Ölüm ve Vefa

Please log in or register to like posts.

Babası Deniz’i çok severdi. Öyle bir sevgi ki ”anlatılmaz, yaşanır” derler ya öyleydi. Bir çok baba ”Artık yeter, başının çaresine bak!” der ya Deniz’e hiç söylemedi Adem Bey. O suçu işleyip hayatını ve ailesinin hayatını zora soktuğunda bile söylemedi babası.

Mutlu bir ailede büyümüştü Deniz. Babası o olaydan sonra her akşam karısına ”Deniz bunu yapacak çocuk değil.” diye diye saymıştı günleri. Üzülmüştü ama saymıştı, öfkelenmişti yine saymıştı, keşkelere boğuldu ama yine de saydı. Sayılı gün çabuk geçer ya, 18 yaşında uğurladığı oğlunu 20 yıl boyunca her gün sabırla sayarak bekledi Adem Bey. Bu sefer de dakikaları sayarak bekledi 38 yaşındaki oğlunu cezaevi kapısında.

Deniz mahcup,Deniz büyümüş hatta yaşlanmış. Babası adını ”sonsuz” olsun diye koymuştu ama şimdi  ”sonlu” olmuş Deniz. Üzgün,kırgın,bitkin ve mahcup. Hemen Adem Bey’in eline yeltendi öpmek,koklamak belki de ”Helal et babam!” demek istiyordu. Biliyordu babası, uzattı elini öptürdü oğluna. Çünkü babasının Deniziydi bu yaşlanmış adam. ”Benim yüzümden öldü,suçumu kabul ediyorum.” diyerek 20 yıl cezasını çekse de ”Benim Deniz’im yapmaz.” dedi her gün boyunca. Öptürdü oğluna kırışık ellerini.

Dile kolay genç bir delikanlı olarak çıktığı evine yıpranmış,yaşlanmış ve suçlu bir adam olarak adımını atmak bitirdi Deniz’i. Deniz bittikçe Adem Bey bitti, çünkü babaydı o hissederdi. Annesinin sıcak tarhana çorbasını içince fark etti, ailesi de yaşlanmıştı. Çorbaları artık tuzsuz, çorba doldurmak için kepçeye uzanan eller titrek ve kırışık, bakan gözler hep bir nemli. Suçlandı Deniz, mahcup mahcup sorguladı kendini. Kaçırdığı hayatına, acı çektirip yaşlanırken yanında olamadığı ailesine, peki değmiş miydi?

20 yıl sonra hayata kendini adapte etmek zordur, öğrendi Deniz. ”Deniz’im 20 yıl ceza çektin, acı çektik. Aklını başına topla görüşme, arama, bulma eskide kalanları, bırak kalsınlar geride. Sen hep önüne bak. İleri bakıp, görürsen acı çekmeyi unutmaya başlar, tedavi edersin kendini oğlum.” demişti Adem Bey. 18 yaşında da uzak dur demişti oğluna ama durmamıştı Deniz. Gençti, deneyimsizdi ve çok aşıktı. Bir kez daha babasını dinlemeden Burcu’yu merak ediyordu. Hapishane hayatı boyunca bir kez dahi onu görmeye gelmeyen Burcu. Dayanamadı Deniz arayıp buldu Burcu’yu. Onun için 20 yıl özgürlüğünden vazgeçmişti, sevdiği babasını dinlememişti. Bir gün bile ziyaretine gelmemişti. Düşündü Deniz, Burcu’nun gelmemesi için kılıf bile hazırladı kendi kendine. Burcu vicdan azabından, beni burada görmeye dayanamayacağından gelmedi dedi. Adem Bey’in her ziyaretine gelip de dayanamadığından habersiz. Aşıktı Deniz, 18 yaşında bıraktığı Burcu şimdi o da 38 yaşında güzel bir kadın olmuştur. Tabi o da Deniz’e hala aşıktı, evlenmemiş her gün Deniz’i düşünüp, üzülüyordu hatta Adem Bey gibi günlerini saymıştı. Ya da Deniz böyle olmasını istiyordu, Burcu’nun evinin kapısında zile basarken.

Günler geçiyordu, mutluydu artık Deniz. Haklıydı Burcu da babası gibi Deniz’i düşünmüş, üzülmüş. beklemişti. ”Borcumu ödeyemeyeceğim için utandım, gelemedim.” dedi Burcu. Haklıydı tabi. Adem Bey gençken uyarmıştı oğlunu ama o zaman daha genç bir babaydı haklı olabilirdi. Şimdi yaşlandığı için duyguları, vefayı, utanmayı, aşkı tam kavramayabilirdi. Deniz böyle düşündü, bir kez daha dinlemedi babasını, bir kez daha inandı Burcu’ya.

”Artık her şey yolunda 20 yıl bekledim ve mutluyum.” diye odasında düşündü Deniz, daha önce hiç duymadığı bir patlama ve arkasından annesinin çığlığıyla. Odaya girdiğinde yerde kanlar içinde ”Ben sana demiştim oğlum.” diye mırıldanan babası ve karşısında Cem. 18 yaşına geri döndü Deniz. Bu sefer ölen kendisi oldu.

Deniz şimdi 58 yaşına gelmişti. Bir 20 yıl daha geçmişti. Her günü sayan Adem Bey değil, kendisiydi artık. Geriye doğru azalarak değil, hep çoğalarak artan günleri saydı Deniz, pişmanlıkla mezar başında.

Eğer Deniz 18 yaşında Adem Bey’i dinleyerek uzaklaşsaydı Burcu ve çevresinden; Burcu Can’a vermeyecekti o eroini. Can o eroini içmeseydi, ölmeyecekti. Can eğer ölmeseydi Deniz Burcu için suçu üstlenmeyecekti. Deniz suçu üstlenmeseydi hapse girmeyecek babasının ölümüne sebep olmayacaktı.

Burcu Can’ın ölümünden sorumlu olduğu için vicdanını ikizi Cem ile evlenip susturdu. Can’ a olan vefa borcunu ödedi, Deniz’i yine harcayarak. Cem karısı Burcu’nun Deniz ile görüştüğünü öğrenerek, hala kardeşini kaybetmenin acısıyla aynı acıyı Deniz’e yaşatmak isteyip babasını öldürmüştü. Böylece Cem de Can’a olan vefa borcunu kapatmıştı kalbinde.

Peki Deniz, Burcu’nun onu bir kez daha kandırdığının, yarı yolda bıraktığının ve bir kez daha babasının sözlerini kulak ardı ettiği için duyduğu vicdan hesabını nasıl kapatacaktı.

Elindeki çiçekleri mezara bıraktı Deniz. Adem Bey’in toprağını sulayarak son ve faydasız vefasını göstermek istedi babasına. Artık babası yoktu ve geriye kalan borcunu nasıl ödeyeceğini bilmiyordu.

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir