Zamanının Ötesinde: Azap Ortakları

Please log in or register to like posts.

İki yıl önce katıldığım hikaye yazma atölyesindeki hocamın tavsiyesiyle okumuştum bu kitabı. Tarihe ve isyanlara olan merakımdan dolayı konusu ilgimi çekmişti. 1973 yılında Erol TOY tarafından Şeyh Bedrettin Biyografisi denilebilecek bir şekilde kaleme alınır Azap Ortakları. Çok iyi yorumlarla karşılansa da gerek çıktığı dönem gerek 80 Darbesi başta olmak üzere sonraki dönemlerde sakıncalı ilan edilir, yazarı da ömrünün bir kısmını hapiste geçirir.

 

Kitap Osmanlı’nın kuruluş dönemi olan 14.yüzyılın ortalarında Rumeli’ye yapılan bir akınla başlar. Akıncılardan birisinin ele geçirdikleri kalenin kumandanının kızına aşık olması ve ardından onunla yaptığı evlilikten doğar Bedreddin. Asıl ismi Mahmud olan Bedrettin enerjik ve meraklı bir çocuktur. Öğrenmeye olan tutkusu en büyük karakteristik özelliğidir. Hayatını şekillendiren de bu olur zaten.

Eğitim çağına gelen Bedrettin Bursa’ya gider. Burada daha sonra Bursalı Kadızade Rumi adıyla anılacak olan Musa ile çok yakın arkadaş olurlar. Bursa’daki eğitiminin ardından öğrenme açlığını bastırmak adına Kahire’ye, Memlük Sultanlığı’na gider. Kahire’de eğitimleri sürerken hayatını tamamen değiştirecek olan, sultanın da saygı duyduğu mutasavvıf Hüseyin Ahlati ile tanışır. Bir yandan Hüseyin Ahlati’nin öğrencisi olan Bedrettin sultanın oğlu Ferenc’e İbni Haldunla birlikte hocalık yapmaktadır. İbni Haldun’un Mukaddime’sine de yardım eder. Bu kısım belki de yazarın romanına sürükleyicilik katmak için eklediği bir şeydir. Şeyhinin ölümünden sonra şeyhlik Bedrettin’e kalır ve öğrendikleriyle Anadolu’ya geçerek öğretilerini yaymaya başlar.

Şeyh Bedrettin’in Anadolu’ya geçtiği zaman meşhur Osmanlı – Timur Savaşı patlak vermiştir. Gittiği her yerde saygıyla karşılanan Bedrettin Timur tarafından da bir süreliğine misafir edilir. (Bu arada tarihi kurgularda çok yaygın olan çelişkiyi ben de yaşıyorum. Kitabı bir şekilde açıklamak isterken tüm olayları da anlatmak istemiyorum ancak bunlar bir şekilde yaşanmış bitmiş olaylar. Tarihi konular hakkında spoiler olmaz gibime geliyor.)

Ankara Savaşı’nın ardından Osmanlı’da otorite boşluğu oluşur. Edirne’de sultanlığını ilan eden Şehzade Musa, Şeyh Bedrettin’i kazasker olarak tayin eder. Aldığı emsal kararlar yüzünden aristokrasi diyebileceğimiz üst sınıf kendisinden rahatsız olmaktadır. İşin garibi Bedrettin akın hikayeleriyle, abdallarla, cavlaklarla birlikte daha eşitlikçi ve pagan gelenekleriyle yetişmiştir. Döneminde kendisine karşı olan beyler, bürokratlar ve üst düzey askerler de benzer geleneklerle yetişmiş ancak ulaştıkları zenginlik ve güçten dolayı geldikleri noktayı unutmuşlardır. Toplum daha sınıfsal dönüşümünü tamamlamadığı, eşitlikçi daha pagan geleneklere ait olduğu için Türk Aristokrasisi diyebileceğimiz bu sınıf işi kılıfına uydurmaya çalışmakta, Bedrettin’i küfürle, kafirlikle suçlamaktadır. ( Asırlardır değişmeyen taktik.)

Şehzade Musa’nın Çelebi Mehmet’e yenilmesinin ardından Şeyh Bedrettin hacca gitme bahanesiyle müritleri Torlak Kemal (Manisa) ve Börklüce Mustafa (Aydın) aracılığıyla isyan başlatır. İsyan sert bir şekilde bastırılır ve malum son.

İlk yıllarında üç cilt olarak basılan bu kitap 2008 yılında iki cilt olarak basılmıştır. Tarihe, sosyolojiye ve sınıf mücadelesine ilgi duyuyorsanız okumanız şiddetle tavsiye edilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir