ALAYLI PSİKOLOG VE SİSTEM

0

“Senin bir şeyler anlatılası bir duruşun var. Ne bileyim? Sanırım güven veriyorsun insanlara. Az önce sana bütün hayatını, en özeline kadar, bir saatte anlatan kızı ben üç yıldır tanırım. Bir gün olsun bana anlatmadı sana anlattıklarını.”

Kuzenim manikür sonrası sürdürdüğü ojelerini kurutmak için ellerini yelpaze gibi sallarken söyledi bana bunları.

” Sen de gördün. Basit bir sohbetten başladık, manikür yaparken tüm hayatını anlattı kız. Gerçekten bir şeyler anlatma isteği uyandırıyorum sanırım insanlarda.”

” Benim için de geçerli.”  dedi kuzenim ojelerinin kuruyup kurumadığını kontrol ederken. ” Sana anlatmazsam çatlıyorum. Hayır sana anlatınca rahatlıyorum bir de. Keşke psikolog olsaydın.”

Keşke…

Keşkeler ayıptı değil mi? Keşkeler utanç verici…

Ama bu keşke bana ait değil ki…

1999 senesi. O zaman ÖSS adı sınavın. Benim en büyük hayalim yeni çıkan Psikolojik Danışmanlık Rehberlik okumak ve okullarda öğrencilerime rehberlik etmek. Zira hayatımın her dönemi dinlemekle geçiyor; ailemi, arkadaşlarımı, çevremdekileri ve hatta tanımadıklarımı.

” Ay vallahi sana anlatınca rahatladım.” cümlesi şaşırtmıyor artık beni.

E hayaller dursun bir yerde, çok sevdiğim sayısal bölümünden bile vazgeçmişim hayalim uğruna. O zaman PDR sözel bölümden alıyor öğrencilerini. Ben de sıkıla sıkıla giriyorum sözel derslere. Kalbimin bir yanı hala matematikte, fizikte, kimyada, biyolojide.

Bir gecede değişir her şey…

Benim güzel ülkemin tatlı politikaları. Bir gecede harcarlar umutları. Ama şeriatın kestiği parmak acımaz değil mi?

Bir gecede değişir sistemler, sistemlere bağlı hayatlar, umutlar ve hayaller.

Sistem emreder ve kendini okumayı aklından bile geçirmediğin bir fakültede buluverirsin.

E ne yapalım, kader, der, oradan devam edersin. Dört yıl işkence gibi çekersin istemediğin bir bölümde okumanın kederini. Herkes anlar senin isteksizliğini ve oraya ait olmadığını… Duvarlar bile üstüne üstüne gelir. İnsanlar… Onlardan bahsetmiyorum bile.

Bir gecede değişir her şey…

Sınavlara girersin, iş ararsın, sorular çalınır, referansın! olmadığı için tüm kapılar yüzüne kapanır.

Şeriatın kestiği parmak acımaz.

Bilirsin hangi mesleğe uygunsun ama kaderdir, der geçersin.

Otuz beş yaşına kadar çarpışırsın tüm cephelerde. Bu sefer olacak, diye diye.

Bir sabah kahvaltı hazırlarken anlarsın her şeyi. Biraz göz yaşı döker ve dersin ki; artık ben de istemiyorum. Bundan sonra hayal ettiklerimi önüme getirip koysan bile almayacağım. Uzanıp almaya zahmet etmeyeceğim. Hayaller gerçekleşmesi gereken anda gerçekleşmeli. Artık çok geç.

Bu bir çeşit isyan mı yoksa artık yorulmuş olmanın verdiği bir bıkkınlık mı?

Artık dinlemiyorum insanları. Alaylı psikologluk yapmıyorum. Birini buldum mu, kafasını şişirene dek monolog yapıyorum karşısında.

Ve tuhaftır…

Rahatlıyorum.

 

 

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.