Sofra

Please log in or register to like posts.

Kalbimin tel örgüsüne çamaşır astım, özellikle beyaz; çünkü çok kirletmiştim severken.

Acep, acep işte, acabanın sana sarılan samimi yansımasıyla bir cesaret bana gelen merakımla; acep gözlerin şimdi nasıl? Buğulu gecelerin, gözlerinin camından hohlar gibi hohlayıp da akmıyor mu ansızın?

Yollara düştüm bugün. Otobüsümün camından gökyüzüne uzandı başım. Kuşlar uçuştular realite bizim işimiz ve bu bizim en ince bildiğimiz işimiz; eylem masrafsızıyız dediler bana. Ben ise ardımda bıraktığım yollara canhıraş hatırlayışlar sundum her bir asfaltta. Asfalt otobüsle yandı, ben buz pateni hayallerimin acemi buz hokeyi oldum.

Saçlarım çok uzadı, bilerek uzattım bu defa. Çok zamanın geçtiğini, mevsimlerin, yılların sensiz ilerlediğini saçlarımdan biliyormuş gibi hissetmek için. İçime çektiğim hijyenik unutuş nefesim; unutulmayı sevemedim bir türlü. Duvarlar geliyorlar sanki üstüme, bir çığın altında sana uzatıyorum elimi. Öteki elimi uzatmaya fırsat kalmadan çığ gidişinden çığlıklar duyuyor bedevi hayatım.

Hastalıklar çoğaltıyorum, kalbimdeki hastalığın deva prosedürü sensiz işlemeyince. Düz bir yolun engebeli aşk adımlarında beştaş oynayıp yenildim farz et. Farzlarından biri de olsa bana, benim için olsun; farz et işte…

Ayıp sofralarında tavuk pişirmişler, bilmem, sever misin… Davetlisin. Son lokma pişmanlığımı da yutamayıp kalktım zaten ben…

Dilara AKSOY

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir