TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN EN İYİ TAZE FASULYESİ

Please log in or register to like posts.

Semt pazarlarını hep sevmişimdir. İnsana insan olduğunu ve toplumsal bir varlık olduğunu hatırlatan yerlerdir. Aynı zamanda bir pazar yeri, muhteşem bir gözlem alanıdır. Haftada bir kez pazara gitmek ise benim için bir terapi gibidir. Üstelik bakmayı, görmeyi ve düşünmeyi bildiğim zamanlarda pazara gitmek ufuk açıcı bir aktiviteye dönüşebilmektedir.

Ve yine bir pazar yeri… Allah’ın nimetlerinin sonsuzluğuna işaret eden çeşitli sebze ve meyveler tezgâhları renklendiriyor. İhtiyacım olan iki şey, domates ve salatalık. Ama yine de adettendir deyip pazarı boydan boya gezmeye başlıyorum. Tam o sırada bir aydınlanma yaşamama sebep olacak şu cümleyi duyuyorum:

-Türkiye Cumhuriyeti’nin en iyi taze fasulyesi bunlar!

O da ne? Nasıl bir cümle ve nasıl bir iddia bu? Tabi ki bu iddialı cümlenin sahibini arıyorum ve hemen sesin geldiği tarafa bakıyorum. Bir tezgâh dolusu taze fasulye… Genç tezgâhtar kendinden ve sattığı üründen gayet emin. Taze fasulye böyle iddialı bir cümleyle satılmaz diye bir düşüncesi yok ve kendini bu şekilde sınırlamıyor. Sattığım sadece taze fasulye deyip kendini ve yaptığını küçümsemiyor da… Alın teriyle para kazanıyor ve ne sattığını biliyor.  İşte bu diyorum. Tam olarak ihtiyacım(ız) olan şey bu! Boş bir özgüven değil elinde olanı bilmenin özgüveni! Ne yaptığını ve ne söylediğini bilmek, kendinden emin olmak!

O halde önce ne yaptığımı, ne söylediğimi ve ne yazdığımı bilmeliyim. Eğer bunları biliyorsam ortaya çıkan ürünü ve neye sahip olduğumu da biliyor olmalıyım. Bu bildiklerimin iyi olduğunu düşünüyorsam kendime güvenmeliyim. Başkalarının ne dediğinden ziyade kendi sürecimi ve sonucumu görerek karar vermeliyim.

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir