Dünyaya adadığın ümitlerin vardır her daim olmasını umduğun bitmek bilmeyen ümitler. Onlara göre hayatını şekillendirdiğini zannedersin. Onlar için nefes aldığını… Ümidinin biterse nefesinin de biteceğini düşünürsün. Oysaki nefes sadece bu dünyaya özgü değildir.
Su misali zaman öyle böyle geçer.Takvimlerden bir gün eksildikçe sana ters orantı yapar ümitlerin . Artık bu ümitlerin o kadar çoktur ki onları sıraya koyma mecburiyetinde kalırsın. Biri gerçekleştirdiğinde diğerine geçersin. Sonra ne mi olur ? O kocaman listendeki bir ümidi gerçekleştirmek için yola çıktığında en sevdiğin kişiyle 6 takla atıp bir yere toslarsın .Her şey bir anda olmuştur aslında. Nasıl neden bu hale geldiğini idrak edemezsin.Oysa ki buna sebep olan ya sensindir ya da bu sana uyarıcı niyetiyle gelmiştir. Sonra bu altı takla sonucunda bir aylık dinlenme mühleti alırsın.. Ümitleri olan biri için bir aylık zaman aralığı çok fazladır. Ancak başka tercih sunulmaz . Bu yüzden ümit listende kara kara düşünmeye başlarsın. Her düşünmeye kalktığında listendeki bir ümidin terk eder seni ayrıca da nedensiz altı sayısına takılıp kalırsın
. Araştırırsın 6 sayısını çok güvendiğin ümitlerinde , dünyaya adadığın nefsinde ancak tek bir ize bile rastlayamazsın. Sonra bir gece aklına ilk kütüphanen gelir . Uzun zaman olmuştur oraya uğramayalı.Seni sen yapan yeri ümitlerin unutturmuştur.Girerken Bismillahirrahmanirrahim dersin. Çünkü buranın edebi böyledir. Uzun zaman önce burayı terk etmene rağmen anılarının tap taze olduğunu hissedersin. Başlarsın 114 kitap(sure) içinde aramaya.Aradıkça ruhun dinlenir var olduğunu şimdi hissedersin. Her bir kelime yüreğini yaralar. Sonra yan raflara bakarsın 1,2,3,4,5 ve 6 bulmuşsundur altı taklayı. Amentü billahi ve melâiketihi, ve kütübihî ve rusülihî ve’l yevmi’l-âhıri ve bi’l-kaderi, hayrihî ve şerrihi mina’llâhi teâlâ ve’l-ba’sü ba’de’l mevt. Haggun, Eşhedü en lâ ilâhe illAllâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühü.
Bir kaç kez okursun her okuduğunda güvendiğin ümitlerin umutların 6 takladan korkup sobeler seni. Oysaki sen onlarla saklambaç oynadığında bile onlara kıyamayıp hep ebe sen olurdun. Şimdiyse o küçük beynini terk edip seni kalbine karşı yapayalnız savunmasız bırakmışlardır. Aslında kalbine teslim olmayı kabullenmişsindir ancak geçmişte onu unuttuğundan bir mahcubiyetlik hissedersin. Tekrardan bir ümit etrafına bakarsın ama senden başka kimse kalmamıştır. Kendini savunmak için birbiri ardı kesilmeyen fani sebeplerini sıralarsın.Ama bununda faydası olmadığını bilirsin. Tam her şey bitti derken birden gazel damarının hızlıca attığını hissedersin ve önüne kitap açılır .İçinde şöyle yazar “Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.” O yazıyı görünce gafletli gözlerinden kalbini yeşertecek yağmurlar akar. Anında kalbin yeşerir ve seni terk etmeyecek hakiki ümit tanecikleri baş gösterir. Şükredersin tekrardan özüne döndüğün için ve söz verirsin kalbine onu bir daha yalnız bırakmayacağına dair.
Hepimizin kendine özgü altı taklaları vardır.Umut edilir ki bu altı taklalar hakiki yola götürecek olanlar olsun. Selametle…