Otobüste Bomba Var

Please log in or register to like posts.

Babasıyla yurdun kapısının önünde vedalaştı. Sen gelme artık baba daha zor olmasın, diyebildi. Babası yine “Erkek adam ağlar mı?” demesin istedi. Ağlardı işte ne vardı? Ayrıca ağlarken kekelemiyordu. Su gibi akıcı konuşmayı öyle çok istiyordu ki belki de sırf bu yüzden konuşmak istediği zamanlarda hep ağlamalıydı. Geçen yaz Mersin’e bahçe işlerinde halasına yardıma gitmesini saymazsak bu onun ailesinden ve köyünden ilk uzun süreli ayrılışıydı. Valizini tek elde yukarı kaldırarak üç kat yurt merdivenlerini hiç dinlenmeden çıktı. Valizin kirlenmiş tekerleri yurdun halılarını kirletmesin istedi. Kirlenmenin bu şehirde öyle büyük bir olay olmadığını henüz bilmiyordu.

Odaların numaralarından kendi oda numarasını aradı buldu. İçeri tam girecekken kapıyı çalmayı akıl etti. İçeriden ses gelmiyordu. İçeri girdi. Şöyle bir odaya göz gezdirdi. İçeride kimse yoktu. Yan yana birleştirilmiş. Üç ranza vardı. Altı kişi bu küçük odada nasıl olacaktı diye düşünürken kapı açıldı. Oda arkadaşlarından biri gelmişti. Tanıştılar kısa süre içinde güzel sohbet ettiler. Bu ilk arkadaşı ona kekemeliğini hiç hissettirmemişti. Yurt görevlilerinden bugün geleceğini söyleyen kimsenin olmadığını öğrenince erken uyuyup yarın bu kocaman şehrin bir ucundan gezmeye başlamayı teklif etti ilk arkadaşına. İlk arkadaş teklifi anında kabul etti. Uyumaya hazırlanıyorlarken telefonları aynı anda çalmaya başladı. Telefonun ucundaki sesler İstanbul’da patlama oluğunu iyi olup olmadıklarını soruyorlardı.  Koyu sohbet onları telefondan uzaklaştırmıştı onlarda bu gelişmeden haberdar olmamıştı. Atılan mesajları da bu yüzden okumamışlardı. Ama anne yürekleri dayanamamış aramıştı işte. Annelerini buranın büyük şehir olduğunu bir yerde patlayınca her yerin etkilenmediği bilgileriyle sakinleştirdiler. Telefonu kapattılar. Birbirlerine ilk gün zor başladı imasıyla baktılar, ranzalarına gidip, uyumaya çalıştılar.

Ertesi gün alarm sesleriyle uyandılar ardından yemekhaneye indiler. Günün gezi rotasını oluşturdular. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra dışarı çıktılar. Kekeme olmasının çekingenliğini utana sıkıla bu ilk arkadaşıyla paylaştı. Eğer yolları karıştırırsak birine sormamız gerekirse sen sorar mısın lütfen, dedi. Eyvallah kardeşim dert ettiğin şeye bak diye karşılık verdi ilk arkadaşı. O böyleydi işte daha yolun başında yolda olabilecek bütün ihtimalleri düşünmeden edemiyordu. Belki kekeme olmasa böyle olmazdı ama her neyse işte. Bu konuda düşünmeyi sevmiyordu. Planladıkları rotada sahile yürüyerek inebileceklerini düşünmüşlerdi ama garanti olsun diye sordukları esnaf ağabey onlara yürümenin çok zaman alacağını bu yüzden otobüse binmeleri gerektiğini söyleyince öyle yaptılar. Sahile geldiklerinde otobüsten inip aktarma yapmaları gerektiği bilgisini de yanlarında oturan amcadan almışlardı. İnmeleri gereken durağa gelince indiler. Aktarma için olmaları gereken karşı durağa geçtiler. Durakta ve çevrede onlardan başka kimse yoktu. Bu biraz tuhafına gitmişti yaklaşık on dakikadır bekliyorlardı ama binmeleri gereken otobüs hala gelmemişti. Tenhalık da canını sıkmıştı. Annesi çok tembihlemişti ilk zamanlar böyle tenha yerlerde olmamalıydı gerçi kalabalık yerlerde de bombalar patlıyordu herkesin ne yapacağını şaşırdığı zamanlardaydı yani. Bir arabanın korna sesiyle düşüncelerinden sıyrıldı. Başını kaldırdı bir lüks aracın pencerelerinden sarkmış dört genç onlara dönmüş  gelecek otobüse binmemeleri gerektiğini söylediler. Neden diye sorduklarında arabadaki gençler otobüsün içinde bomba olduğunu söyledi ve gaza basıp giderlerken beklenilen otobüs geldi. İkisi de çaresizce birbirlerine baktılar, otobüs şoförü daha fazla beklemeyeceğini söyledi. Hızla otobüse bindiler. İlk boş yere geçtiler. İlk arkadaş,  gençlerin şaka yaptığını küfürlerle dile getirdi. “Durduk yere korkutuyorlar adamı onun bunun çocukları” dedi. Başını pencereye dayadı bir süre öyle durdu ama hızla başını kaldırdı.

-Şoföre desek mi ne dersin? dedi.

İlk arkadaşının bu teklifi ona da mantıklı geldi. Tamam dedi sen yanına git anlat. Yerinden kalkıp ona yol verecekken aniden otobüsün içinde şiddetli bir ses yankılandı. İkisi de avazı çıktığı kadar bağırdılar ve birbirlerinin üstüne kapandılar. Bir yandan birbirlerine söylendiler. Senin yüzünden bindik oğlum işte binmeyecektik derken,  arka koltuktan bir el onları dürttü.

-Oğlum korkmayın arka taraftan camı kapattılar, bu yeni otobüsler böyle bir değişik.

Başlarını kaldırıp teyzeyi dinledikten sonra birbirlerine bakıp patlattılar kahkahayı. Yüzleri kıpkırmızı olmuş ama gülmeleri bitmemişti. Bir cama bir kendilerine bakıp gülüyorlardı. Otobüstekiler rahatsız olmasın diye elleriyle ağızlarını kapatarak gülseler de nafileydi. İlk durakta indiler rahat rahat gülerek bağırdılar.

“Oğlum çok komikti lan!”

Bunu söylerken kekelemedi. Demek ki aslında sadece ağlarken değil kahkaha atarken de kekelemiyordu. Bu sevinçle tekrar bağırdı.

“Oğlum çok komikti lan!”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir