze ilişmeyecek kadar dedim ya hani unutun o kısmı. Tam tersi biz o çocuğun gözüne ilişemeyecek kadar küçük, iğrenç, beş para etmez varlıklarız. Sinirlendiğim için yazıya son vereceğim.

“Bana, sana, bize, hepimize yazıklar olsun!”

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir