Kitap yazmak istiyorum, nereden başlamalıyım?

Please log in or register to like posts.

Merhaba Arkadaşlar,

Birçok arkadaşımız kitap yazmak istiyorum ilk önce ne yapmam gerekiyor veya nereden başlamam gerekiyor diye soru sorduğunda karşılığını bulamıyor. Çünkü bunun bir karşılığı yok. Zamanla ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bu konuya kısaca bir giriş yapmak için şunu söylemek istiyorum: İlk önce kelime hazinenizin geniş olması ve kelimelerin anlamlarına hakim olmanız gerekiyor. Peki, siz diyelim ki kitap yazmaya başladınız ve öncesinde bir ‘kitap nasıl yazılır’ adlı bütün makaleleri okudunuz. Yahut yazı yazma atölyelerine katıldınız. Sizce bunlar yeterli mi? Elbette değil, teknik olarak; yazınsal alanda birçok şeye hakim olmanız demek sizin çok iyi bir yazar olduğunuzu göstermez veya kanıtlamaz.

Duygular diyorum; yazın kış, kışın yazı yaşatacak olan, duygular.

 Neden yazı yazılmaz?

  • Sırf popüler olmak için yazı yazılmaz.
  • Hadi bir kitap çıkarayım da hava atayım, ortamda şeklim olsun diye yazı yazılmaz.
  • Kelimeleri israf etmek için yazı yazılmaz.
  • Amaçsız her yere muhalefet olayım da prim kazanayım diye de yazı yazılmaz.
  • Ve daha birçok sebep var.

Tabii ki sizlerin yukarıda sıraladığım gibi bir hedefleri varsa, diyecek bir sözüm yok. Lakin şunu unutmayın ki, şu hayat denilen zaman aralığında derdi olan veya dertlenenler en güzel yazıları kaleme almıştır. Bazı arkadaşlar, mutluyken yazılan yazılar kötü mü diye sorar gibi aslında. Mutluyken yazılan yazılarda güzeldir, naiftir, aldatmaz. Bir hatırlatmada bulunayım beni bir yazı yazma ustası olarak görmeyin, ayrıca yazdığınız yazıların en iyi eleştirilerini olumlu yada olumsuz her zaman okuyucularınızdan duyacaksınızdır.

Size şimdi beş kelime vereceğim. Bunlar: araba, sandalye, kırlangıç, fütursuz, gökyüzü

Bu beş kelimenin her birini farklı cümlede kullanarak kısa bir öykü yazmanızı istiyorum.(İsteğe Bağlı)

Örnek Kısa Öykü: Rüzgar estikçe gözlerinin önünde beliren saçları gökyüzüne meydan okuyordu. Arabanın geçmesini hiç istemedim çünkü çukurda biriken su üstüne sıçradı. Üzüldüm, fakat çok geçmeden fütursuz bir anlam yüklendi kalbime. Kırlangıçlar uzaklara göç etmeden konuşabilecek miydim? Neyse, Kahveci Halil’den bir sandalye istedim ve içimden”bay bay” diyerek kahvenin önüne oturdum.

Bu yazımda, kitap yazma üzerine fazlasıyla anlatım yapmaya gerek duymuyorum. Her zaman daha iyi yazmak için sık sık yazmak ve yazdıklarınızı tekrar tekrar okumanız gerektiğini söylüyorum.

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler, umarım bir kitap yazarsınız ve bizde o kitabı bir gün okuruz.

Sevgi, özlem ve muhabbetle..

49 comments on “Kitap yazmak istiyorum, nereden başlamalıyım?

  1. Havada süzülen kırlangıçlar baharın müjdesidir bana hep. Bahar nasılda insanın içini ısıtır. Bu sabah havada uçuşan kırlangıçlarsa adeta insanın içini ürperten bir sonbahar hatta buz kesmiş bir kış sabahı gibi adeta… Mutlu bahar sabahlarının, kuş cıvıltılarının aksine tarihin en karanlık sabahı. Arabasına öyle hızlıca binip uzaklaşmıştı ki arkasından el bile sallayamamıştım. Sandalyeye çökmüş öylece bakakalmıştım, bu kadar kolay olamazdı gidişi. Gidişi bu sevimsiz soğuk sabahın aksine bir yaz telaşı gibiydi adeta. Arkasına bile dönüp bakmadan yeni umutlara koşmak için adeta son hız gitmek istercesine koşup çıktı kapıdan, çıktı ve gitti. Gidişler kimine umut, kimine de karanlıktı bu sabah. Yüzündeki fütursuz bakışta bu sabah yanlış mevsimde uçuşan kırlangıçların telaşlı yüzü gibiydi, kırlangıçlar da, o da yeni sıcak bir yuvanın telaşı içerisindeydi. Bense dağılan bir yuvanın tam ortasında kalmış yaralı bir kırlangıç kuşu…

    Sizce umut var mı?

    • Umut her zaman var. Her öykü aslında bir başlangıçtır. Cümlenin sonuna konulan her noktadan sonra umutla yazmaya devam ederiz. Tebrikler..

    • Harika bir yazı olmuş, tebrik ederim.
      Sadece ” Bu sabah havada uçuşan kırlangıçlarsa adeta insanın içini ürperten bir sonbahar hatta buz kesmiş bir kış sabahı gibi adeta…” bu cümlede ADETA kelimesini iki defa kullandığınız için anlam karışıklığı olmuş. Bu tip tekrarlardan kaçınmanızı tavsiye ederim.
      Saygılarımla..

  2. Sessizce düşünüyordum ne zamandır o vakitleri. Şehrin sahile bakan kısmına arabamı çekip müthiş bir suskunlukla düşünüyordum hemde. Arabamdan inip Sahil kenarında dalgın bir şekilde yürürken bir anda kafamı kaldırıp yukarıya doğru bakma isteği geldi içimden. Sonra dedim ki şöyle bir gökyüzünün muazzam görünen maviliğini görebiliyorsam, denizin mis gibi kokusunu heyecanla içime çekebiliyorsam, kırlangıçların ciyak ciyak öten sesleri kulaklarımın pasını siliyorsa birde, karşıda duran seyyar köftecinin mis gibi köfte kokusunu içime çekebiliyorsam ve sahil kenarında balık tutmak için sandalyesine oturmuş babasının oltasını çekmesini bekleyen çocuğun o yüzündeki masum gülüşüne dokunabiliyorsam… Neden böyle fütursuzca karamsar bir düşünceye itiyorum ki kendimi? Hayatı yaşıyorum ben ve şuan hâlâ hayattayım. Bu bile yeterdi aslında yaşama yeniden tutunabilmek için..

    Bu nasıl peki?

  3. Meraba ben 9. Sınıf öğrencisiyim otobiyografi yada biyografi yazmam gerekiyor bana örnek yazarmısınız

    • ‘Ben bir garibim ya da buruk bir insanım. Size göre fark eder mi bilmiyorum nasıl biri olduğum. Neyse asıl konuya gelelim; adım Efe soyadım Gökyüzü. Çocukluğum pamuk tarlalarında koşarak geçti. İlkokulu Ege Bölgesi’nin yoksul kasabalarının birinde okudum…’

      Yukarıdaki otobiyografi örneğidir. Kendini anlatırsan yazınsal olarak buna otobiyografi denir.

      ‘Adını dedesinin askerlik arkadaşından alan çekik gözlü bir adamdı Bartu. Çocukluğunda gazoz kapaklarından yaptığı tasolarla mahalleden arkadaşlarıyla kıyasıya mücadele ederdi. 1990’lı yıllarda İstanbul’un en gözde semtlerinden Fatih’te geçmişti çocukluğu…’

      Yukarıdaki biyografi örneğidir. Kendin dışında başkasını anlatırsan yazınsal olarak buna biyografi denir.

      En güzel yazıların kaleminde son bulması dileğiyle.

      Kolay gelsin.

  4. Oturuyordum sessizce hemde hiç olmadığım kadar. Yalnızlığıma eşlik eden tek şey kırlangıçların ciyak ciyak öten sesleriydi Sahi ne zamandan beri buradaydım yavaşça kafamı gökyüzüne kaldırıp çocukken yaptığım gibi bütün umutları içime çekmek istercesine derin bir nefes aldım. Fütursuzca esen rüzgar içimin titremesine sebep oldu yavaşça kalktım oturduğum sandalyeden kahvemi daha sıkı kavrayıp temkinli adımlarla ilerledim arabama doğru.
    Bu nasıl peki?

    • Kırlangıçların ciyak ciyak öten seslerini sadece ve sadece kelimelerde duyuyorum. Yazmak için okumak mı gerekli? Okumak için yazmak mı gerekli? Bilemiyorum. Ama yaşamak daha mühim bir mesele. O yüzden yaşamla kaleminizin buluştuğu yerde dökülen kelimeleri toplayıp, yazmaya devam etmeniz dileğiyle..

  5. Durdun ve baktın arabanın ardından.. Bohem tavırlarının ardına saklarken hüznünü, gözlerin gökyüzüne ayna, parçalı bulutluydu. Hissettirmedin bana zihninden futürsuzca geçenleri…hissettirmedin kalbinde misafiren oturduğum tek sandalyenin ayakları sallandığını. Şimdi gitme vakti. Bir Kasım sabahı; kırlangıç mevsimi, göç baharı, gitmeliydim haberli ama vedasız gözlerinin arkamdan bakakaldığı…

    • ”gitmeliydim haberli ama vedasız..”
      Bazen bir öykü sırf yukarıdaki kelimeleri bir araya getirebilmek için yazılır.. Tebrikler!

  6. Koyun kahvesindeki sandalyede oturan Omer Aga nin gozu arabaya ilisti..Arabadaki kadin gokyuzune dalmis futursuzca sigarasini tutturuyordu koyun ortasinda.Kirlangiclarin sesi yankilaniyordu meydanda ve ortam olabildigince sakindi.Kimsecikler yoktu ikisinden baska.

    • Öyküyü yazarken yazım kurallarına uymalısınız. Ayrıca yazınızı okurken olayın gözümde canlanması benim bir sonraki cümleyi merakla beklememe sebep oldu. Tebrikler!

      • çığlıklarla dolu bir koridordu burası çığlık koridoruydu.yıkılan çocukların burada kendini güçlü hissetiği koridor hem can acıtan,hem ayakta tutan bir koridor.Anlayana sevinç çığlıkları attıracak koridor.Anlamayana acı çığlıkları attıracak kadar güçlü koridor…

  7. Wow cidden harika bir kelime hazneniz var. Benim amacim gençlere hitap eden bir kitap ergenlere değil. Çünkü son zamanlarda Wttpad sebeyile tüm kitaplar oyle. Siz bana bir fikir verebilirmisiniz? Daha 9. Sınıf öğrencisiyim.

    • Bir kitap ergenlere, gençlere veya yaşlılara diye kaleme alınmaz. Bu yanlış bir düşünce. Ayrıca, masal kitapları genelde çocuklara diye yazılır. Halbuki yaşı büyük olan birçok insan bir masal kitabından birçok ‘şey’ öğrenebilir. Okuduklarımız veya yazdıklarımız aslında bir kurmacadır, bu kurmacalar gerçek veya hayaldir. Bir yazar için önemli olan en basit şekilde aktarabilmek ya da gizleyebilmektir kelimeleri. Sen yaz bakalım kuşlar hangi gökyüzünden uçup kalemine konacak görelim. Başarılar..

  8. o gün gökyüzü bir başka güzeldi sanki.kırlangıçlar aşkla süzülüyordu gökyüzünde yada ben aşıktım o yüzden herşeye bir anlam yükleme gereği duyuyordum bazen bir araba yeter mesafeleri silmeye arabaya atlayıp sevdiğimin şehrine gidip orda kalasım var kimilerine fütürsuz bakabilir bu hayalime ama onlar özlemek nedir bilmez ki uzakdan ilişkimi olur dediğinizi duyar gibiyim dokunmadan da sevebilir insan öenmli olan iki kalbin bir birine dokunması değil mi? tamam belki sevdiğin hastayken bas ucuna sandalye koyup onun basında sabahlayamıcaksın ama tüm benliğinle sahiip cıkıcaksın aşkına zaten umut varsa hayal varsa gerisi yalandır hayal kurmak basarmanın yarısıdır ama ne yazıkkı bızler hayal kurmaya cocukken baslıyoruz buyudukce unutuyoruz aksıne sızınle bırlıkde hayallerınızde buyusun?
    baya sacmaladım ama yazmayı denemek ıstedım 🙂

    • Saçmaladığınızı düşünmüyorum. Ayrıca, lütfen yazım kurallarına dikkat edelim. Sizin yazdıkça yazmak isteyen bir tarafınız var. Yazmak sizi mutlu eden bir eylem. Ondan vazgeçmeyin. Tebrikler!

  9. Sandalyesinin kırık bacağına aldırmadan diğer 3 ayak ile dengede saatlerce oturdu.
    Sonunda tutmuştu çorbasına lezzet verecek kırlangıç balığını. Oltanın son turunda fütursuzca savurdu gökyüzüne kamışı. Yüzündeki zafer ifadesi son kazandığı araba yarışının ödül töreninde bile yoktu.

    • Bu yazının altında kırlangıç kelimesini balık olarak kullanan ilk kişisiniz. Bakış açınızı değiştirmeniz ve bir araba yarışçısına hayat vermeniz güzel. Sizi tebrik ediyorum.

  10. Pencereden iceriye esen rüzgarla daldi bir ara. Tüm hayatini cekdiklerini belkide kendine bile söyleyemediklerini birilerine anlatdigini düšünûyordu, kendine anlatiyordu hic farkinda olmadan. 4-yil önce baslamisdi her šeÿ ama o bir aÿ öncesine kadar hic bir sey fark etmemišdi.Sanki tüm bu hayati o degilde bašgasi ÿaśamiš gibi hissediyordu cok aciydi yasadiklari belkide iki kišinin birlikde bile cekemeÿecegi yükü vardi. Sevmedigi biriyle evlenmesiyle bašlamiśdi tüm zorluklar. Oysaki cok

  11. Odamın en çok pencerelerini severim ışık alan geniş pencereler ki bana kalırsa perdeler gece gündüz açık olmalı güneşin doğuşu doğrudan vurmalı yüzüme fütursuzca ve ben güneşle birlikte başlayabilmeliyim güne , kaçırmamak için hayatı. aldığım her nefesin hakkını vererek yaşayabilmek için güneşle yarışmalıyım sanki ona meydan okuyabilirmişçesine sonra batışını izlemeliyim çünkü gün batımları zaferidir zamanın .gösterişlidir giderken tüm ihtişamını gösterir . benim ise kendimi aciz hissetiğim zamandır çünkü yine yetişememişimdir zamanın hızına…

  12. Deniz kenarında basit bir sandelyede gökyüzünü seyerederken buldum kendimi.Kırlangıçlar fütürsuzca uçuyorlardı,neden sonra bir araba yanaştı usul usul.Rüzgarda savrulan saçlarıyla o indi arabadan ,yıllardır özlemini duyduğum gülümsemesiyle .Hayal mi bu rüya mı yaşadıklarım anlam veremedim bir an.Sıcacık gülümsemesiyle şefkatli bakışlarıyla yaklaştı yanıma ,ellerini rüzgarın kuruttuğu dudaklarıma götürdü ,usulca eğilip kulağıma geldim işte geldim senin gökyüzünde kaybolmaya geldim dedi…..

  13. Gökyüzü tıpkı insan gibidir., bazen esip gürler, bazen üşür üşütür, bazen karanlığa bürünür, bazen aydınlığa çıkar ama o en çokta ölüm sessizliğini andıran uçsuz bucaksız sonu olmayan köşesine çekilmeyi seçer ve oradan hayatın ne kadar acımasız, ne kadar zalim, ne kadar adaletsiz olduğununu sessizce düşünüp izler…

  14. Ben hayatımı yazmak istiyorum
    Ve ölene dek devam ettirmek istiyorum
    Çok çok çok ilerde vasiyet olarak da yazdığım kitabın basılmasını diliyorum
    Bu benim en büyük hayalim
    Eğer yazarsam geçmişte ya da ileride yaptığım ve yapacağım yanlışları anlatmayı düşünüyorum
    Ki diğer insanlarda okuyup aynı yanlışa düşmesinler
    Hem kndimi anlatmak hemde insanlara faydalı olmak istiyorum
    Nasıl başlayabilceğim hakkında bana yardımcı olur musunuz?

    • Unutmayalım ki; size göre yanlış olan başkasına göre doğru olabilir. Aslında yazılarınızda tecrübelerinizi aktaracaksınız ve bu yazı türüne otobiyografi diyebiliriz. Eğer bu yorumu okursanız size 10 kelime vermek istiyorum. Bu kelimeleri kullanarak kısaca kendi hayatınızdan bahsedebilir misiniz? (Kelimeler: bardak, havlu, balık, kağıt, çivi, sadık, kartal, mesaj, komidin, sevgi)

  15. Sakin bir geceydi oysa yada sadece ben öyle hissetmek istemiştim gökyüzüne öylece dalmıstım ki.. Her zaman ona saatlerce bakmadan uyuyazdim onu… Onu uğurlu yıldızdımı. O gece büyük bir dolunay beliriyordu geceden gökyüzünün ısıltisiyla adeta odama renk sacıyordu. Düşünmeden edemiyordum o akşamı.. Ellerini tuttukca gücleniyordum kalabalık oluyordum. Sahi ilk ne zaman tutmustum elini? 2 sandalye bir yandan kırlangıç sesleri ağaçlar dolunay ve biz. . Biz Evet önceden bizdik şimdi ise işte yine aklıma fütursuz bir şekilde ayrilisimız geldi en son bana o arabada veda edisleri.. Gözlerim yine dolmuştu. Radyonun sesini actim hafiften.. “elbet bir gün bulusacagiz” . Dizeleriyle adete umut kapilarini aralıyordu kalbimin..

    • Lütfen yazım kurallarına dikkat edelim. Siz bir an şiir yazmayı düşünmüşsünüz; oysa bu kısa hikayeye dönüşmüş. Tebrikler!

  16. Bugün aksam üzeri evden çıktım ve arabama bindim,nereye gidecegimi bilmeden son ses bir müzik eşliğinde öylece bir kaç tur attım sokaklarda, birden bire gökyüzü dikkatimi çekti.futursuz bir hareketle frene bastım ve kaldirim kenarina çektim arabayı,kirlangiclar üçerli,beşerli gruplar halinde dans ediyorlardı çok güzellerdi.Tıpkı sen ve ben gibi sevdiğim ,köşedeki seyyar koftecinin sandalyesi çektim ve oturdum saatlerce kirlangiclari seyrettim.mutluluk ve huzur sevimli kırlangıçların danslarinda gizliydi bizde seninle okadar mutluyduk gitmeseydin sevdiğim.

    • Lütfen yazım kurallarına ve anlatım bozukluklarına dikkat edelim. Bu hikayedeki akıcılık sizin heyecanlı bir yazar olduğunuzu gösteriyor. Sürekli olarak yazmaya devam edelim. Tebrikler!

  17. İlk denememle sizlere nasıl bir kitap hazırladığımın ipuçlarını vermeye çalışayım;

    Daha yeni dönmüştü oralardan. İçinde bulunduğu araba kayalık arazide, roketatarların arasında hız kabiliyeti dar askeri araçlara nazaran ne kadar da lükstü. İlk kırmızı ışıkta gözleri kamaştı. Frene çok sert bastı. Sanki gece baskını aydınlatması altında kalmıştı. İrkildi. Nefesini ayarlamaya çalıştı. Az önce, balkona koyduğu sandalye ile, baharın ısınmaya yüz tutmuş havalarıyla gelen Kırlangıcın yaptığı yuvaya bakmaya çalışmıştı. Acaba beş yavrumuydu görünen yoksa altı mı ? Güdümlü merminin hangi oyuktan geldiğini belirlemeye çalışmaktan ne kadar da farklı bir merak. Yeniden insan mı oluyorum diye düşünürken arkadaşları ile akşam üstü hep beraber bira içip maçı seyrederlerken fütursuzca yapılan şaka aklına geldi. Bahşişi barın üstünde kaydırırken, “vay keskin nişancı olduğun her halinden belli” demişti çocukluk arkadaşı. Bilselerdi ki bu aslında yıllar önce şaka olmaktan çıkmıştı. Gökyüzünü köyündeki yorganın desenine benzeterek uyuya kaldığı anlara gitti.. Ne zaman uyanıcam dedi içinden..

    • Köhne barakamin kucuk penceresi,gökyüzünde yıldızların sondugunu ve artık uyan dercesine gunes isigiyla yüzümü yıkıyordu.güneşli güzel bir gün..kalktim ve göl kenarında yüzümü su ile yikiyarak yarım kalan uyanma işini tamamladım.kırlangıçlar beni gecmis;göle adeta pike çekip civildasiyorlar.sandalyemde futursuzca oturup sabah muzikaline kulak kabarttim.eski bir araba homurtsu yaklaştıkça kırlangıçların müzigini bastırıyordu.zaman tükenmiş dönüş yolu gorunmustu.

  18. Bu gece küçüklüğümün yanına gittim. Onu o masum haliyle yatağında debelenirken gördüm. Çektim sandalyeyi yatağın yanına hüzünle oturdum. Yine uyuyamıyorum her zamanki gibi. Gözlerinde yaş uykuya daldı küçüklüğüm , saçlarını okşadım, mincik ellrini tuttum. “Belkide” dedim.”kimse seni böyle sevmedi, sevmeyecek.” Dokunsam ağlayacak, dokunsam ağlayacağım.

    Uykusunda ağlamaya devam ediyor. “Ayaba, ayaba!” diyor. “ Ne ayabası?” diyorum, usulca kulağına . “ kıymızı meysedes, götüyme babamı!” diyor. Susuyorum, artık beraber ağlıyoruz. Kim uykuda, kim rüyada bilmiyorum ama onmaz yaralarımız kanıyor ve ağlıyoruz beraber.

    Ne acılar göreceksin minnoşum daha ne büyük yaraların olacak. Sana bunları anlatabilmeyi ne çok isterdim. “Fütursuz yaşa kızım, kim ne derse desin sen bildiğini oku, birilerini mutlu etmeye uğraşma sakın” derdim mesela.
    Baharın habercisi kırlangıçlar doluşunca gökyüzüne, aç saçalrındaki bağı ve koş yokuş aşağı , rüzgar saçlarını hoyratça dağıtsın. Olabildiğince özgür ol, özünü bil, özünü gür kılmayı bil. Tıpkı kırlangıçlar gibi çalışkan, yardımsever ve onurlu ol.

    • Çok güzel olmuş elinize yüreğinize sağlık tebrikler..

  19. küçük kırlangıç; yağmurun kendisini bu denli perişanlatacağını hesaba katmamıştı. Fütursuzca çıktığı yuvasına geri döndüğünde, küçücük kalbi yorgun, incecik bacakları halsizdi. Verandadaki sandalyeme oturmuş hem gökyüzünün hunharca rahatlama çabasını izliyor hemde bizim ufaklığın sakinleşmesini bekliyordum. Biranda site çevresindeki tüm arabaların yürek kaldıran alarm sesiyle irkiliverdim…

  20. Her zamanki gibi bugünde tepeden bakıyordu gökyüzü insanların üzerine..
    Vedalara,hüzünlere,mutluluklara şahit olacak olacak Koca bir göz gibi orada durup izliyordu biz insanları.
    Salim’e göre gökyüzü ; Fütursuz bulutların oluşturduğu bir kitleydi.Ufak bir penceresi vardı Salim’in,bulunmuş olduğu hücreden ışık girmesini sağlayan o ufak pencereyle bakıyordu dünyaya.
    5 yılını hapishane’de geçiren Salim’i, karşılamaya eşi ve arkadaşları geldi, Araba’da heyecanlı bi bekleyiş vardı Demir kapının açılışı ve Salim’i görecek olmaları, kapının açılışıyla birlikte mutluluk gözyaşları döküldü hepsinin gözlerinden arabaya atlayıp Salim’e güzel bir gün yaşatmak için sandalye ve masaların güzel bir görüntü oluşturduğu piknik alanına gittiler,Herkes bir işin ucundan tuttu yemekler hazırlandı,Etker pişti oturdular masaya hep birlikte..
    Salim eşi goncanın kolundaki sineği hapishaneden kalma ustalıkla hızlı bir refleksle yakalayı verdi, tam elini ağzına getirecekti ki hapishanede olmadığını fark etti kimse anlamadan avucunu açıp bıraktı sineği aklından geçirdi kendi kendine; “sinek yiyen kırlangıç yok artık Salim “ dedi…

  21. Bu ilk denemem olucak yanlışım olur mutlaka kusuruma bakmayın. “Yine sen geldin aklıma. Aklıma her gelişinde nefesim kesiliyor bunu engellemenin bir yolunu buldum ve arabama bindiğim gibi nefes alabilmek için dışarıya attım kendimi çektim arabamı sessiz ve sakin bir yere dışarı çıktım ve bagajdan sandalyeyi aldım kendimi bulacağım bir yere oturdum insanların bakışlarına karşı futursuz tavrımla gökyüzünü izledim. Gözlerim gökyüzüne daldıdğı anda havada uçuşan kırlangıçları gördüm.Ne kadar mutlu oldukları cıvıltılarından belliydi. Aslında mutluluğun küçük şeylerde olduğunu orda gördüm. Mutluluğu beklememeliyiz küçük şeylerle de mutlu olabiliriz.

  22. Yine geldin aklıma,kaybetmişim kendimi ,Sessizce çıkıverdim ofisten içimde çaresiz bir ateşle.Atladım arabaya sürdüm işte öylesine.Yol kenarında bi çift ilişiverdi gözüme eski bi sandalye üzerinde fütursuzca öpüşürken.Sen geldin aklıma durdum açtım kapıyı yaktım bi sigara bi nefes çektim içime hava buram buram hasret kokuyor…
    Sonra bi ses duydum kaldırdım kafamı gökyüzüne bi an için sen sandığım iki kırlangıçın aşkıymış meğer.

  23. Acaba bana ne oluyordu? Her nefesimde içimdeki delhizden dışarı can havliyle çıkan bu soluk şimdi canımı mı yakmaya başlamıştı? Yoksa soğuk hava nefesimi öyle güçlü kesti ve ben bunu anlayamacak kadar şuursuz muydum? Ya da belki de kâbus görüyorum. Öyleyse neden uyanamiyorum? Ölmeden önce tam olarak bunları düşündüğümü hatırlıyorum. Gözlerimi açmaya cesaret edisimi hafif bir tebessümle hatırlıyor olmam tüyler ürpertici gelse de bana kendimi oldukça iyi hissettirdhissettirdiğini söylemeliyim. Ölümüme 5 saniye kala katilimle gözgöze geldim ve bana ilk dokunuşu değildi belki ama en acımasız olanıydı. Ve gözleri.. Bana yıllarca tutkuyla bakan o gözler beni sonsuzluguma uğurlayan iki uçurumdu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir