Var Olma Eğilimi – E.M. Cioran

Please log in or register to like posts.

‘’Neye inanırsak inanalım, sanırım inancımızda bir kesinlik yoktur.’’

Kitabı, bu cümlemle özetleyebilirim. Kitap, size ciddi ciddi var olmanızı sorgulatıyor. Başınızı iki elinizin arasına alıyor, mutlak gerçeği sorguluyorsunuz; bir meczup aklıyla. Mesela bir isme sahip olmanız var olduğunuz anlamına gelmiyor. Hoş, biz her şeye bir isim koyar, ismini koyduğumuz varlıklarla, nesnelerle ideallerimizi yansıtırız. Tıpkı isimlerimizle anne- babalarımızın ideallerini yansıttığımız gibi. Özüne baktığımız zaman tam da dediğim noktaya dönüyoruz; ismimiz var diye ‘’Var’’  değiliz, isimlerimizle sadece birilerine sunulan etiketleriz; tanınmak, tanıtılmak adına…  Peki, bizi var eden nedir? İşte bu kitapta bu soruya ve türevlerine cevap arıyorsunuz. Kendinize karşı düşünmeyi öğreniyor, sorgu müptelası bir tavırla ‘’Giz’’i bulmaya çalışıyorsunuz.

İkide bir de mutlak var oluş nedir, Tanrı’nın ilk yarattığı şey nedir, dilenciler mi daha dürüst, onlara karşı burun direklerini asan bizler mi, özgürlük her daim güzel midir… gibi sorularla boğuşuyorsunuz. Bir kitabın çok sorgulatması onun görece kaliteli oluşundandır, diye düşünüyorum. Nihayetinde yazar, size her şeyi, armut piş ağzıma düş kıvamında değil, ey okur bu metindeki yazılanların günahı ne kadar benimse bir o kadar da senin olmalıdır diyor, yani onunla beraber yazmaya çalışıyorsunuz satırları.

Yanlı bir dünyada; kinsiz, kimliksiz, günahsız, inançsız olmak aslında söylenilenin aksine çok da kötü bir şey değildir. Neye inandığımızın, neye inanmayı tercih ettiğimizin bilincinde miyiz… Sadece bunu kendine itiraf edebilenler ve edemeyenler vardır, kanısına varabiliyorsunuz. Belki de varmıştınız ama bu kitapla farkında oldunuz.  Cioran tam da bu noktada insanı ve yaşamı iplik iplik dokuyor, var oluş eğilimleri üzerinden… Yeri geliyor sizi katman katman soyuyor, hatta arındırıyor benliğinizden. Belki biraz pesimist ama bir o kadar da aydınlık. Nihayetinde Cioran için her ne kadar karamsar dense de bilinmeli ki onun ışığı da karanlığından doğuyor, onun dipsiz boşluğuyla siz doluyorsunuz…

Alınlarımıza yazılan yalnızlıklar; bir de bununla baş ediyorsunuz. Evet evet doğru anladınız, alın yazımızla savaştırıyor, kaderine razı olmaya karşı çıkıyor yazar. Bu noktayı doğru anlayabilmek adına; kitabı mutlaka okumalı, bağlamdaki anlamını yitirmemelisiniz.

Son olarak Hasan Ali Toptaş’ın dediği gibi Cioran okumak iyidir. Çünkü onu okuduğumuzda kötü hissederiz.

‘’Kendimiz hakkında çok şey biliriz; öte yandan, hiçbir şey değiliz…’’

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir