Bileğinde Diken İzi Olanın Sîmâsı mütebessim olur.

 

Hepimizin geçtiği yollar birbirine büyük fark oluşturmaksızın benzerdir. Yazarlar hayatın her alanına reçete sunmuştur. Yaşamın meşakkatli olan kısımlarının aslında insanlığa ait olduğunu ifade etmekle. Gerçeklerin farkına varabilmek bazen zordur. Kabullenemeyiz. Hayatımızda ki gidişatın geminin dümeni hangi liman’a varacağını bilememek. Yaşananın seni değiştirmesi etrafındakilerini daha yakından farkına varabilmek. Hepsi yaşama dahil olan unsurlar. Yaş ilerledikçe gelen olgunluk gibi belkide kimilerinde. Veya zor zamanların da verdiğin uğraş seni sen yapandır. Ve çoğu kez bunu göz ardı ederiz. Yanı aslında yaşadıklarımız. Bileğimizde ki diken izlerinin hiç biri boşa değil. Tümü bizi daha insânî yapan tecrübelerdir. Değişimin sonunda geçmişe gideriz zaman zaman düşünürüz dehlizlere dalarız. Sanki bitmeyecek olan derya gibi dalgıç oluruz adeta. Sonra bir an gelir bunları düşünürken nasılmışım. Şimdi kimim deriz kendimize. İyiye veya kötüye gidişatımızı sadece biz belirleriz. Kimse sizi kör kuyularda bırakamaz atsalar dahi ebediyyen orada kalmazsınız. O kuyudan çıkmak isteyen Hz.Yusuf’un en çaresiz anında yetişen “Allah var”, seni neden ihmal etsin..?

Bileğinde izleri olanın yüzünde ki tebessümünden anlaşılır.

Zira diken izleri onun gördüğü hakikatın yanında bir “Hiç” tir.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.