Vefa’dan Sefa’ya

Please log in or register to like posts.

Van’lı bir ailenin ilk çocuğuydum ben. Anne ve babam zorlu koşullar altında evlenip Ankara’ya yerleşmişler. Her ne kadar aileleri evlenmelerini istemesede anne ve babamın kendilerine olan inancı büyüklerimizin inadını kırmış.
Annem kendi halinde bir ev hanımo,babam ise yapabildiği en iyi işi Ankara’da devam ettirmiş,elektrikçi dükkanı açmış kendine. Kendi halinde tanıdıkların işlerini yapıyor. Ne zaman işler nasıl baba desem “Şükür Alllah’a “ der.
İsmimin verdiği farklılık her zaman herkesin dikkatini çekmiştir. Mahallemizde bakkalcı Mustafa Amca ‘ya ne zaman birşeyler almaya gitsem “isminle yaşaa Vefa” der bana. O zamanlar küçük olduğum için fazla anlamazdım ne demek istediğini. Düşünür dururdum Mustafa Amca bana ne demek istedi diye.
İçe kapanık, sessiz, sakin bi çocuktum. Bu özelliğim annemden gelir der babam. Maddi sıkıntıların baş gösterdiği bi dönemde çocukluk geçirdim ben. Babam her ne kadar Şükür Allah’a dese bile biz maddi zorluk çekiyorduk. Babamın babası ölünce babaannemde bizimle yaşamaya başlamıştı. Kıt kanaat geçim ediyorduk. Bazen babama destek olmak isterdim. Bayramlarda mezarlıkları ziyaret eden insanların yardımına koşar onlara su satardım. Mezarlarını sulardım. Bana para verirlerdi. Bende topladığım paraları anneme verirdim,ekmek parası yapsın da babamın üstünde ki masraf azalsın diye düşünürdüm.
Alışmıştım hep babamı düşünmeye,yada alıştırılmıştım. Okula başladığım zaman defterlerimi,kitaplarımı,kıyafetlerimi hep dikkatli kullanırdım. Babam benim yüzümden masraf yapmasın diye,harçlıklarımı bile harcamaya kıyamaz biriktirirdim.
Annem beni hep “Vefam, Vefalı oğlum “ diye severdi. İsmimin anlamının değerini o zamanlar anlamaya başlamıştım.
Vefa benim için artık annemi babamı mutlu etmek,onları düşünmekti.
Okulda iyi öğrenciydim. Dördüncü sınıfa geçmiştim ve öğretmenlerim babama başarılı olduğumu söylerlerdi. Babamın gözlerinin içi parlardı bana bakarken. Zaten hiç bir zaman aykırı olmayı seçmedim ben.
Okullar tatile girmişti ki babam bana güzel bi haber vererek ikinci bir kardeş geleceğini söyledi.
Tabi artık babamın işleri düzelmişti. Gelirimiz iyiydi ki eviniz değişti,eşyalarımız değişti,mahallemiz değişti. En üzücüsü insanlar da değişiyordu. Artık babam günlerce para hesabı yapmıyordu. Çünkü artık paramız fazlaca geliyordu üstelik annem evde birikim bile yapıyordu. Eee ikinci çocukda geldiğine göre artık bende harçlıklarımı düzenli harcayabilirdim.
Büyük heyecan ile yeni doğacak kardeşimi bekliyorduk. Doğduğunda adını Sefa koydular.
İsimlerimiz birbirine yakındı ama anlam bakımında farklı dünyadaydık.
Zaman geçtikçe ben büyüyordum. Ama o ailemizin küçük çocuğu üstüne titrenen çocuğu oldu. Evin içinde oluşan tüm sıkıntıdan ben mesul tutuluyordum. Sefa birşey yapsa sorumlusu Vefa olurdu, bizimkiler yönünden.
Uzun yıllar bu böyle devam etmişti. Çocukluğum Sefa’nın doğumundan sonra çekilmez olmuştu. Benim ki kıskançlık değildi. Benim ki benim de biraz ilgiye ihtiyacım olmasını anlamamalarıydı.
Üniversite tercihimi il dışı yapmıştım. Okulu bitirmeme yarım dönem kalmıştı. Aydın ‘da güzel dört yıl geçirmiştim. Edebiyat öğretmeni hayalime az kalmıştı. Çocukluğumda ki gibi aileme yük olmamak için hem çalışıp,hem okumuştum. Zorda kalmadıkça para istememiştim. Artık mesleğimi de yaparsam kendi halimde hayatıma devam edecektim.
Okulu bitirip ailemin yanına dönmüştüm. Uzun süredir eve gitmiyordum. Yada gitmek içimden gelmiyordu. Ama kaçış yoktu artık evindeydim. Tanımadığım bir ev,gösterişten ibaret eşyalar, tüm muhabbet paradan ibaret bir ev olmuştu bizimkisi artık. Ve benim evim diyemiyordum.
Babam eve çok gelmiyordu, işleri genişletmişti, daha çok para kazanmak için ihalelere girmiş çalışıyordu. Kardeşim Sefa ise kazanılan paranın ve rahatlığın adı gibi Sefasını sürüyordu. Evde durmak istemiyordum günlük yürüyüş yapıp hava almaya çıkıyordum. Kitapçıları geziyordum. Sıkılıyordum evde sohbet edecek ne aklı başında sanırım kimse kalmamış.
Geçenlerde eski mahallemize gittim. Bakkalımız Mustafa Amca’yı ziyarete gittim. Yıllar onu çok fazla çökertmişti. Yaşlanmıştı duymakta güçlük çekiyordu. Ama beni görür görmez tanımıştı.
“Vefalı Vefam benim, hoşgeldin “ dedi. İsmimin verdiği güzellikten ötürü beni unutmadğını söyledi. BiraZ sohbet ettik eskileri yaad ettik.
Bana çocukluğumda yaptığım bir kaç anıları hatırlattı. Duygulandım açıkcası.
Vefa’nın insanın sonradan varolma değil içinde varolarak büyüyen bir duygu olduğunu anlattı. Şimdi bu zamanda herkesde olmayan bir özelliğin bende küçüklükten beri içimde bir fidan gibi büyüdüğünü söyledi.
Kalkmak için izin istediğimde bana yıllardır söylediği gibi arkamdan “Vefaa isminle yaşa” dedi.
Küçükken ismimin manasını fazlasıyla bilmesemde şimdi o kadar iyi anlıyordum ki vefa daki inceliği…
İsmimle yaşamanın güzelliğini anlıyordum.
Tekrar şatafatlı evime gitmek için yola koyulduğumda bir başıma yürüken kendi kendime “Vefasını çektiğin hayatın Sefasını kardeşin sürüyor 😉 “ diye düşünerek kıskançlıkla eve gittim. :))

Kimler Beğendi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir