Yaşadığımız yüzyılın sorunu: Ertelemek! Gelin, birlikte hükmedelim zamana…

Please log in or register to like posts.

Yapacağımız işin hemen bitmesi isteğiyle, onu erteleme kolaylığı günümüzün en büyük problemlerinden biridir. Buna alışmayan hiçbir insan yoktur. Gerek yoğun bir yaşantısı olsun, gerekse gün içinde aslında pekte önemli olmayan işlerle ilgilensin, mutlaka ertelediği bir kısım şeyler vardır. Örneğin; fatura yatırmayı erteleyerek son gününe kadar unutmaya neden olan bir müdürle, çamaşır atmayı erteleyerek unutmasına neden olan bir ev hanımı aynıdır. Her ikisi de başka işlere yoğunluğunu verip asıl yapması gereken külfeti çokta yüksek olmayan o işi ertelemiş, ertelemiş ve gün sonunda onu unutmaya mahkum etmiştir. Bazen bu günler süren bir işte olabilir. “Yarın yaparım” cümlesi kadar anlamsız başka bir cümle yoktur, insanlar arasında sürekli gezen. Bugün vaktin varsa ve yapılması gerekiyorsa neden bugün değil de yarın?

Bunun en güzel çözüm önerisi: ajanda. Yazmayı sevmeyen, not almanın hiç ona göre olmadığını düşünen insan bile bir şeyler için alarm kurmayı, masasında unutmamak için yazacağı bir cümle bile olsa, küçük not kağıtları bulundurmayı sever. Ajandayı da bunun gibi görmeli insan. İki saat sonra yapması gereken bir işi küçük bir kağıda yazıp bilgisayarın kenarına iliştirmesi yada sabah işe gitmek için kurulan alarmdan farksız bir şey gibi.

Planlı yaşam kadar insanı ne mutlu eder? Her sabah rutin haline gelmiş bir günlük plan, insanın hayatını kolaylaştırdığı gibi, erteleme halinden de kurtarır bir nevi. Fakat her insana iyi gelmeyen bu planlamanın araştırmalara göre kronik ertelemeden kaynaklandığı görülüyor. Aile yaşantısı, evdeki kurallara uyma zorunluluğu, küçük yaşlarda diretilen hedeflerin çocuğa amaçsız ve asılsız gelmesi, insanın kendi içindeki savaşları, edindiği tecrübelere göre planlı yaşamanın ona bir başarı getirmemiş olması gibi bir çok sebebi olabileceği yönünde. Çocuk yaşlarda bu gibi mecburi gösterilen kurallar ilerde iş sahibi olduğunda bile insanların kendi ajandalarındaki görevleri, çocukluklarındaki zorunluluklarla ilişkilendirip aynı şekilde yapmayı ertelemesine sebep oluyor. Kendi yaptıkları günlük planlama bile onlar için bir yerden sonra zorlama haline geliyor. Bu da erteleme sorununu beraberinde getiriyor.

Ajandanın iyi geldiği kadar aksine kötü etkilediği insanlar da var elbet. İyi gelen insanlar kesinlikle, ertelemeyi sevdiği kadar günün sonunda vicdan azabı da çekebilenlendir, yetişemedikleri işler için. Otokontrolleri yüksek olduğu kadar zamana hükmetmeyi severler. Aksine ajandaya, kendi yazdıklarını bile hayata geçiremeyenler ise zamanın akıp gitmesini önemsemez, erteleme alışkanlığını her işinde kullandığı için her şeye son dakika yetişmeyi, her işi son anda yapmayı severler. Sonuç olarak bu alışkanlıkları bazen üzücü bir problemle karşılaşmalarına da sebep olabilir. En güzel çözümü: eğer ajandanız da işe yaramıyor ve siz kendi günlük hayatınıza hükmedemiyorsanız, o gün yapmanız gereken ama yapmak istemediğiniz şeyin günün sonunda doğuracağı sonuçları düşünün. Eğer göze alabiliyorsanız yapmadığınız takdirde karşılaşacağınız sorunları ne mutlu, demek ki o kadar da mühim bir iş değildir ve siz daha önemli işlere yoğunlaşmışsınızdır. Ama aksine yapmadığınız bu iş gün sonunda sizi mutsuz ediyor yada istemediğiniz herhangibir sorunla sizi karşı karşıya bırakıyorsa, kalkın ve o anda yapın. Elinizde ne işi varsa, neyle uğraşıyorsanız, hiç ertelemeden, o anda, bulunduğunuz yerde yada değil hemen yapın. Bunu yapabilirseniz şayet gün boyu aklınızda tutmaya gerek kalmayacak, ajandanızdaysa yanına tik atmak bu kadar zor olmayacak. Günün sonunda ne kadar mutlu olduğunuzu göreceksiniz. Planlı yaşamak yada bunun için uğraşmak insanın kendine dönmesi, yapması gereken her işi hallettiği gibi kendine de rahatlıkla vakit ayırması demektir.

Her anın kıymetini bilip hiçbir şeyi ertelemeden yaşamak dileğiyle…

Meri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir