Ne güzel demiş o alemlere rahmet olan rahmeten lil alemin;

” لَتُـفْتَحَنَّ  الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَـلَنِعْمَ  الْأَمِيرُ  أَمِيرُهَا،  وَ لَنِعْمَ الْجَيْشُ  ذَلِكَ  الْجَيْشُ”
“Letüftehanne’l Kostantıniyyete, ve le ni’mel emrü zâlike’l emr, ve le ni’mel ceyşü zâlike’l ceyş”
“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.”
Konuya tam da buradan girmek aslında en doğru olan..
Girizgahı uzatmadan gelişme kısmını çokça tutarak.. Çünkü cümle sözlerin en güzelini Hadis-i Kutsi’de Efendimiz buyurmuşlar..
Bir müjde..
Bu müjdenin ardına nice ordular,nice komutanlar nice sultanlar düştü..
Ama sadece birisi muzaffer oldu..
‘Ya ben İstanbul’u alırım,ya da İstanbul  beni alır..’ diyerek kartal bakışlarını dikmişti o karaya..
Kendi hesaplamalarıyla döktürmüştü Şahin Toplarını..
İstanbul bir nazlı gelin gibi bekliyordu ve Padişah’da bunu çok iyi biliyordu..
Kimine göre cenk meydanıydı burası ama Sultan için bir düğün yeriydi..
Öyle ki bu düğün murada ermeliydi..
Hatta Haliç bile zincirlerinden kurtulmalıydı bugün..
Öyle de oldu..
72 gemi karadan yürüdü o gün..
Bir yanda Şahin Topları döverken surları bir yandan cengaverler tırmanıyordu surları..
Ama bir gecenin şafağı söktüğünde 72 parça donanmanın tamamı Haliç’i özgürlüğüne;İstanbul’u o kutlu sahibine teslim etmek için karadan yürümüştü..
Görenler buna inanamadı..
Bu gün bu düğün yerinin her yanında başka başka destanlar yazıldı..
Bir yanda eşi benzeri görülmemiş Şahin Topları..
Diğer yanda Haliç’e karadan yürüyen 72 parça donanma..
Ama diğer yanda bir başka destan var ki..
Vücudunda sayısız ok saplanmış;yine de üç hilal sancağı surlara dikmeyi başarmış ve yine bırakmamış Ulubatlı Hasan..
Bir düğün..
Bir cenk meydanı..
Tarih değişti..Dünyanın gidişatı bir anda değişti..
Çağ açıldı çağ kapandı bu cenk meydanı ile..
1000 yıllık bir imparatorluk çöküp yiterken yepyeni bir serüven başladı diğer yanda..
Bir müjde hakikat oldu..
Sultan surların önünde bir cenk meydanına baktı..
Etrafında Devlet-i Ala’nın kurmayları..
Yanında hocası..Akşemsettin Hocaefendi..
Şehre yavaşça yakınlaşırken Konstantin’in nazlı bir yar gibi onu beklediğini biliyordu..
Surlardan içeri girdiğinde dudaklarında Besmele vardı..Gönlünde ise bin şükür dua..
Bizans’ın zülm görmüş halkı yeni hükümdarlarını karşılamak için iki yandan çiçek atıyorlardı bu heyete..
Sultan Mehmet daha 21 yaşında idi..
Akşemsettin ise heybet-i vakar.. Sultanı Akşemsettin Hoca sanarak çiçekler ona yöneldi..
Mübarek mahcup olarak işaret edip:
-Sultanımız.. diyerek Sultan Mehmet’i işaret etti..
21 yaşında cihanı değiştiren, bir Peygamber müjdesine nail olan,çağ açıp çağ kapatan Sultan ise atını durdurdu.. Ve buyurdu:
-Hünkar biziz amma çiçekler ona layıktır..
Bu mübarek gecenin üzerinden 564 yıl geçti..
İstanbul tüm İslam alemi için hala aynı göz bebeği..
Türkiye’miz için ata yadigarindan ziyade bir müjdenin gerçekleştiği yer..
Fethin yıl dönümü kutlu olsun ey okur..

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.