“Yüzünüzü yıkasanız iyi gelir belki.”
Ya, öyle mi? Teşekkürler.
” Renginiz soldu iyice. İyi misiniz?”
“Midem bulanıyor.” Sözcüklerimi sadece ben duydum sanırım. İçimden mi konuştum yine?
Yüzüme öyle şaşkın şaşkın bakmaya devam ediyor. Sanki o değildi daha az önce ; “orada oturmam, burada oturmam.” diye beni bunaltan.
” Bayılacağım sanırım.”
Gerisi karanlık…
Gerisi keskin bir kolonya kokusu. Başımda iki kişi. İş arkadaşlarım ikisi de. Birisi kolonyayı koklatıyor diğeri bileklerimi yine o keskin kokulu kolonya ile ovuyor. Personel odasının kirli koltuğunda yığılmışım.
Şef giriyor içeri. Toparlanmaya çalışıyorum. Saygıdan. Öyle öğretildi bize. Yaşça ya da makamca üstün biri girdi mi içeri; toparlanılır.
“Tamam tamam.” diyor kadın şef, anne edasıyla. Sanki daha bir saat önce beni yolcunun yanında delicesine haşlamamış gibi. Şimdi annecilik oynuyor. Şefkatli.
” İyi misin? Hasta mıydın bugün?”
” İyiydim şefim. Altı saat ara vermeden oturdum o kontuarda. Ondandır.”
” Kızım sen deli misin? Tuvalete de mi gitmedin?”
Mesanem son alarmlarını verirken mırıldanıyorum.
” Fırsat olmadı şef. ”
” Yemek?”
“Yemedim.”
” Su içtin mi?”
” Kontuarlarda su içmemiz yasak.”
Son cevabımı ukalalık olarak alıyor sanırım. Çünkü yüzündeki anne şefkati silindi.
” İyi. Kendine gelene kadar dinlen. Bir daha da kendini kaybedene kadar çalışma. Az önce önünde bayıldığın bakan müsteşarı çok telaşlandı.”
” Emredersiniz şef.”
Burnundan soluyarak dışarı çıktı.
Benim bayılacak kadar çalışmam değildi önemli olan ya da sağlık durumum. Önemli olan ‘ Çok Önemli Yolcularımızın’ telaşlanmamasıydı.
Biraz toparlandım. Tuvalete gidip insani! ihtiyacımı üç saatin sonunda giderdim. Midem bulandığı için yemek yiyemedim. Midemi bastırsın diye biraz kuru ekmek atıştırdım,kana kana su içtim ve modern dünyanın modern köleleri gibi işimin başına döndüm.
Ne de olsa eskiden bir kişinin aldığı maaşı dört kişiye bölüştürdükleri maaşı alan ve görünüşte çok havalı bir işim vardı ve ben bayılana kadar çalışan bir modern köleydim.
Kölelik ne zamandır yasaktı sahi?









