Stefan Zweig/Mecburiyet

Please log in or register to like posts.

Bu hayatta o kadar çok şeye “mecbur” bırakılıyoruz ki… Bazen bile bile ya da bazı şeyleri farkında olmadan o “mecburiyetin” içinde buluyoruz kendimizi. Hayatın bize sunduğu sürprizlerden biri belki de;seçim yapmış gibi gözüken insanların çoğunun aslında bir oyunun parçası olduklarını ve onlardan daha üst olanlara karşı savunmasız olduklarını bilmiyor oluşlarıdır. Yani aslında seçim yapmalarına izin veriyor gibi gözükse de hayat bir nehrin akışı kadar kesin ve net bir biçimde o hangi yöne savurmak isterse o yönde, hatta neyi nasıl isterse o şekilde tahakkümü altına sokar insanları. Bu kitapta da aynı bu durumla karşı karşıyayız. Devletin sürekli erkekleri kendi askeri olarak yetiştirmesi üzerine Zweig,bu kitabında, savaş karşıtı görüşünü benimsetmeye çalışmıştır.
Ferdinand; savaş sırasında askere alınmamak için İsviçre’ye kaçan biridir ve daha sonra konsolosluğa davet edilir,askere gitmesi gerektiği söylenir.

Bu durumda aşkını ve vatani görevini aynı anda düşünmek zorunda kalan kahramanımızın,neyi nasıl hangi şekilde seçmesini istediklerini görüyoruz. İlk başta da söylediğim gibi aslında insanlara seçme şansı tanımıyoruz.

Bu kahramanımız askerliğe gitmek istemese de senelerdir hiçbir erkeğin buna karşı çıkmadığını düşünür ve sürekli toplum baskısını hisseder gibi olur. Kahramanımız kendini askere gitmek zorunda hisseder. Vatani görevi,aşkı ve savaş karşıtı düşünceleri bir arada beynine işlemektedir. Bir erkek olarak birçok şeyi düşünmek zorunda kalan bir kahramandan kesitler okuyoruz bu kitapta. Belki askerlik ile ilgili tüm ön yargılarımızı kıracak bir kitap olabilir. Okumanızı tavsiye ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir