SORULAR BÜLTENİ

Please log in or register to like posts.

Bugünden dünü çıkarırsak geriye ne kalır elimizde?Bizi bugüne getiren dün müdür yoksa bugün müdür?Acılarımızı,sevinçlerimizi,üzüntülerimizi,mutluluklarımızı,çıkarsak mesela hatıralarımızı yok etsek,geriye elimizde hayattan ne kadarı kalır?  Kimlik,benlik yahut adı her neyse onu oluşturmak için geriye seneler bırakmak gerekli sanırım,birtakım saflık,biraz anı ya da bir miktar yaşanmışlık.

Her hayat bir tarih kitabının ayrı bir bölümü gibi gelir bana bazen.Her sayfasında ayrı bir savaş hali.Her sayfasındaki insan yitip gitmiş midir?Küçük beyliklerimiz vardır belki orada ya da yok olup gitmiş koca imparatorluklarımız.

Zamanı süzgeçten geçir şöyle bir,elinde kalacak şey insan.Tüm yapılanlardan,değişen gelişen çevreden,dünya devinimlerinden ari olarak düşündüğümüzde insan ne kadar değişmiştir?Adem’den bugüne insan aynı mıdır?Fizyolojik olarak değişmediğimiz aşikar.

Peki ya benlik?

O değişmiş midir?Yahut Adem de bugünün şartlarında doğmuş olsaydı veya bugünün şartlarına adapte olsaydı da yaşamaya devam edebilecek midir?Ancak Adem doğarak dünyaya gelmeyen bir istisna.Peki ya farkı var mıdır?O günden bugüne insan nasıl bir ruhsal devinim geçirmiştir yahut geçirmiş midir?Yani bizi değiştiren her halükarda koşullar mıdır?

Bugünün insanı peki o neden bu kadar zalim?Onu bu kadar zalimleştiren maddeleşen dünya mıdır?Maddeyi bir kenara koysak mesela,ortak paydamıza içimize dönsek,duyguya yönelsek,aklımız ışığında duygularımıza ses verip,insanlara ses verip öyle devam etsek yine de toplumdan ümidi kesmeli miyiz?

Anlamı çıkarsak şu dünyadan benliğimizi bulabilir miyiz?

Peki ya yaşam anlam olmadan devam etmeli midir?

Kim bilir…

6 comments on “SORULAR BÜLTENİ

  1. Yazınızı çok beğendim, kaleminize sağlık.. “Her hayat bir tarih kitabının ayrı bir bölümü gibi gelir bana bazen.Her sayfasında ayrı bir savaş hali.” Bu kısmına şiddetle katıldım kendimi buldum, hatta hepimizi buldum bu satırlarda. Adem de olsa günümüzde adapte olur da yaşardı elbette çünkü insan her şarta uyum sağlar. Maalesef ki günümüzde hepimizin ayak uydurduğu maddelesmis dünya gibi..

  2. İnsanı insan yapan geçmişidir,hayatımızdan geçmişimizi yaşadığımız acıları korkuları sevinçleri hüzünleri çıkarsak o zamana kadar oluşturduğumuz ne benliğimiz kalır ne de geleceğimizi şekillendirecek düşünce tarzlarımız. Gelecekteki bizi biz yapan da geçmişimizidir eğer geçmişte yokluk çektiysek iş arayan insanı anlarız birini kaybettiysek kaybedenin acısını anlarız sonra duygularımız aklımızı yönlendirmeye başlar iyiyi kötüyü aslında ne kurallar ne aklımız değil duygularımız vicdanımız belirler toplumda böyledir umut kesmeye gerek yok geçirdiğimiz toplumsal olaylar toplumun benliğini geliştirmeye devam ediyor bu duyguları aklımızla yönlendirebildiğimizde toplum barışı da huzurunu da yeniden bulacağız yaşamın anlamı da ortaya çıkacaktır yapmamız gereken geçmişimizden benliğimizden geçirdiğimiz devinimlerden vazgeçmek değil bunlarla oluşturduğumuz benliğimize akılcı yön vermektir

    • Ulaştırmak istediğim düşüncelere ve o çerçevede sorularıma verilmiş cevaplarınıza teşekkür ederim

  3. Yazılarınızı büyük bir zevkle okuyorum Ayşegül Hanım.İnsanın yüreğine dokunuyorsunuz.Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir