Daldığım son bakışım,
Dalında saklandığım ağacım,
Bahar yağmuruyum her nisanda yağan…
Kapının tokmağına sessizce vururken,
Kimsenin karşılaşamayacağını bildiğim gözüm ben
Ve,
Beyaza bürünmüş antikalara sorun beni.
1950′ li yıllardan izler taşıyan ruhum,
2000′ lere ayak uyduramayan siyah beyaz televizyonum ben.
Rakı balığın yanındaki meze,
Kızılcık şerbetinin dibindeki son yudum,
Şöminede ateşi tuttuğum el,
Dolapta saklı kalmış incir reçeliyim ben.
Kaybolurken son satırlarımda gözlerim,
Sen,
Yeni baştan şiirler yazdığımsın,
Düşümde saklı kalan suret,
Kopardığım son çiçeğimsin.
Papatyalarımın sevmiyor her yaprağı sen,
Sen; sen olalı,
Ben, beni yeniden resmeder olmuşum…
İşte ben,
Gezdiğim son çayır,
Düşlediğim son an,
Kırılan son hayalim…









