Kül Kokusu

Eskiden yüreğinden gemiler kalkardı, artık denize bile bakmıyorsun.

Narin parmak uçlarını yanmış limanın küllerinde gezdiriyorsun, hala çok güzelsin.

Hala beni özlemedin.

Parmaklarına talaş ve kül değiyor, kuru bir koku var havada. Yangın kokusu ! Bu kokuya yabancı değilsin, bu ; senin kokun.

Seviyorsun yanmayı, kabuklarını soyuyorsun yanan kalbinin.

Usul usul.

Düşüncelerini soyuyorsun, hislerini de beynin çırılçıplak.

Yanan liman senin limanın, ayağının altında kendi toprakların var. Kendi ateşin seni de yaktı. Denizini bile. Martıların bile seni terk etmiş.

Oysa ben, sana bir gökyüzü vermiştim aynı gök kubbenin altında olalım diye. Her yıldızının adresini ezberlediğim gökyüzünü “sana” vermiştim.

Bir yatağımız olsun diye sana bir yerküre vermiştim. Toprağım, ıssız, susuz, kurak kaldı.

Gökyüzümü kuşlar terk etti,

Balıklarım kayalıkların arasına saklandı,

Sen gittin limanı yaktın, kendi ateşinle.

Yandım, sustum, ateşe aşık yandım.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.