Aşk Bir Yanılgı.

2

Herkesin hayatında, geriye dönüp baktığında içini acıtan, Hayatın aslında ne kadar da acımasız olduğunu öğreten biri vardır. İlkiniz olmaz belki ama son olur, sonumuz olur. Daha doğarken başlayan gözyaşları, o gözleri kapayana kadar devam eder. Hayat hep en sevdiklerimizle gerçek yüzünü gösterir ve sınava tabi tutar. Kaybetmekten korktuğunu tek şey odur, elleri avuçlarınızın içinde bile olsa.
Konuşmayı pek sevmediğimden olsa gerek hep yazasım var. Ona yazasım, onu yazasım.

Hiçbir yazımla bir tek tebessümünü bile anlatamasa bile.
Kağıtların sığdıramadığı, kalemlerin tükendiği.
Hayatın aslını öğreten, bütün asılları ter düz eden, o.
En büyük güzelliklerle, en büyük acıları içinde barındırabilen, o.
Bir tek bakışı ile içimdeki her şeyleri çalabilen, o.
En iyi dost, en iyi hırsız, en derin yara, en iyi ilaç, o.

Hep muhtaç olunan bir anamı denk gelir yoksa insan onu tanıyınca mı aslında hep muhtaçlığını fark eder bu bilinmez. Gidecek olsa sanki daha önce zaten kimse yokmuş gibi kalakalırsın ortada. Aslında herkes gibiyken, hiç kimseymiş gibi gelir, sanki dünyada bir tek o tebessüm edebiliyormuş gibi, sırf tebessümü bile ilk onda görmüşsün gibi. Kendini hissettiğin andır ilk dokunuşu. O vardır, artık düşmanına bile sevgi dolu bakarsın. O vardır, geceler karanlık değil, kabus görecek olsan hayra yorarsın. O vardır, tamamlanmışsındır, muhtaçlığın, ihtiyaçların bitmiştir. Her şey anlam kazanır, tükenmez kalemin aslında tükendiğini bile sanki o kanıtlamıştır kainata. Yer çekimini bulan, ilk elektriği üreten, ağrı kesici ilacı bulan o gibi, herkesten farklı sanki. Onunla fark etmişsindir ne kadar güzel, yakışıklı olduğunu. İlk defa aynaya bakar gibi. Artık farklıymışsın gibi.

Hayatımda duyduğum en büyük yalandır “aşkın gözü kördür” dedikleri. Çünkü o yokken hiç göremediğimi fark ettim, ne kendimi, ne ağaçları, ne ailemi, ne dostlarımı kısaca her şeyi farkına, onun farkıyla görebildim. Aşk beni kör etmedi, iki göz daha ekledi, hem onla hem kendimle baktım her şeye. Aşkla hevesi birbirine karıştıran kör olur. Aşk hatalarını görmezlikten gelmek değildir.
Bütün ince ayrıntılarıyla görmek ve o haliyle kabul etmektir. Eğer değişsin istiyorsan aşk değil hevestesindir. Ve bu heves evlendiğin güne kadar ayağını yerden keser sonra pat diye yere bırakır.
Sonu boşanmadır, işte bu yüzden aşık olup da evlenenlerin evliliği kısa sürer. Aslında onlar aşık değil, sadece heves içerisindedir. Maalesef ki bu heves içinde olanlar evlenene kadar da bunun farkına varamazlar. Ve bir zamanlar kıyamadıkları en çok kırdıkları olur çıkar.
Eğer içinden keşke şu huyu da şöyle olsun diyorsan, senin o insanla evliliğin bir zulme dönüşücektir.

Hayat zordur, her şey tos pembe gitmez asla. Aşıkların tek derdi maşuktur ama. Hiçbir korkusu yoksa bile ölmek, ondan ayrı kalma ihtimali yer bitirir kişiyi. Aşık asla kavuşamaz sevdiğine, aşk sonsuzluk işidir. Maşukun hemen yanı başında da olsa asla birlikte değilsindir. Aşk sonsuz bir kavramdır, ve dünyada maşuka kavuşmanın ihtimali bile yoktur. Maşuka ancak ahirette kavuşabilirsin, artık ne ayrılık nede ölüm korkun vardır. Aşk zamanla kökleşir, evlenip birbirlerini yiyenler ise körden dahada ötedir, çünkü aşık olduklarını düşünürken aslında sadece heves içindedirler.

Aşk; asla doyamamak, kanamamak, ısınamamak, tam anlamıyla asla mutlu olamamaktır. Şartlar durumlar ne olursa olsun hep bir ihtimal daha vardır. Bu ihtimalin ne olduğun bulduysa aşıksındır.
Onun gözlerinin içine bakarken bile bu denli senin bu denli yakınken bile hep o ihtimal keser bir şeyleri. Eğer ben aşığım ve onunla tam anlamıyla mutluyum diyorsan yanılıyorsun, sen aşık değilsin.
Evlenmiş, eli avuçlarının arasındayken sızlıyorsa için, süzülüyorsa o bir kaç damla, aşka bir adım atmış ve o ihtimali bulma yoluna düşmüşsündür. Fakat evlenip de eskiye nazaran ufacık bir şeyler kaybetmeye başlamışsan, bu bir çığ düşmeden önce kopan ufak parçalardır. Arkadan gelen ise siler süpürür her şeyi. Ama tam aksine her şey dahada kökleşiyorsa, ikinci adımı atmışsın demektir.
Aşık olarak evlenmek istiyorum diyen bir insan bu aslında hayatında yapacağı en büyük yanlış olduğunun farkına çok geçmeden varacaktır. Aşk zorundalık değildir. Mecburiyet değildir. Aşk beklenemez, aşk yaşım geldi diye istenemez. Bu düşüncelere sahipsen hayatını felakete götürmek üzeresindir. Gözümde ikincisi olan hiç bir şeyin ilkinin önemi yoktur. Dolayısıyla aşkın ikincisi yoktur. İkinci kez aşkı yaşıyorum diyen ne ilkinde aşıktır, ne ikincisinde nede aşkı hayatı boyunca yaşayacaktır.
Ben ona aşığım ama o beni sevmiyor diyebiliyorsan sen aşkla ticareti birbirine karıştırmışsın, boşuna hiç uğraşma. Bir gün sevdiğim kadının gözlerinin içine bakmak nasip oldu, ağladım “neden ağlıyorsun” dedi, yalan söyledim şu anı yaşayabildiğimden dedim. Oysa o bir tek ihtimalden!..
Bir arkadaşım “aşkı ne öldürür” dedi yaşamak, bu dünya dedim güldü, “aşkı evlilik öldürür” dedi, gözlerim doldu. Artık maşuka dokunmayı aşkı öldüren bir silah görecek kadar kör olmuşuz.
Sonrada oturmuşuz aşka yalan demişiz hepimizde bunu yemişiz.
Eğer aşk yalan olsaydı on sekiz bin alem yaratılmazdı.

Bu sözlerimde sanadır maşuk, bu dünya sen kollarımdayken bile sana kavuşmama engeldi.
Yaşıyordum ama aşkı yaşayamıyordum hep bir ihtimal daha vardı. Sen kollarımdayken kollarım ola ki bir gün yoksun olacağına sızlardı. Fakat aşk öyle bir şey ki aylardır sesini duyamama rağmen bir an bile ayrılığı yaşatmadı.
Ayrılık; aşkla hevesi birbirine karıştıranların işidir.
Neyse aslında yazmak istediğim daha milyarlarca şey daha var ama okumaktan gözlerinin ağrıma ihtimali de var.
Sevdamı sığdıramadığım dünyamdan bu kadar yazmam yeter sanırım.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.