Dinle Ney’den Gönül Sesini

Her yolculuk insanı ‘içine’ yaklaştırmaz. Hatta kimi yollar insanı insanlıktan çıkarmak için döşenmiş şeytani bir düzenektir. Lâ mekân olabilmek, yolun muğlaklığını idrak etmek kadar ileri bir merhaledir. Gönül erleri bilirler ki müspet bir yol vardır tüm zamanlardan berî … O yol gönle açılır ve insanı masivadan uzaklaştırarak dergâhı izzete; yani Hak’ka ulaştırır. Öyle ki mavera hasretiyle tutuşan akıl, kurban değil aşk-ı cefa’ya talip olur ve kül eyler yüreğini, gamdan yana hiç eder.

İnsan’ı Kâmil’i temsil eden ney’in dertlerinden, ayrılıktan dem vurması da içerisinde büyük hikmetler; murâkabeler barındırır …

Bir şeker kamışından meydana gelen ney, üflendiğinde insanda kuvvetli bir bast hâli meydana gelir. Derler ki “Seyr-ü sülûk yolunun sabrı gerektiren meşakkat, ibtilâ ve imtihanlarıyla karşılaşan ney“vahy”in izini takip etme neticesinde olgunlaşır. Sonunda Allâh’ın sanat, hikmet ve kudretinin tecellî ettiği bir vâsıta hâline gelir. İnsanlar ondan sâdır olan derûnî hikmetlere râm olur ve vuslat yolunda mesâfe almaya başlarlar.”

Bu sesi duyabilenlerden gönüller sultânı Mevlânâ Celâleddîn der ki:

“Bişnev in ney çün hikâyet mi koned
Ez cüdâyihâ şikâyet mi koned

(Ney’i dinle ki bir hikâye anlatıyor; ayrılıklardan şikâyet ediyor.)

Der kamışlıkdan kopardılar beni
Nâlişim zâr eyledi merd ü zeni

Her kim aslından ola dûr ü cüdâ
Rûzgâr-ı vaslı eyler muktedâ

(Beni kamışlıktan kopardılar; feryatlarım erkek ve kadın herkesi ağlattı… Her kim aslından ayrı ve uzak düşerse hep vuslat zamanının izinde olur.)”

EyvAllah …
🌿

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.