Geleneksel bakış, anlayış ve gerçekliğin aksine, size aşkınızı duygularınızla değil, aklınızla yönetmenizi tavsiye ediyorum. Bunu yapmakla, asırlardır uygulanan ve alışageldiğimiz bir gerçekle savaştığımı biliyorum. Ama gerçekle savaşıyorum, ”doğru”yla değil. Yaşanılan bir gerçek var. Duygular aşkı ve aşığı esir alıyor. Ama bu doğru değil, yanlış. Çünkü aşkı ve aşığı yanlış yerlere, acı sonuçlara, hayal kırıklarına, ayrılıklara, hüsrana ve gözyaşına götürüyor. Bense gözyaşlarıyla ve aşk acılarıyla savaşıyorum. Yarım kalan sevdalara isyan ediyorum.
Ve uyarıyorum: Eğer aşıksanız ebedi, son derece mutluluk verici olmasını istiyorsanız, onu duygularınızla değil, aklınızla yönetin. Tamamen duygusuz olun demiyorum, bu zaten imkansız. Duygusuz aşk olmaz. Ama duygular yönetici değil, ”yönetilen” olsun. Aşka başlamak kolay, sürdürmek güçtür. Asıl önemlisi de onu başarıyla sürdürmek ve mutlulukla sonuçlandırmaktır. Duygularınızın esiri olup, aklı devre dışı bırakarak, ayrılıkla sonuçlanan bir aşkı mı istersiniz, yoksa aklınızın başarıyla yönettiği ve sonunda mutlu bir evlilikle taçlandırdığınız bir aşkı mı tercih edersiniz? Elbette ikincisini istersiniz. Hangi insan sevgilisine, hiç ayrılmamacasına kavuşmayı istemez? Sonsuza kadar birlikte olmak istemeyen insan var mıdır? Kesinlikle yoktur. Her insan, başladığı aşk maratonunu başarıyla tamamlamak, evlilik ipini göğüslemek, sevgilisiyle sonsuza dek mutlu bir beraberlik ister. Elbette bunu başarmak kolay değil. Bunu gerçekleştirebilmek için öncelikle kültürel bir alt yapı, tam bir sabır, azim ve kararlılık, özveri, bencillikten uzaklık, fedakarlık, samimiyet, insani ilişkilerde beceri, dini kültür, empati, hoşgörü, dua, sadakat, affedicilik, ayıp ve kusur görmeme, hayatı önce kendinde arama, tevazu, çalışkanlık, kendinden çok onu düşünme gibi erdemler lazım.
#siiresair
https://www.instagram.com/kerem.yldzz/










Kesinlikle oyle