VEDA

Please log in or register to like posts.

Bir veda iklimindeyim…
Kendimden vazgeçiyorum..Beni ben yapan ne varsa tüm doğruları bir kenara bırakıp gidiyorum..
Beklediğim ama beklenti içinde olmadığım kapıdan ayrılıyorum..
Mesele benim gitmem yada bekleyemem değil;kapının diğer yanındaki saadete ve huzura gölgem düşmesin diye gidiyorum..
Taptuk Emre dergahında ‘nefes’ yerine tane buğday istemenin vermiş olduğu yanlışlığın pişmanlığı var üzerimde ama yine de kendimden feragat edip gidiyorum…
Gölgem yada varlığım başka mutlulukların üzerinde kara bir bulut olmaması için gidiyorum..

Huzur veren bir liman değilim..Öyle olsaydım heyula kaplamazdı tüm ufuklarımı..Kendi içime bir yolculuğa çıkmak üzere gidiyorum..Nefes alışlarım gürültü kopardığı,kelimelerim artık acı verdiği için gidiyorum..Gidişim benim için bir veda başkaları için belki kurtuluştur bilmiyorum ama artık kader o şekilde icap ettiği için gidiyorum.. Kaldığım sürede yaşanan ne varsa artık bir güzel mazi terütaze bir bahar.. Kendimi yokluğa bu güzel kapıyı ise huzura açabilmek adına gidiyorum..

Biliyorum ki bu gidiş veya veda bir fırtına koparmayacak..
Biliyorum ki bu gidiş ardından açacak taze bahar ve güneşler..
Tek tesellim ise inan ki bu olacak..

Bu veda Sezai Karakoç’un Mona Roza’sında ki vedadır..Bilesin..
‘Unutmak kolay mı deme..Unutursun Mihriban’ım’ çağrısında ki bilmişliktir..
Ben  bir ‘hiçken’  vedam ne olabilir ki.. Bilirim..
Gönül çerahında yangınları söndürüp üzerine toprak atarak gidiyorum.. Hz.Şems’in Hz. Mevlana’ya vedasıdır bu veda.. Bin bedel sessiz sedasız ödenmiştir.. Tüm hesabı kapayıp usulca bir gece yarısı gidiyorum..
Bu kapının secdesinde bin bahar yaşadım kısa vakitte.. İşte bu bahara hasret olarak gidiyorum..
Selam ve dua ile..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir