“Filistin bir sınav kağıdı 

Her mü’min kulun önünde
De gerçeği yaz: Hakikat şehitliğe koşmaktır
De isyan çağır yolun açılır cennet köşelerine” dedi bir güzel adam.
Umudunu hiç yitirmeyen Müslümanlar için Filistin elbet bir gün çocukların zafer işaretlerinin karşılığını alacağı, İslam’ın sancak sancak büyüyeceği, Allah’ın miraç hediyemizi verdiği o kutsal yer.
Bugün Cahit Zarifoğlu’nun dediği “Her mü’min kulun önünde sınav kağıdı olan Filistin” imtihanından bir buçuk milyar müslüman olarak kaçımız geçtik? Kaçımız Filistin’in derdine düşüp “ne yapabiliriz?” diye düşündük? Cevap veriyorum; çok çok azımız…
Dünya müslümanları olarak zulme sessiz kaldıkça zulmün daha da büyüdüğünü, haksızlığa karşı sessiz kalmanın yeni haksızlıklara davetiye çıkaracağını bilmeyecek kadar aciz miyiz? “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır!” diyen bir Peygambere layık olabiliyor muyuz? Cevap veriyorum; Aciziz ve Rasulullah’a layık değiliz.
Peki arkadaş, bizler sınırlı silahı olan insanlarız. Allah kabul ederse bu zulme karşı Hakk’a yakarır, yalvarırız. Elimizde olan üç-beş kuruşu Filistin’e, küçük mücahitlere yollarız. Burada yazar, orada konuşur müslümanları davaya çağırırız.
Peki ya İslam dünyasının godomanları?
Onu bunu bilmem de arkadaş, “Filistin’in, Mescid-i Aksa’nın bu halinin sebebi kendini Müslüman addeden devlet yöneticilerinin/kralların o yumuşak koltuklarında/tahtlarında ses çıkartmadan oturmalarıdır. Allah müslüman devlet adamlarına “Adil olan hükümdar Allah’ın rahmet gölgesi ve yer yüzünde kalkanıdır!” hadisine muhatap olacak feraseti nasip etsin. Zira zulme sessiz kalmak en büyük adaletsizliktir!









