Yalnızlığın Kalemi Oğuz Atay’dan Günlük

Please log in or register to like posts.

25 Nisan 1970’de ‘’Kimse dinlemiyorsa beni- ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız.’’ Sözleriyle, günlük tutmaya başlıyor Oğuz Atay.

 

Kitap, günlükten daha çok Oğuz’un edebiyatının ortaya çıkışlarına tanıklık ettiriyor. İletişim yayınlarının 286 sayfalık eserin yarısından fazlasında Oyunlarla Yaşayanlar’ın oluşum sürecini ve taslağını okuyoruz. Günlükte yarım kalan romanı Eylembilim’i tamamlamak istediğine de değiniyor Atay, fakat kısıtlı ömrü buna müsaade etmiyor maalesef. Yazdığı 40 sayfa ölümünden sonra ortaya çıkıyor. Ve yarım olarak yayımlanıyor. Bu iki roman dışında Oğuz Atay’ın yazmayı düşündüğü Türkiye’nin Ruhu  eserini taslak olarak günlüğünde bahsetmiş. Fakat sadece düşünce olarak kaldığı, yazıya dökmediği bir eseridir.

 

Yalnız olarak geçirdiği hastane süresinde arkadaşı yine bu günlük oluyor. Okurken hem öğreniyorsunuz yarım kalmışlıkları hem de Oğuz’u daha yakından tanıyorsunuz onun anlattığı kadarını. Halit Ziya’yı sevdiği ve kalemine saygı duyduğu gibi, özel yaşamına dair kapılarını açmış Oğuz Atay. Sayfaların güzelliği ise kendi el yazısını bozmadan günlüğün orijinal haline sadık kalınarak basılmış olması. Orijinal yazısı okunmakta zorlanılmasın diye yan sayfasına bilgisayar metni olarak da tekrar yazılmış. Kitapta en çekici yer sonunda yer alan ‘Albüm’ kısmı. Aile albümü ve mektupları yer alıyor. Hastanede tedavi gördüğü sırada Türkiye’den gelen birkaç mektubun orijinal haliyle resmine yer verilmiş. Bu mektuplara karşı duyduğu sevinci başka bir mektupla dile getiriyor Oğuz.

Oğuz Atay’ın dünyasını merak ediyorsanız eğer okunacaklar listenize eklemeyi unutmayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir